Algı operasyonlarına dikkat!

Algı operasyonlarına dikkat!

Tarihçi yazar Emin Güneş, katıldığı bir televizyon programında Müslümanları birbirine düşürmek isteyen İslam düşmanlarının yürüttüğü algı operasyonlarına dikkat çekerek, “Algı operasyonlarına çok dikkat etmemiz lazım” uyarısında bulundu.

Diyarbakır’dan ulusal yayın yapan Rehber TV’de her cuma akşamı canlı yayınlanan “Rehber’de Gündem” programının konuğu olan tarihçi yazar Emin Güneş, Müslümanların birliği adına önemli açıklamalarda bulundu.

"Algı operasyonlarına çok dikkat etmemiz lazım"

İslam düşmanlarının Müslümanları birbirine düşürmek için yürüttüğü algı operasyonlarına dikkat çeken Güneş, şu uyarılarda bulundu: “Algı operasyonlarına çok dikkat etmemiz lazım. Bir ülkenin basını, diğer bir ülkenin yöneticisinden bahsederken mezhebini öne alarak konuşması ne kadar sağlıklı? Siz hiç, ‘Protestan İngiliz Kraliçesi…, Ortodoks Fsansız Başbakanı…’ şeklinde haber sunulduğunu duydunuz mu? Böyle birşey yok. ‘Sünni Sisi’ şeklinde bir başlık atıldığını düşünün, insanlar, ‘insaf et, adam değil ki Sünni olsun’ der. Türkiye’deki basının tamamına yakını Irak Başbakanı Haydar İbadi için, ‘Şii İbadi’ söylemini kullanıyor… Bunlar algı oluşturmak için kullanılıyor. Eskiden bizim Şii takıntımız yoktu, kitaplarımızda hep ‘Araplar bizi arkadan vurdu’ söylemi karşımıza çıkıyordu. Faraza, Türkiye, İran ile anlaşıp Şii düşmanlığımız bittiğinde, adamlar bizi Araplarla düşman etmek için, yine ‘Bunlar ingilizlere karşı bizi arkadan vurdu. Topraklarımıza göz dikti’ diyecekler ve bizi birbirimize düşman edecekler. Bunların bitmesi lazım. Bugün yaşayan Araplar eski Araplar değil, şimdiki İran eski İran değil, orda Şah İsmail, Nadir Şah yok ve o şahları devirdiler. O Şahları çok sevseydiler başlarına taç ederlerdi. Bu insanlar şu anda İsrail ve Amerika’ya karşı ciddi bir mücadele veriyorlar. Her gün İsrail’in bunlarla ilgili açıklamaları var.”

"Zalimin mezhebi dikkate alınmaz"

Müslümanları kurtuluşa götürecek yolun adil olmaktan geçtiğinin altını çizin Güneş, “Müslümanlar-Kafirler, Zalimler-Mazlumlar dersek buna kimse itiraz etmez. Bizi felaha götürecek yol, adil olmak ve Kur’an-a tabi olmaktan geçiyor. Eğer birisi Kur’an’dan, adaletten uzaklaşmış ve zulm ediyorsa, bunun evladı Resul olması, Sünni veya Şii olması onu kurtarmaz. Zalimin mezhebi dikkate alınmaz. Salih insanlar Şiilerde de var, Sünnilerde ve Selefilerde de var. Bizim tezimiz şu; Ben şahsen Hanefiyim, öbürü Caferi. Eğer İmam Cafer-i Sadık (ra) ile İmam Azam ebu Hanife (ra) hergün bir birinin kapısına taş atmışlarsa, ben o taşı atmıyorsam bir Caferinin kapısına, ‘bana ne biçim Sünnisin kardeşim’ desinler. Yok öyle birşey. O zaman bu düşmanlık nereden geliyor? Biz bunu savunuyoruz, yoksa Şiilerde de zalimler yok mu? Var, ielektrikli tabutlar içerisine yağ döküp nsanları yakıyorlardı. Kimse o zaman ‘bu Şiidir’ demiyordu. Biz daha önce bütün Tağutlara Tağut diyorduk. Başımızdaki zalim yöneticilere, ‘küresel Emperyalizmin başımızdaki bekçileri, onların kuklaları’ diyorduk. Şimdi nerden çıktı bu Sünni, Şii vesaire. Biz böyle yaparsak, bir birimizi bitiririz.” değerlendirmesinde bulundu.

"Erbakan Hoca’nın projesi doğru bir projeydi"

Merhum Erbakan Hoca’nın Müslümanlar arasında vahdeti sağlamak için çaba sarfettiğini vurgulayan Güneş, “Bakın merhum Erbakan Hoca, büyük bir feraset ve nezaketle Libya’nın Kaddafi’sinden, Banladeş’in Hasuna’sına kadar, Mısır’ın o zamanki cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’ten İran’ın Liderlerine kadar hepsini bir araya getirdi. Zaten hepsini bir ayaraya getirdiği için O’nu iktidardan indirdiler. Erbakan Hoca’nın projesi doğru bir projeydi. Bizim Ümmet olarak para ve ordu birliğimiz, aramızda sınırların kaldırılması, Avrupa Birliği gibi İslam esaslı standartlarımız, adalet ölçüleri… Mesela bugün Avrupa’da deniliyor ki ‘ikence yasak.’ İslam Ümmeti diyecek ki, işkence yasak. Hasuna ‘ben bu karara uymazsam İslam Birliği beni dışarı atar, ben işkence yapamam’ diyecek. Sisi, ‘Türkiye, Suudi Arabistan benim desteksiz bırakırlar’ diyecek. Bizim kendi kriter ve standartlarımızı ve birliğimizi oluşturmamız gerekirken, Şii’ye şunu dedirtiyorlar; ‘Valla bu İsrail Sunni’den daha adil’. Sünni’ye, ‘İsrail Şii’den daha az tehlikeli’ dedirtiyorlar. Ne  oldu şimdi, İsrail mi bizi yönetsin? Laikliğin en önemli dayanağı bu, -Laiklik sadece İslam’a karşı değil, bütün dinlere karşıdır - Dinleri hayatı çekilmez bir hale, pozisyona getirtmek. ’Sen şu mezheptensin, şu tarikattansın’ diye bir birine kilisesini, camisini bombalatıp ateşe verince, ‘ben size demiyor muyum huzur ve kurtuluş Laiklikte diye insanları oraya kanalize ediyorlar. Bu tehlikeyi görmemiz lazım” şeklinde dikkat çeken bir analiz yaptı. (Hürseda Haber)