Doyar: Eğitim programını biz belirlemiyoruz

Doyar: Eğitim programını biz belirlemiyoruz

HÜDA PAR Eğitim İşleri Başkanı M. Ali Doyar, "Yaşadığımız bu memlekette eğitimciler nasıl yetiştiriliyor diye bir bakmamız gerekiyor. Yani eğitimci şöyle veya böyle olmalı dediğimizde sanki elimizdeymiş gibi, eğitim müfredatını, programını biz belirliyoruz gibi konuşmamak gerekir. Çünkü bu programlar elimizde değil. İşin acı tarafı da budur." dedi.

Doğruhaber'den Enes Durmaz'ın özel haberi:

Çocuğunun ahlaklı ve topluma örnek bir birey olarak yetiştirilmesini isteyen velilerin ilk tercihi İmam Hatip okulları oluyor. Hal böyleyken İmam Hatip okullarındaki eğitimlere de eğitimi veren öğretmenlere de dikkat edilmesi gerekiyor. Dindar-Örnek bir nesil yetiştirmek için çaba sarf edilirken aynı hassasiyetin eğitmenlerde görülmediği eleştiri konusu oluyor. Yeni atanacak 20 bin öğretmen için mülakatların devam ettiği bugünlerde hem veliler hem de eğitimciler örneklik teşkil etmeyen öğretmenler konusunda muzdarip. Veliler, biz nasıl ki çocuklarımız için ahlaklı ve örnek bir birey olsunlar diye İmam Hatip okullarını tercih ediyorsak, bu okullara öğretmen atayacakların da bu okullara uygun eğitimcileri ataması gerektiğini ifade ediyor.

İMAM HATİP ÖĞRETMENLERİ ÖZEL OLARAK SEÇİLMİYOR

Konuyu Doğruhaber Gazetesine değerlendiren Eğitim Bir Sen Küçükçekmece Şube Başkanı Yusuf Sabaz, “İmam Hatip öğretmenleri özel olarak seçilmiyor. Öğretmenler, bütün liselere tercih yapabildikleri gibi tercih yapıyorlar. Proje İmam Hatip okulları dışında öğretmen seçimi söz konusu değil. Şu anda sivil kıyafet uygulaması mevcut. Daha önceden bayan öğretmenler başörtüsü takmak dışında istediği gibi giyinebiliyordu. Ama bu uygulama daha çok başörtülü olanlar da başörtüleriyle gelebilsin diye yapılan bir uygulamadır. Öğretmenlerin kılık kıyafetlerinin topluma ve öğrenciye uygun olması konusundaki bir tarz çalışma yönetmelik değil de daha çok yerindelikte yapılabilecek bir durumdur. Yani bu kurumun müdürü, idarecileri ve çalışanlarıyla beraber oluşturulacak ambiyansla buradaki öğretmenlerin giyim kuşamlarına biraz daha dikkat etmeleri istenebilir. Ya da başka bir lisede eğitim vermeyi kendi istekleri çerçevesinde sağlanabilir.” dedi.


Eğitim Bir Sen Küçükçekmece Şube Başkanı Yusuf Sabaz

‘YENİ İMAM HATİPLER KENDİ KİMLİĞİNİ VE RUHUNU HENÜZ KAZANMADI'

İmam Hatip okullarının çok hızlı bir şekilde yaygınlaştığını ifade eden Sabaz, “Kervan yolda dizilir misali bu problemler süreç içerisinde çözülebilecektir. İmam Hatipler kendi kimliğini ve ruhunu henüz kazanmadı. Bu ruhu kazananlarda bu problemler gittikçe azalıyor. Kimileri de ideolojik olarak tavır takınıyor ve bilerek ve isteyerek uygun olmayan kıyafetleri giyme yoluna da gidebiliyorlar. Bu tamamen oradaki öğretmen, idareci arkadaşların gerekli iklimi oluşturmasıyla ilgili bir şeydir. Bu oluştuğunda herkes kendine çeki düzen verecektir. Mesela nasıl ki açık giyinen bir bayan camiye gittiğinde başını örtüyor, eteğini giyiyorsa İmam Hatip okullarımıza gelen öğretmenlerimiz de buna dikkat etmelidir. Çünkü İmam Hatipler de bir nevi caminin farklı bir konseptidir. Birçok caminin cemaatinden daha fazla imam hatip mescitlerinin cemaati vardır. Dolayısıyla genel anlamda bu iklimi, İmam Hatip iklimini oluşturdukça bunun azalacağına inanıyoruz. Süreç içerisinde, doğal akışı içerisinde yapılabilir. Bazı aşırılıklar söz konusu olduğunda da idareciler tarafından gerekli uyarılar yapılabilir veya veliler de aynı şekilde rahatsızlıklarını dile getirebilirler. O zaman okul idarecilerinin de elleri kuvvetlenmiş olur.” şeklinde konuştu.

‘EĞİTİM MÜFREDATI TOPLUMUN DEĞERLERİYLE UYUMLU OLMALIDIR'

Toplumun Müslüman olduğunun ve eğitim müfredatının da İslami bir yapıda olması gerektiğine vurgu yapan HÜDA PAR Eğitim İşleri Başkanı M. Ali Doyar da, “Yaşadığımız bu memlekette eğitimciler nasıl yetiştiriliyor diye bir bakmamız gerekiyor. Yani eğitimci şöyle veya böyle olmalı dediğimizde sanki elimizdeymiş gibi, eğitim müfredatını, programını biz belirliyoruz gibi konuşmamak gerekir. Çünkü bu programlar elimizde değil. İşin acı tarafı da budur. Yani evvela bu programların, yetiştiren fakültelerin ve bunlarla beraber edebiyat fakültelerine bakmak gerekiyor. Yani eğitimci yetiştiren bu fakültelerin programları ideal dediğimiz düzeyde mi? ideal olan seviye şudur ki; bu toplumumuzun bir gerçekliği var. Bazıları bunu kabullenmese bile bu toplumumuz Müslümandır. Bu toplumumuz ahlaki, insani değerlerini, komşuluk ilişkilerini, aile yapısını, toplum yapısını İslam'dan alır. Bunları mutlaka esas almak, müfredat programının hazırlarken kendisine, ailesine, içinde bulunduğu topluma faydalı bir birey yetiştirecek olan eğitimcinin de bu tarz üzere bunları esas alarak yetiştirilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.  


HÜDA PAR Eğitim İşleri Başkanı M. Ali Doyar

‘ÖĞRETMEN BİRÇOK YÖNDEN ÖĞRENCİ ÜZERİNDE ETKİLİDİR'

“Eğitimcinin ders verdiği öğrenci üzerinde hem müspet hem de menfi yönde etkileri oldukça yüksektir.” diye konuşan Doyar son olarak şunları söyledi: “Bu etkilerin müspet yönde olabilmesi için ahlakıyla, konuşmasıyla, giyim kuşamıyla, tavırlarıyla tüm bu özellikleriyle eğitmenin öğrenci üzerinde tesir bırakması gerekiyor. İnsana en güzel şekli veren, ona en güzel ahlakı kazandıran, onu olgunlaştıran, faydalı hale getiren İslami değerlerdir. Kişi özellikle de İHL'de öğretmenlik yapan, eğitmenlik yapan kişi İslami değerleri, İslam'ın bize sunmuş olduğu değerleri ne kadar üzerinde bulundurursa o kadar müspet yönde mesajlar verir, öğrenciler üzerinde de o kadar müspet yönlü tesirde bulunur. İslam'dan ne kadar uzaklaşırsa İslam'ın ortaya koymuş olduğu kişi profilinden ne kadar uzaklaşırsa öğrenciler üzerindeki etkisi de o kadar menfi olacaktır.”       

‘ÇOCUKLARIMIZI DEĞİL EĞİTMEK TEMİZ FITRATLARINI DA BOZACAKLAR'

Çocuğu imam hatipte okuyan velilerden Ahmet Deniz, “Benim iki çocuğum imam hatip okuluna gidiyor. Çocuklarımı imam hatip okullarında okutmamdaki amaç, çocuklarıma iyi bir eğitimin yanı sıra dini bir birikime sahip olmalarını, Kur'an öğrenmelerini, peygamberini tanımalarını ve topluma faydalı ahlaklı örnek bireyler olmaları için gönderiyorum. Ancak çocuklarımızı eğiten kimi öğretmenleri görüyoruz. Maalesef yaşam stilleri gereği genel ahlaka bile uymayan kıyafetler içerisinde okula gelip gidiyorlar. Hele hele bu genel ahlaka uymayan kıyafetler içerisindeki öğretmenlerin görevli oldukları imam hatip okullarının felsefesine de uymayan düşünceler içerisinde olmaları halinde vay çocuklarımızın haline. Bütün öğretmenlerimizi tenzih ediyorum ancak bu düşünce ve uygun olmayan kıyafetler içerisinde çocuklarımızı sözde eğitecek kimi öğretmenler, çocuklarımızı değil eğitmek temiz fıtratlarını da bozacaklardır, bunun önünün alınması için idarecilerin bazı kurallar ortaya koyması lazım” diye konuştu.

‘MÜSLÜMAN TOPLUMUMUZUN DİNİ VE ÖRFİ ADETLERİNE UYMAYAN GİYİMLER…'

Bir diğer veli Mustafa Güzel ise, “Çocuğum imam hatip ortaokuluna gidiyor. Bu okulu tercih etmemdeki sebep, Müslüman bir birey olarak çocuğuma aile içerisinde verdiğimiz eğitimin yanısıra yarınlara dair yetişecek örnek bir neslin içerisinde görmek istiyorum. Çocuklarımızı batı kültürü ile yetiştirmek istemiyoruz. Çocuklarımızın örnek bir nesil olmasını istediğimiz gibi öğretmenlerimizin de örnek eğitimciler olmasını arzuluyoruz. İmam hatip okullarında Müslüman toplumumuzun dini ve örfi adetlerine uymayan giyimler içerisindeki bir bayan öğretmenin çocuklarımıza vereceği eğitimin hiçbir faydasının olacağına inanmıyorum. Diğer yandan Müslüman bir aile çocuğunun İslami ve Kur'ani düşünceler içerisindeki hayat tarzının, ters orantılı bir görüşe sahip öğretmence okulda vereceği bir eğitim ya da felsefik bir bilgiyle geleceğe hazırlanan temiz dimağlı çocukları nasıl da bozabileceğini hesap etmek gerekir diye düşünüyorum.” diyerek yetkililerin bu konuda gereken hassasiyeti göstermesini istedi.