Hayatın zor yanları

19 Mart 2018 Pazartesi, 11:30

Yaşamanın giderek zorlaştığı bir süreç. Kişinin her adımı, soluğu denetim altında. Farkında olunmadan yönlendiriliyor insan. İnsanın bireyselliği de kalmadı. Sağlıklı olunamayan, giderek karmaşıklaşan ve kaosasürüklenilen bir yaşama biçimi. Kendi iradesine sahip olunamayınca doğal olarak güdülüyor insan. Küresel emperyalizm insanın hemen bütün alanlarına müdahil.

Çılgınlığın boyutları ölçülemiyor. Neyin nerede ne olacağı kestirilemiyor. Ölümler bile artık metafizik bir gerilim, bir ürperti oluşturmuyor. İnsan ürpermiyor. İnsanlığın aklı başında değil. Hemen her anı yeni çılgınlığa yönelik. Haram, günah gibi olumsuzluklar insanın gündeminden çıkmış. Haram ve gayrı meşru olanla beslenilince hemen her olumsuzluk bu hayatın ve yaşama tarzının bir özü oluyor. Sınırsızlığın ölçüsü yok. Cinayetler, hırsızlıklar, soygunlar, gasplar, haramlarla yaşama bir hayat tarzı.

Hastalıkların bini bin çeşit. Bedensel hastalıkların çeşidi bilinemiyor. Ruhsal hastalıklar ise sınırsız.

Bunalım yüzyılı, olumsuzluklar giderek katmerleşiyor. İnsanın insana sevgisini şeyler belirliyor. Varlık, servet, para, makam ve güç ağırlıkta.

Hayatın ve yaşamanın tadı kalmadı.

Sahihlik yitti.

Müslümanlar özlerini ve dengelerini yitirdiler. Ne kadar olumsuzluk var ise onlara kapıldılar. Çünkü kendi değerleri ve kavramlarıyla yaşamıyorlar. Çıkarın, haramın, yalanın, iftiranın, çekiştirmenin, hak yemenin, haksızlığın, zulmün bir hayat ve yaşama tarzına dönüştüğü bir zaman, bir süreç. İdeallerden eser kalmadı. Görünümde ve sözde Müslüman. Bu yaşama tarzının üstünü örtmek için, sıradan ve günlük hamasi duygular köpürtülüyor. Bunlar da geçici. Bir süre sonra görünen yüzler yeniden ortaya çıkıyor. Bu yaşama tarzı gerçek yüzünü gösteriyor.

Savaşların, hakiki ve sahih olan mücadelenin de bir haysiyeti var. Onursuzluk, kirlilik, kişiliksizlik bir hayat ve yaşama tarzı olunca sahih ve iyi olan da görünmüyor, görülemiyor. İnsanın inandırıcılığı kalmayınca iyi olanlara bile inanılamıyor, güvenilemiyor. Neyin iyi, güzel ve sahih olduğu anlaşılamıyor.

Gündelik hayatları sahih ve temiz olmayanların rüyaları da sahih olmaz. Kirlilik bedene bulaştığı gibi ruha da bulaşır. Rüyalarımız bile kirlendi. Küresel hayatın bombardımanı altında rüyalarımıza giren şeyler de farklı.

Hâl ve davranışlar insanı bir ölçüde tanımlar. Bir insanı gerçek yüzüyle bilme ve tanıma uzun zamana bağlı. Olumsuz bir yüzün, kişiliğin kimi durumlar gerçeğiyle görünmeyi sağlar. İnsanın çıkarına, gerçek olmayan onuruna ve kişiliğine dokunulunca birden patlar, kendini ele verir.

Bilinçaltı bir insanın asıl kişiliğini belirleyen ve tanımlayanlar hayatı boyu biriktirdikleriyle dolu. Gerçek yüz ve niyet orada saklı.

Ne çok yorgun insan. Taşıyamayacağı, özüne ve ruhuna aykırı olanlara hamallık ettiği için. Her yabancılık insana yük. Bu yükler öte dünyaya taşınacak elbette. Bunların hesabını ve karşılığı verilemeyecek. İyilik ve güzellikleri kendisine ödül olur.

Bir Müslüman, hayatını iyilik ve güzelliklerle donandırmakla yükümlü. Onun asıl görevi ve ödevi bu. Çünkü insan sorumluluklarının bilincinde.

Haksız yere öldürülen her insandan insanlık sorumlu. Bir bireyin kurtarılması, hayata kazandırılması sorumluluğunda. Bir insanın katlinden de sorumlu. Kötülüklerin yayılması, yaygınlaşmasından da insanlık sorumlu. Göz yummak, sessiz kalmak, direnmemek, karşı koymamak insanlık ayıbı, günahı, suçu. Çünkü insanda, göz, kulak gibi duyular var. Dil, kalem ve söz gibi güçlü etkileyici unsurları var. Bunun içindir ki sorumluluktan kaçılamaz. (Milli Gazete)