Kürdistan konusunda suhulet ve itidal çağrısıdır

17 Eylül 2017 Pazar, 12:14

Müslüman Kürtlerin diğer Müslüman kavimlerden ne eksik ne de fazlası vardır. Allah'ın nezdinde tarağın dişleri gibi eşit oldukları gibi dünyada da her alanda eşit olmalıdırlar. Şu anda diğerleri ile eşit olduklarını kimse söyleyemez. Ancak şunu da unutmayalım ki durumları Kürtlerden çok daha kötü olan Müslüman kavimler de vardır.  

Kürt olmayan Müslümanların da “Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun.” Emri uyarınca bir Kürt gibi Kürtlerin haklarını savunması gerekir. Bu şekilde mazlum Kürt'lerine özellikle Kürt olmaları nedeniyle uğradıkları haksızlıklar karşısında Kürtlerden daha fazla mücadele eden bedel ödeyen Türk, Laz ve Boşnak asıllı Müslümanlar biliyorum.

Buraya kadar sorun yok. Sorun şurada, ümmet parçalanıp dağıldıktan sonra galip gelen emperyalistler bazı ödünler/bedeller karşılığında bazılarına devlet lütfettiler. Şimdi soru şu Kürtler de onlar ne vermişlerse verip devlet sahibi olsunlar mı, olmasınlar mı?

Emperyalistlerin ne istedikleri aşağı yukarı bellidir. “Ver dinini al devletini”  Buna İslam'dan uzaklaşmış birileri rahatlıkla şunu diyebilir, “bizim zaten dinimiz yok ki, istediklerini verelim gitsin”. Bir Kürt devleti düşünün “ ezanı Kürtçeleştirmiş, Âlimlerimizi asmış, Kuranı yasaklamış, Kürtlerin hicabını yasaklamış” Böyle alçak bir devlet Kürt olarak benim için ancak utanç vesilesi olur. Böylesi dinsiz cahiliye devletini yıkmakla mükellef olan Müslümanın böyle bir devletin kurulmasından yana olması akidesini sorgular hale getirir.

Devlet, sonuçta toplumun işlerini kolaylaştırmaya yarayan bir aygıttır, bir hükmi şahsiyettir. Hizmet ettiği topluma göre değerlenir ve ya değersizleşir. İslam'a hizmet ediyorsa değerli, şirke hizmet ediyorsa çöpe atsan çöplüğü dahi kirletecek kadar değersizdir. Aziz dinimizi asla böyle bir aygıtla (devletle) değişmeyiz. Devletsizliğe razı olur, dinsizliğe razı olmayız.

Türklerin Arapların devletleri var ama maalesef bu devletler “İslam” devletleri değil aksine İslami talepleri cezalandıran devletlerdir. Bu ülkelerde İslam davetçilerine verilen cezalar seri katillere uyuşturucu ve fuhuş çetelerine verilen cezalardan daha ağır olup infazları daha ağır şartlarda gerçekleştiriliyor çıkarılan aflardan yararlandırılmıyorlar.

Kurulacak bir müşrik devlet Kürtler tarafından gerçekleştirilecek olursa buna ilk karşı koyanların Kürt Müslümanlar olması gerekir. Kavmimizi zulümden men etmek adına bu bizler için çok daha önemli bir görevdir. Biz bunu pratiğimizle ortaya koyduk. Yasinlerimizin katillerinin bir de “devlet“ olduklarını düşündüğümüzde tüylerimiz diken diken oluyor.

Böyle bir kaygı taşımadan nasıl olursa olsun yeter ki Kürtlerin bir devleti olsun demek Müslümanca bir tavır değildir. Ancak ırkçılıkla izahı kabildir.  Bizler, ilke olarak Müslümanların devletinin de “İslami” olmasını “HAK”, aksini “HAKSIZLIK” olarak görüyoruz.

Bir kavim, bağımsız bir devlet kuracak ise şuna bakarız İslami ise yardımına koşarız, müşrik ise karşı koyarız, meşkûk(şüpheli) ise o ülkedeki Müslümanların görüş ve kanaatine bakarız. Müslümanlar “bu bizim lehimize olacaktır, bunu ileride İslamileştirme şansımız yüksektir, ya da bu hayatımız daha da zora sokacaktır” diyorlarsa onların yanında durmak onlara destek olmak zorundayız.  Böylesi meşkûk durumlarda Müslümanların bir kısmının sanki İslam devleti kuruluyormuş gibi savunması, bir kısmının da müşrik bir devlet kuruluyormuş gibi karşı koyması, ümmetin hayrına değildir.

Temkinli olmak olayları suhuletle takip etmek ve itidalli olmak gerekir. Vesselam.

(Doğruhaber)