Biri İran’la savaştırılacak, böyle buyurdu siyonizm

09 Kasım 2017 Perşembe, 10:46

Lafı eğip-bükmeden kısaca anlatalım, herkes, “Suudi Arabistan’da neler oluyor”sorusunun peşinde... Bakmayın öyle yüksek stratejik yaklaşımlar sergileyen, önümüzdeki 40 yıla uzanan analizler yapma telaşına düşen konuşmalara, işin başlangıcı da sonucu da paradır... Yani konu tamamen “duygusal...”

ABD Başkanı Trump ilk yurtdışı gezisini Suudi Arabistan’a yaptı. Bu geziye çıkmadan önce bölgeye dönük “trampet” çalmaya başlamıştı: ABD olarak yıllardır petrol zengini Körfez ülkelerini biz koruyoruz, bunun bir maliyeti var, Amerikan vergi mükellefi artık bu yükü taşımamalı, herkes biraz da kendi başının çaresine bakmalı...

Bu sözlerden sonra da bir teklif de geldi... Körfez NATO’su... Tarih içinde varlıklarını İngiliz-Amerikan korumasına bağlamış, karşılığını da petrol gelirlerinden fazlasıyla ödemiş bölge devletleri açısından bir panik haliydi...

Neyse... Trump geldi Suudi Arabistan’a... Yanına darbeci Sisi’yi de alıp bir küreye el basma ritüelleri falan... Bir de o ünlü kılıç dansı... Sonra bir haber: ABD, Suudi Arabistan ile 350 milyar Dolar’lık anlaşma sağladı, bunun 110 milyar Dolar’ı doğrudan silah alımını kapsıyor...

Suudi Arabistan’ı bilen herkesin, “İyi ama Suudlar’da bu para yok ki” tepkisiyle karşıladığı bir gelişme... Artık karşımızda petrolün varilinin 120 dolar olduğu dünyanın Suud’u yok, ülkenin tüm ekonomik dengeleri sarsılmış durumda, bir dönem dünyaya borç veren ülke borç arar hale gelmiş...

Ama Trump kararlı, 350 milyar Dolar’lık “vergiyi kesmiş”, parayı bekliyor...

Katar’a bu nedenle saldırdılar

Katar Yatırım Otoritesi (QIA) 350 milyar Dolar’lık bir fonu yönetiyor, rakam, Borsa İstanbul’da işlem gören tüm şirketlerin toplamının iki katıdır. Suud liderliğindeki Körfez ülkeleri, Mısır’la birlikte bu 350 milyar Dolar’a açıkça el koymak istediler. Bunun içinde Katar Emirlik ailesini ortadan kaldırmayı, bu ülkenin tüm varlıklarını gasp etmeyi planladılar, aylardır konuştuğumuz “Körfez Krizi” denilen olay bundan ibarettir. Türkiye buna izin vermedi, Erdoğan, Katar’ın yanında yer aldı, paraya el koyamadılar.

Bu durum, Suudi Arabistan’ın iç dengelerine yansıdı, 32 yaşındaki veliaht prens Muhammed bin Salman, bu kez,Trump’ın beklediği parayı “aile kaynaklarından”karşılamak zorunda kaldı. Şu ana kadar 1.200 prens ve eski bakanın, zengin işadamının banka hesaplarına el konulmuş durumda,Trump’ın beklediği 350 milyar Dolar yüksek ihtimal bulunmuştur!..

Zaten, Trump da hayli umutlanmış, şöyle bir açıklama yaptı: Suudi Arabistan’da kral ve veliaht prens ne yaptıklarını biliyorlar. Şu kötü davrandıklarından bazıları yıllarca ülkelerini sağdılar...

Tersten okuyun, “Suudi Arabistan’ı oranın prensleri değil, yalnız, ABD Başkanı sağabilir...”

Bir yandan Kuzey Kore krizini tırmandırırken diğer yandan Güney Kore ve Japonya’ya yüklü miktarda silah satışının yolunu açan bir ABD Başkanı ile karşılaşmış durumdayız, Erdoğan bence iyi yapıyor, bu türlerle fazla yakın mesaiye girmeyeceksin, konuşurken sırtın da duvara dönük olacak...

İran’la savaşır mı?..

ABD-İsrail ittifakının bütün amacı, “birilerinin”, ortalığa dökülüp İran’ı hırpalaması... Astana Süreci’nden sonra Türkiye’den umudu kesmiş durumdalar, zaten bize yapmadıklarını da bırakmıyorlar. Belli ki umutları, yaklaşık 100 yıllık, “aile içi uzlaşmaya dayanan” Suudi hanedan sistemini bir gecede yıkıp, dünyanın önüne “tek adam yönetimiyle” çıkan Muhammed bin Salman’da...

İşin diğer yanında ise artık İsrail’in Arap dünyası içindeki doğal uzantısı haline gelmiş Birleşik Arap Emirlikleri’nin veliaht prensi Muhammed bin Zayed el Nahyan var... Oluşturulan bu hatta, Sisi’nin de katılmasıyla, (yaptığı darbeyi destekleyenler Suud ve BAE’ydi, ağır borcu var) buyurun: İran’a karşı “Arap milliyetçi cephesi...”

Bu işe kalkışırlar mı, yüksek ihtimal... Şu ana kadar yaptıkları bunun işareti... Bu işin altından kalkabilirler mi, zayıf ihtimal, İran kolay lokma değildir, arkasında da “stratejik ortağı” Rusya kapı gibi duruyor...

ABD, kışkırttığı bir savaşın orta yerinde Suudlar'ı yarı yolda bırakır mı, Barzani’ye yaptığı gibi, bırakır, çünkü “parçalanmış Suudi Arabistan” daha kolay lokma haline gelecektir...

Ortadoğu şu anda “Öğlen Hz. Ali için minareden sala okuyup akşam yemeğinde Muaviye ile masaya oturanların” kontrolünde gözüküyor. Başbakan Yıldırım da bugün ABD Başkan Yardımcısı Pence ile görüşecek, Washington’un Türkiye-İran yakınlaşmasına dönük bir hazırlığı olduğu yönünde bilgiler de var...

Dikkatli ve soğukkanlı olmakta yarar var... (Star)