Salât ve Selâm Duası

24 Şubat 2010 Çarşamba, 23:00

Amr İbnu Rabi a radiyallahu anh anlatıyor: "Rasulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Bana salâvat okuyan bir mü min yoktur ki ona melekler rahmet duasi etmemiş olsun. Bu, bana salâvat okuduğu müddetçe devam eder. Öyleyse kul bunu, ister az ister çok yapsın!" “Kim bana bir kere salât ederse; Allah Teala ona on salât eder, on günahını siler, on kat derecesini artırır.” (Es-siracü’l-Münir, Beyhakî)

Hz.Peygamber (s.a.), adı Muhammed veya görevi gereği rasûl/Rasûlullah sıfatlarıyla kelime-i şehâdette, ezanda, kâmette, tahiyyât, salli-bârik dualarında ve başka dualarda, her Müslüman tarafından her gün defalarca sevgi ve saygıyla anılmaktadır. Peygamber e sevgi ve saygının bir gereği de, Yüce Allah ın emrettiği gibi, ona salât ve selâm getirmektir: "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi överler: Ey inananlar! Siz de onu övün, ona salât ve selâm getirin." (Ahzâb, 33/56) Bu âyetteki "salât" kelimesi için, genellikle "övmek" anlamı verilirse de, "örnek almak/göstermek" anlamı da verilebilir. Hz.Peygamber in (s.a.) adı anıldığında, duyulan derin bağlılığı göstermek üzere, sağ ellerini kalplerinin üstüne getirerek salât ve selâm duası yaparlar.

Salâtu selâmın en kısası, "Allahümme salli alâ Muhammed" biçimindedir. Salli-Bârik, Salât-ı Tefrîciyye ve Salât-ı Münciye gibi türleriyle Salavât-ı Şerîfe ler ise, daha özel, uzun ve ayrıntılı salâtu selâm dualarıdır. Salâtu selâm dualarını okumaya, Türkçe’de, bağlılığını bildirmek ve göstermek anlamında "salevât/salâtu selâm getirmek" deriz.

Hz.Peygamber (s.a.), yanında adı anıldığı halde sevgi cimriliği yaparak salâtu selâm getirmeyenin cimrinin teki olduğunu (Tirmizî, daavât, 101) belirtmiştir.

Hz.Muhammed i (s.a.) sevgi ve saygı (tazim) ifade eden "Hz.Muhammed, Hz.Peygamber, sevgili peygamberimiz, habîb-i ekrem, rasûl-i ekrem, server-i kâinât:evrenin efendisi, iki cihan güneşi" gibi sözlerle anmak da, salât ve selâmın bir uzantısıdır.

Ehl-i Beyt Sevgisi

Hz.Muhammed i (s.a.) sevmek, onun evladını, aile halkını, ashâbını ve bütün ona bağlananları sevmek demektir. Bunlara, geniş anlamda "ehl-i beyt" denir. Peygamberimizin veda hutbesinde Müslümanlara bıraktığını söylediği iki önemli şeyden, birisi Kur an-ı Kerim dir, öteki ehl-i beytidir. (Müslim, fedâilü s-sahâbe, 36)

Peygamber Sevgisinin Sonucu ve Karşılığı
Hz.Peygamber (s.a.) kıyametin ne zaman kopacağını soran birine, ne gibi hazırlığı olduğunu karşı soru olarak sordu. Pek hazırlığı olmadığını, ama Allah ve Rasûlü nü sevdiğini söyleyince, şu müjdeyi verdi: "Öyleyse sen, sevdiklerinle beraber olacaksın." Peygamberimiz in ashâb-ı kirâmı, bu müjdeye çok sevinmiştir. (Buharî, fedâilü ashâbi n-nebî, 6, edeb, 95; Müslim, birr, 161-165) Bu müjde, şartlarına uyduğumuz takdirde, bizim için de gerçekten sevindirici bir müjdedir.

İmam Ali Zeyn el-Abidin in, Allah (c.c) a Hamdu Senadan Sonra Şöyle Dua Etti;..

... Ve hamd Allah’a ki, ne kadar büyük olursa olsun hiçbir şey karşısında âciz kalmayan ve ne kadar ince ve zarif olursa olsun hiçbir şeyi gözden kaçırmayan kudretiyle, peygamberi Hazreti Muhammed -Allah’ın salatı ona ve soyuna olsun- ile eski ümmetlere ve geçmiş asırlara değil, bize minnet koydu; böylece bizi ümmetlerin sonuncusu kıldı; inkârcılara karşı bizi tanıklar yaptı ve nimetiyle, az olanlar karşısında sayımızı çoğalttı.

Allah’ım, o halde vahyinin emini, yaratıklarının seçkini, kullarının arasından seçip beğendiğin, rahmet imamı, hayır önderi ve bereket anahtarı olan Muhammed’e salat eyle (derecesini yücelt); nasıl ki o kendini senin işin için adadı; bedenini senin uğruna eziyetlere maruz bıraktı; (insanları) sana doğru çağırırken yakınlarıyla açıkça çelişti; senin rızan uğruna kabilesiyle savaştı; dinini ihya etmek için akrabalarıyla ilişkisini kesti; inkâr ettikleri için yakın olanları uzaklaştırdı; sana icabet ettikleri için uzak olanları yakınlaştırdı; senin yolunda en uzak kimseleri dost edindi; en yakın kimselere düşman kesildi; elçiliğini iletmek için kendini yordu; (insanları) dinine davet etmekle kendini nice zahmetlere soktu; uğraşı, davetine muhatap olanları öğütlemek oldu; dinini aziz kılmak, güçlendirmek ve sana karşı küfre sapanlara galebe çalmak amacıyla gurbet diyarlarına; doğup büyüdüğü, yakınlarının bulunduğu, taşını, toprağını tanıdığı vatanından uzak yerlere göç etti; ve nihayet, düşmanlara karşı elde etmek istediği başarıyı, dostların için öngördüğü sonucu tastamam elde etti. Senden medet umarak, güçsüz olduğu halde senin yardımınla güç kazanarak düşmanlarının üzerine yürüdü; evlerinin içinde onlarla savaştı; karargâhlarının tam ortasında onlara saldırdı. Derken, müşriklerin istememesine rağmen senin dinin aşikâr oldu, kelimen yüceldi.

Allah’ım, senin yolunda çekmiş olduğu zahmetler karşısında O’nu cennetinin en yüce derecesine yükselt. Öyle ki, derece bakımından kimse onunla eşit olmasın; makam bakımından kimse ona denk olmasın; katında hiçbir mukarreb melek ve hiçbir mürsel peygamber onunla boy ölçüşemesin. Ve onu, tertemiz Ehl-i Beyti ve mü’min Ümmeti hakkında kendisine vaad ettiğin güzel (kabul edilen) şefaatin en yüce mertebesiyle tanıştır. Ey vaadi geçerli olan, sözüne vefa eden; ey kötülükleri kat kat fazlasıyla iyiliklere dönüştüren (yüce Allah)! Hiç kuşkusuz, sen büyük lütuf sahibisin..(Hazretin Sahife-i Seccadiye isimli Dua Kitabından)

Ettehiyyâtü

Dil ile, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah a dır. Ey Peygamber! Allah ın selamı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun. Selam bizim üzerimize ve Allah ın bütün iyi kulları üzerine olsun. Şahitlik ederim ki, Allah tan başka ilah yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Muhammed, O nun kulu ve Peygamberidir.

Allâhümme Salli

Allah ım! Muhammed e ve Muhammed in ümmetine rahmet eyle; şerefini yücelt. İbrahim e ve İbrahim in ümmetine rahmet ettiğin gibi. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.

Allâhümme Barik

Allah ım! Muhammed e ve Muhammed in ümmetine hayır ve bereket ver. İbrahim e ve İbrahim in ümmetine verdiğin gibi. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.

Salat-ı Tefriciye

"Allahım! Bizim Efendimiz Muhammed e (sav) kusursuz bir salât ve rahmet, mükemmel bir selâm ve selâmet vermeni diliyoruz. O Peygamber ki, onun hürmetine düğümler çözülür, sıkıntılar ve belalar onun hürmetine açılıp dağılır, hacet ve ihtiyaçlar onun hürmetine yerine getirilir. Maksatlara O nun hürmetine ulaşılır, güzel sonuçlar O nun hürmetine elde edilir. O nun şerefli yüzü hürmetine bulutlardaki yağmur istenilir, Allah ım, onun ehl-i beytine, ashabına da her göz kırpacak kadar zamanda (her an, saniye) her nefes alacak zamanda sana malum olan varlıklar sayısınca salât et."

Azad Kılıçaslan


ÇOK OKUNAN HABERLER
Bugün
Bu Hafta
Bu Ay