yazar_isim
2012-01-31

Ey elbisesine bürünen! Gecenin az bir kısmı (üçte biri) hariç kalk; -onun yarısı veya ondan birazını kıs yahut onun üzerine artır.- Ve Kur’an’ı tertil üzeri (tane tane ve her harfin hakkını vererek) oku! Şüphesiz biz sana ağır bir söz (Kur’an) vereceğiz.” (Müzzemmil Sûresi: 73/1-5)

Resulullah (s.a.v); müşrikler ’in: “O bir kâhindir” sözü karşısında üzüldüğü ve elbisesine sarılıp durduğu bir sırada, Cibril’i emin gelip vahyin bu kısmını kendisine tevdi etmiştir. (Fahreddin er-Razi)

İbn-i Kesir’e göre: “Ya müzzemmil’el- Kur’an/Ey Kur’an taşıyıcısı!” anlamındadır.

Kur’an taşıyıcısı olan, onun bütün emir ve nehiylerinden sorumlu olan Resulullah (s.a.v), artık bir an olsun yerinde duramazdı. Rabbinden aldığı sorumluğu eksiksiz yerine getirecek ve insanlara onun tebliğini ulaştıracaktı. Bu ağır sorumluluk altına girmiş olan bir zatın, artık istirahatinden de büyük ölçüde feragat etmesi gerekiyordu. Geceleri uzun uzadıya yatma vakti artık geride kalmıştı. Nitekim Hz. Hatice validemiz: “Ya Resulellah! Biraz istirahat etsen olmaz mı?” sözü karşısında: “Ey Hüveylid’in kızı, artık bundan sonra istirahat yoktur, istirahat vakti artık geride kalmıştır.” diye cevap vermiştir. Evet, artık onun için istirahat vakti geride kalmıştı. Zira o, ağır bir sorumluluğun altına girmişti. Mübarek ayakları şişinceye kadar ibadet ediyordu. Kıyam ve kıraatını o kadar uzatıyordu ki, ayakları çatlıyordu. Zira Risâlet görevini hakkıyla yerine getirmesi için, Rabbine kurbiyyet derecesinde yakın olması gerekiyordu. Bunun yolu da ibadetlere sarılmaktan geçmekte idi.

Allah Azze ve Celle, Resulüne gecenin önemli bir kısmında uyanık olmasını istiyor ve Kur’an’ı tertil üzeri okumasını emrediyordu. Gece ibadetinde Kur’an ayetlerini harf be harf okuyup kıraat etmesi gerekiyordu ki, ayetlerin mana ve mefhumunu iyi anlamış olsun. Zira o ayetlerin her birisini hayatında yaşaması gerekiyordu. Onun için ayetler üzerinde iyi düşünmesi ve hakkıyla anlaması gerekiyordu. Rabbi ona “ağır bir söz” tevdi etmişti. Bu ağır sözden kaynaklanan sorumluluğunu iyi anlaması ve ona göre bir pozisyon belirlemesi lazım geliyordu.

Allah (c.c), Peygamberine yüklettiği Kur ’ani sorumluluğunun aynısını, mükellef olan mümin kullarına da yükletmiştir. Her Müslümanın da Kur’an’ı Kerimi tertil üzeri okuması, onun mana ve mefhumunu anlaması ve mucibince amel etmesi gerekir. Kur’an’ı son sür ’at okuyup geçmesi ve bir daha da arkasına bakıp durmaması buradaki ayetlerin ruhuyla çelişmektedir. Zira buradaki ayetlerde “ağır bir sorumluluk ”tan söz edilmektedir. Bu ağır sorumluluğun getirdiği mükellefiyet üzerinde düşünüp tefekkür etmek ve her ayetin hassas terazisinde tartılıp hayatın onunla çelişip çelişmediği, onun boyasıyla boyanıp boyanmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

Resulullah (s.a.v)’in güzidin ashabı, şu veciz sözle İslami eğitimin mihverini ve ana eksenini ortaya koymuşlardır: “Biz Resulullah (s.a.v)’den hem ilim hem de amel öğreniyorduk!” Onlar, onar ayet alıp, üzerinde çalışıyor ve onları hayatlarına geçirdikten sonra, on ayet daha alıp, aynı şekilde onların üzerinde çalışıyorlardı. Hz. Ömer (r.a)’in yalnız bakara suresi üzerinde sekiz hatta on altı yıl çalıştığı rivayet edilmektedir. Bilindiği gibi bakara suresi ahkâm suresidir. Bu sure-i celile, önemli hükümleri içermektedir. Onun, özellikle bu sureye odaklanması, kuşkusuz onun adalet anlayışını şekillendirmiştir.

Tabiin dönemine şahit olmuş olan Ashap (r.a), onların Kur’an’ı kerimi sür ’atla okuyup mana ve mefhumuna ve özellikle de ameli yönüne gereği kadar ehemmiyet vermediklerine şaşırmışlardır. Oysa tabiin, ashaptan sonra en hayırlı karn/nesil oldukları Resulullah (s.a.v) tarafından müjdelenmiştir. Buna rağmen, onların döneminde bile, Kur’an’ın ameli yönüne gerekli ihtimamın gösterilmediği, ashabın vermiş olduğu haberle öğrenmekteyiz. Tabiin döneminde olan huzursuzluklar ve ciddi çalkantılar da bundan kaynaklanmış olsa gerek.

Yine tabiin dönemine tanık olan ashaptan şu önemli tespiti de öğrenmiş bulunmaktayız. Şöyle demektedirler: “Biz Resulullah (s.a.v) döneminde farza verdiğimiz ehemmiyetin aynısını sünnete de veriyorduk. İkisi arasında hiçbir fark gözetmiyorduk. Ancak şuan görüyoruz ki Müslümanlar, farza verdikleri ehemmiyetin aynısını sünnete vermemektedirler.” Ashap (r.a) Resulullah (s.a.v)’in meclisinde bulundukları zaman adeta cansız bir varlık kesiliyor ve Resulullah (s.a.v)’in mübarek ağzında çıkan bir tek harfi kaçırmamak için özen gösteriyorlardı.

İslam’da eğitim derken, hem ilim hem de ameli kastediyoruz! Yaşanılmayan ilmin sahibine bir fayda sağlamayacağı kesindir. Hatta ayeti kerime, bu durumda olan insanları kitap yüklü merkebe benzetmektedir. İnsanlığın hidayeti için gönderilen Kur’an ve onun tefsir ve tatbikatı olan Resulullah (s.a.v)’in pak olan sünneti, insanlar yaşasın ve hayatlarını onunla idame etsinler diye önlerine konulmuştur. Yaşanılmayan Kur’an ve Sünnetin, insanların hayatını kurtarması ve onlara mutluluk getirmesi beklenilmemelidir.

İslam eğitimi sağlayan muallim ve Seydaların, işin ilmi boyutuyla beraber özellikle ameli tarafına da büyük önem atfetmeleri gerekir. Bu toplumun içinde yaşayan neslin, sayısız münkeratla kirlendikleri hepimizin malumudur. İslami eğitime tabi tuttuğumuz insanlarımızın, maruz kaldıkları bu olumsuzluklarını göz önünde bulundurmadan ve bulaştıkları kirlerden arındırmadan İslami eğitime yönelik atılacak her adımın, sağlam bir zeminde istikrar sağlayacağını beklemek, gerçekçi bir beklenti olmayacaktır. Talebelerinde olumlu bir gelişme görmeleri için, işin teori kısmıyla beraber özellikle ameli boyutu üzerinde hassasiyetle durmaları büyük bir zaruret arz etmektedir. Eğer eğitim kurumlarımızda bir başarısızlık söz konusu olursa, eğitimcilerimizin işin ameli tarafına gerekli ehemmiyeti vermedikleri anlamına gelir. Ancak kabul etmek gerekir ki, İslami eğitimde, işin ameli kısmı üzerinde durmanın, beraberinde ciddi sıkıntılar getirdiği de bir gerçektir. Bu iş gerçekten büyük sabır ve kararlılık gerektirmektedir. Adeta kuyuyu iğneyle kazmak gibi bir şeydir. Bir insanda oluşan nefsi melekelerin kolay kolay değişmeyeceği bilinen bir gerçektir.

Bu konuyla ilgili, Hz. Musa (a.s)’in yaşamış olduğu hadiseler, bizler için önemli bir ders niteliği taşımaktadır. İsrail oğulları Hz. Musa’ya tabi olmazdan önce putlara tapmakta idiler. Hz. Musa (a.s) ile yıllarca beraber kalmalarına ve birçok büyük mucizeye tanık olmalarına rağmen, Hz. Musa (a.s) Tur-u sinaya gittikten sonra onların, buzağıya taptıkları, Hz. Harun (a.s)’in uyarılarını dikkate almadıkları Kur’an tarafından bizlere haber verilmektedir. Bu tür hadiselerin tarihi ve hatta canlı birçok örnekleri mevcuttur. İslami mücadele içinde bulunan Müslümanlar, bu tür vakalarla sık sık karşılaşırlar. İslami mücadele içinde yer almazdan önce birtakım kötü alışkanlıklar edinen insanların, yıllar içinde bu tür alışkanlıklarından kurtulamadıkları ve ortam oluştukça o kötü alışkanlıkların, yeniden nüksettiği görülmüştür.

Ey Hamilü’l-Kur’an olan Müslümanlar! Kur’an bizlere, sorumluluğu ağır ve taşınması zor “büyük bir söz” den haber vermektedir. Rabbimiz tarafından bizlere, ağır ve büyük olan bir Kur’an emaneti gönderilmiş ve omuzlarımıza bırakılmıştır. Acaba bunun farkında mıyız? Evet, Rabbimiz “kavlen sakilen/ağır bir söz” den haber vermekte ve bunu, bir sorumluluk olarak bizlere tevdi ettiğini bildirmektedir. Hem o kadar ağır ki, insanın kemiklerini adeta çatırdatmaktadır. Eğer işin farkında isek, o zaman kendi kendimize soralım, Kur’an’ı tertil üzeri okuyabiliyor muyuz, eğer okuyabiliyor ve okuduğumuz her harf ve kelimenin hakkını veriyorsak, o zaman okuduğumuz her ayetin anlamını biliyor muyuz? Eğer biliyorsak, o zaman okuyup anladığımız her ayeti eksiksiz hayatımızda yaşıyor muyuz? Bununla beraber Sahihi Buhari, Sahihi Müslüm, Süneni Tirmizi, Ebu Davud, İbn-i Mace, Nesei, ……. Gibi sahih hadis kaynakları hakkında ne kadar malumat sahibiyiz. Bunlardan kaçını okumuş, anlamış, üzerinde ciddiyetle durmuş ve harfiyen hayatımızda yaşamışız? Bizim zihin dağarcığımızda ne kadar Kur’an ve Hadis bulunmaktadır? Ciddi olarak kendimizi test etmeli ve eğer dağarcığımızda ciddi manada ayet ve hadis yoksa mutlaka bu eksiğimizi ve kusurumuzu biran önce telafi etmemiz ve bu istikamette ilerlememiz gerekmektedir.

Tekrar hatırlayalım ki, İslam’da eğitim, hem ilim hem de ameldir! Amelsiz bir İslami eğitimin, hayr-u hasenatı yoktur. Zaten toplumumuzda İslami eğitim can çekişmektedir. Bilmemiz gerekir ki, olan eğitimin ameli tarafı da çok sıkıntılıdır. Kendilerine İslami eğitimi şiar edinmiş olan münevver Müslümanların, özellikle işin bu tarafına büyük önem vermeleri gerekir ki, Allah (c.c)’ın lütfuyla büyük başarılar elde etmiş olsun ve bir Kur’an-Sünnet nesli meydana getirmiş olsunlar. Kuşkusuz muvaffakiyet Rabbimizdendir.

Hacı İNAN



nihat
hizbullahi müslüman
2012-02-01
RABBİM SİZDEN RAZI OLSUN
muhammet zeki
amel
2012-02-01
ALLAH AZZE VE CELLE,bizleri birtek harf bile olsa,bilen ve amel eden insanlardan eylesin.bazı sahabeler ve tabiinden olan bazı alimler şöyle buyurmuşlardır;birtek hadisi,birtek ayeti bilip onunla amel eden ALİM'DİR'demişlerdir.amelsiz ilim,ruhsuz bedene benzer.et yığınından farkı kalmaz.böylesi bir insanın ümmete, topluma ve insanlara hiçbir faydası olmaz.kariyeri ve vasfı ne olursa olsun farketmez.ALLAH,alimleri ve ilmiyle amel edenleri başımızdan eksik etmesin.AMİN.vesselam.
Gazete Son Dakika RSS Hava Durumu twitter facebook
GÜNÜN RESMİ
-Yorumsuz-
-Yorumsuz-
reklam
ANKET
Neden Mustazaf-Der Hakkında Kapatılma Kararı Verildi?
Anket
VİDEOLU HABERLER
Haber1
Mustazaf-Der Şube Başkanı: Üstüme 30 Polis Çullandı!
Yaklaşık 30 polis tarafından darp edilen Mustazaf Der Osmaniye Şube Başkanı Abdulkadir Alakuş, yaşadığı olayı İLKHA'ya anlattı. Polisin terörist muamelesi yaparak kendilerine silah doğrulttuğunu, biber gazı sıkarak darp ettiğini ifade eden Alakuş, hem darp ettiklerini, hem de kendilerini temize çıkarmak için davacı olduklarını söyledi.
Haber1
Başörtüsavar Profesörün Sicili Kabarık Çıktı
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nadide Kazancı ise, Astronomi ve Uzay Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rennan Pekünlü'nün öğretim üyeliğinden uzaklaştırılma noktasına gittiğini söyledi.
Haber1
Ülkemizde Hukuk Eliyle Cinayetler İşleniyor!
Marmara İnsani Hak ve Özgürlükler Platformu İstanbul'da yaptığı kitlesel basın açıklamasıyla Mustazaf-Der'ın kapatılması ve Gaziantep'te kızının başörtüsüyle okuması için mücadele eden Güllü Çevik'e ceza verilmesini kınadı.
Haber1
Laden'in Ölümü Üzerinden Oy Alma Filmi!
ABD devlet Barck Obama'nın, ABD- Pakistan hükümeti işbirliğiyle bir yıl önce düzenlenen operasyonla katledilen Usame bin Laden'in ölümü üzerinden oy alma planları yaptığı öğrenildi.
Haber1
'Arap Baharı'nı Batı Yönlendiriyor'
Avrupa'nın önde gelen Müslüman entelektüellerinden Tarık Ramazan, "Arap Baharı" süreci öncesinde Batı'nın yönlendirici etkisi olduğunu söyledi.
EN ÇOK OKUNANLAR
Haber Resim Yok
Başörtüsünden Ötürü Ödül Verilmedi
Kros yarışmasında dereceye giren başörtülü öğrencinin ödülü verilmedi! Hatayı, kaymakam telafi etti.
Haber Resim Yok
Volkswagen'in Elektrikli Otomobili
Volkswagen 24 Golf Blue-e-Motion aracından oluşan bir filo ile sekiz batı Avrupa ülkesinde ve Japonya'da uluslararası Roadshow'a başladı. Etkinliklerin amacı farklı müşteri gruplarına Volkswagen'in elektrikli otomobil alanındaki çalışmalarını tanıtmak ve yeniliklere katılımlarını sağlamak.
Haber Resim Yok
Katı Vize Uygulamasının Son Örneği
Almanya'nın Türkiyelilere uyguladığı katı vize uygulaması beşikteki çocuktan 80 yaşındaki yaşlılara kadar uzanıyor. Vize engeline takılan son mağdur bir buçuk yaşındaki Enes oldu.
Haber Resim Yok
Mustazaf-der Kapatıldı...
Yazar Cevdet Kara, Mustazaflarla Dayanışma Derneği'nin kapatılmasını konu alan yazısının sonunda, "Mustazaflar üzülmesin… Elbet güneş yeniden doğacak… Çünkü Hak geldi batıl zail olacak…" şeklinde bitirdi.
sag alt
Sitemiz Sadece İnternet Üzerinden Yayın Yapmaktadır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz.
hur-seda@hotmail.com   © 2008 - 2012   Tüm Hakları Saklıdır.