IŞİD Bahane Rant Şahane

31 Temmuz 2015 Cuma, 12:39

HDP/PKK’nin besin kaynağı kan ve şiddettir. Şiddetin olmadığı, kanın akmadığı, insanların acı çekmediği ve korkunun olmadığı yerde HDP/PKK’nin bir karşılığı yoktur. Öldürerek, yuvaları ateşe vererek, mazlumların kanlarını akıtarak daha çok kazanıyor, daha büyük rantlara konuyorlar. Yıllardır Kürdistan’ı maruz bıraktıkları şiddettenve katlettikleri binlerce insanın kanından elde ettikleri meyveleri topluyorlar. Oysa ölen, ocağı dağılan, servetini kaybeden ve her şeyini yitiren Kürdlerden başkası değildir.

HDP/PKK, Kemalist rejimin yarım bıraktığı zulmü en koyu şekliyle sürdürerek Kürdleri önemli ölçüde dinlerinden uzaklaştırmayı başardı. Ancak bununla yetinmedi, hayatlarını da altüst etti. Ahiretlerini heba ettiği gibi dünyalarını da viran etti. Kürd gençlerini, kendilerine ait olmayan savaşlara sürükleyip cansız bedenlerini ailelerine iade etmeyi özgürlük mücadelesinin gereği saydı. Ve bütün bunlar büyük rantlara konmasını sağladığı gibi büyük kudretlerin milis gücü olarak Ortadoğu’daki emperyalist dönüşümün piyonu haline getirdi.

HDP’nin parti binalarına, toplantılarına ve mitinglerine konulan bombalar ya doğrudan ya da dolaylı olarak PKK/HDP’nin eseridir. Daha çok oy almak için daha büyük mağduriyetlere ihtiyaç duyulduğundan mitinglerde bomba patlatıp gencecik insanların ölümüne sebep olurken daha çok milletvekili ve daha büyük rantların kapısını aralamaktadır.

Gençleri cezp etmek için uydurdukları Rojava devrim hikâyeleriyle solcu gençleri bir araya getirip Kobani’ye yönlendirmeleri büyük planın parçasıydı. Program titizlikle hazırlamıştı. Belediye parkında toplanan gençlerin polis tarafından üst aramaya tabi tutulmasına izin verilmemesi, gençlerin güvenliğini HDP’nin üstlenmesi, patlama anında bu partinin hiçbir üyesinin parkta bulunmaması, HDP’li belediyenin kontrolündeki parkta bulunan kameraların kapalı olması gibi sebepler 32 gencin hayatını kaybettiği bombalı saldırının kokularını farklı şekilde yaymaktadır. Tereyağından kıl çeker gibi yapılan eylemle ortalık kan gölüne çevrilirken HDP’lilerden bir kişinin bile burnunun kanamaması eylemin uzmanca (!) planlandığının göstergesi olsa gerek! Zaten fail bellidir. İŞİD’in amel defteri kirli olduğundan kimsenin bir itirazının olmasını düşünmek abesle iştigaldir. Tabii olarak patlama olur olmaz, hiçbir araştırmaya gerek duyulmadan ve hiçbir inceleme yapılmadan İŞİD adının anılması uygulamaya konan plan gereğiydi.

Suruç bombasıyla ortalığın kan gölüne çevrilmesi yeni bir 6–7 Ekim kalkışması için tam bir fırsat sunuyordu. Ülke çapında PKK’nin silahlı güçleri meydanlara indirilirken, Müslümanları kurşunlamaları, kimilerinin işyerlerine saldırmaları mağduriyete duçar edilen Müslümanlar için 6–7 Ekimdeki saldırıların benzeri niteliğindeydi. 6–7 Ekimde olduğu gibi sakalı olan her Müslüman İŞİD mensubu olarak hedef tahtasına oturtuldu. Bunlardan bir kısmı saldırıya maruz kalıp şehid edildi. Ancak bunun 6–7 Ekim’deki kalkışmadan tek farkı hayatlarını kaybeden Müslümanların sadece kurşunlara maruz kalmalarıydı. Önceki gibi balkondan atılmadılar, üzerlerinden araba geçmedi ve cesetleri yakılıp parçalanmadı.

Daha önce olduğu gibi her Müslüman PKK’nin hedefindeydi. HDP’den meclise giren ya da HDP’yi destekleyen Müslümanların kem kümleri bu hakikati değiştirmez. Zira Amerika’nın silahlı milis gücüne dönüşmüş, İslam düşmanı ve laik PKK’nin gerçek çehresini Yasin Börü, Aytaç Baran ve diğer Müslümanların katlinde görmek mümkündür. Ancak görmek istemeyenlere, bahanelerin ardına saklanıp PKK’yi Kürt halkının kurtarıcısı olarak görenlere “Allah herkesi sevdiğiyle haşretsin” sözünden başkasını söylemek yakışık almaz. Yine de Allah Teâla basiret versin ve Müslümanları zalimlerin destekçisi olmaktan kurtarsın. Zira bugün ardı ardına sıraladıkları anlamsız bahanelerin hesap gününde bir karşılığının olmayacağını hatırlatmak isteriz.

PKK’nin işe başladığı ilk günden bugüne bu örgütün en belirgin özelliği kan ve şiddetten beslenmesidir. Etrafımızdaki olaylar, yıllar geçmesine rağmen örgütün bu tavrında en küçük bir değişikliğe gitmediğini ortaya koymaktadır. Hatta son zamanlarda Kandil’den yapılan açıklamalar, bütün halkın şiddetin içine sürükleneceği ve ortamın kan gölüne çevrileceğinin işaretlerini vermektedir.

Ancak, PKK’nin İŞİD bahanesiyle Müslümanlara saldırması, sakallı oldukları için dindar insanları hedef alıp katletmesi, Türkiye Müslümanlarının zor bir durumla karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Kimse Müslümanlığından vazgeçmeyeceğine, tehlike hangi boyutlarda olursa olsun, İslami duruşunu terk etmeyeceğine göre, en tabii ve geçerli olan yol, Müslümanların tedbirlerini almaları ve her türlü gelişmeye karşı hazırlıklarını yapmalarıdır. Zira her an zalimlerin saldırılarına maruz kalabilir.

(Hürseda Haber)