HÜDA PAR'dan Cizre'ye dair çok ciddi iddialar

HÜDA PAR'dan Cizre'ye dair çok ciddi iddialar

HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, PKK'nin 27 Aralık 2014 gecesi Şırnak’ın Cizre ilçesinde 10 saat boyunca ağır silahlarla ateş altında tuttuğu Nur Mahallesi saldırısına dair çok ciddi iddialarda bulundu.

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, dün akşam Rehber TV’de Kenan Çelik’in sunduğu ’Rehber’de Gündem’ programının canlı yayın konuğu oldu.

27 Aralık 2014 gecesi, Cizre’de yaşanan saldırıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Yavuz, saldırda yaşamını yitiren 65 yaşındaki Abdullah Deniz’e Allah’tan rahmet dileyerek, meselenin Türkiye kamuoyu tarafından çok iyi bilinmediğini belirtti, Yavuz, “6-8 Ekim olayları milletimiz tarafından kısmen de olsa, özellikle katledilme biçinin vahşiliğinden ve barbarlığından ötürü Türkiye gündeminde yer buldu… Emin olun 27 Aralık 2014 gecesi yaşananlar 6-8 Ekim olaylarının devamı niteliğindeydi.” dedi.

“Vali KCK yetkilileriyle görüştü, PKK imha saldırısı düzenledi”

27 Aralık gecesi yaşanaları anımsatan Mehmet Yavuz, “Ne olmuştu hatırlamakta fayda var. (26 Aralık’ta) Şırnak valisi (Hasan İpek)-basına yansıdığı için söylüyorum, bir ulusal gazetede manşete de çıkmıştı- korumasız bir şekilde Cizre’ye gelerek KCK yetkilileriyle görüşmüştü. Devletin valisi KCK yetkilileriyle görüşmüştü. Onun için diyoruz; 6-8 Ekim olayları ve takip eden 27 Aralık 2014 Cizre meselesi bir bütün olarak bütün yönleriyle analiz edilirse, değerlendirilmeye tabi tutulursa, o zaman FETÖ-PKK işbirliği diyoruz ya, işte o zaman kuyruğundan kıstırmış olacağız.” ifadelerini kullandı.

“Olayı sadece PKK’ye yüklemek çok büyük haksızlık olur”

Dönemin Şırnak Valisi Hasan İpek’in PKK/KCK yetkilileriyle korumasız olarak görüşmesinden sonra saldırının gerçekleştiğinin altını çizen Yavuz, şunları kaydetti: “Çok net, Devletin valisi KCK yetkilileriyle görüşüyor. Ertesi günü akşamı ise işte bu hunharca saldırı girişimi gerçekleşiyor. Ne oluyor? Cudi tarafında Cizre’ye girişte 200 civarında elinde ağır silahlar bulunan militanlar geliyor, ‘Dalmış’ denilen petrolde dağıtılarak arabalara bindiriliyorlar. 10 saat boyunca kendilerine kendilerine ‘ayak bağı’ olduklarını düşündükleri Cizre Nur Mahallesindeki bir avuç nurlu insanı, on saat boyunca ağır silahlarla ateş altında tutuyorlar. Evlerde çocuklar var, yaşlı, hasta insanlar var, masum siviller ve kadınlar var. On saat boyunca… Kimin gözü önünde; -bunu sadece PKK’ye yüklemek çok büyük haksızlık olur, çok büyük bir yanlışlık olur- o halkın can ve mal güvenliğini temin etmek zorunda olan ve varlık nedeni bu olan, bunun için para alan, o insanların vergileriyle maaş alan güvenlik görevlerinin gözleri önünde… Garnizonun önünde, askeri lojmanlarının gözleri önünde gerçekleşiyor bu olay”

“13 saat insanların evleri ateş altında, devletin hiç bir müdahalesi yok”

Yavuz’un konuşması sırasında araya girerek olayla ilgili önemli bir anektodu paylaşmak istediğini belirten program sunucusu Kenan Çelik, “O dönem, Vali veya Kaymakamı, -yüzde yüz emin değilim- kimi basın mensupları Cizre’de ne olup bitiyor diye aramışlardı, Vali veya Kaymakamın verdiği cevap şu; ‘Telefon numaramı nerden aldınız’ Yani 13 saat insanların evleri ateş altında, devletin hiç bir müdahalesi yok. Bu sorulduğu zaman da yetkilinin verdiği cevap bu” şeklinde o dönemle ilgili ilginç anektod aktardı.

“Devrin siyasilerini göz önünde bulundurmak zorundayız”

Saldırının gerçekleştiği bölgenin Emniyet lojmanlarına, garnizona ve polis karakolunun yanı olduğunu söyleyen HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yavuz, “Cizre Nuh Mahallesinin girişini gidip bir zat gördüm. Devlet güçlerinin bndan haberdar olmaması mümkün değil. 15 Temmuz’a giden süreci iyi okumak zorundayız. O kolluk görevlilerine talimat veren devrin siyasilerini göz önünde bulundurmak zorundayız. Çünkü devrin siyasi iradesinden bağımsız yapılamaz. Peki bütün bunlar neden meydana geliyor, büyük fotoğrafta ne var? İşte biraz önce siyonizmden, küresel güçlerden bahsettim. Bunlar bir komplo teorisi değil. Birileri kendi alî menfaatleri adına İslamsız bir Kürdistan hayal ediyorlar. Burada bu projenin önünde engel olarak gördükleri ne kadar yapı varsa, kendilerine bağlı yapılar üzerinden imha etmeye çalışıyorlar. Proje budur. İşte 6-8 Ekim olaylarının ana sebebi de budur, belki otuz yıllık süreç içerisinde HÜDA PAR’ın ve bünyesinden çıktığı camiaya ödetilmek istenen ağır bedellerin altında yatan en önemli saik ve gerekçe de budur. İslamsız bir Kürdistan. Düşünebiliyor musunuz, sırf bu yüzden bu işin başını çeken uluslararası konsorsiyumun başını çeken Amerika Birleşik Devletleri, bir örgütü stratejik müttefiği olan güçlü bir ülkeye, jeo politik konumda bulunan bir ülkeye tercih edebiliyor. Hakikati hal budur.” değerlendirmesinde bulundu.

“Amaç İslamsız bir Kürdistan”

6-8 Ekim kalkışması ve Cizre’de yapılan saldırıyla İslamsız bir Kürdistan amaçlandığına vurgu yapan Yavuz, “Bununla ne amaçlayacaklar? İslamsız Kürdistan. Şengal’de meydana gelen provokasyonun ana nedenlerinden bir tanesi de budur. 6-8 Ekim olaylarında Yasin Börü ve arkadaşlarının hunharca katledilmesinin ana sebeplerinden bir tanesi de budur. Biz bunu görüyoruz. 6-8 Ekim davasını en fazla takip edenlerden birisi olarak söylüyorum, hep aynı şeyler, ‘dosyadaki eksikliklerin tamamlanmasına, şuraya gönderilen yazının beklemesine’ falan.. Orada tetikçi olduğu ifade edilen katil zanlılarının üzerine bütün suçu yıkarak dosyanın kapatılacağı öngörülüyor. Bizim de gözlemlerimiz o yönde. O açıdan biz diyoruz, bir; 6-8 Ekim olaylarının arkasındaki ana aktörler, azmettiriciler ve siyasi idare sahipleri de işin içerisine katılmadan, soruşturma bu yönde derinleştirilmeden ve bu suçlar insanlığa karşı işlenmiş ağır suçlar statüsüne alınmadan bu dava asla birmeyecektir. Bu anlayışla hareket edilmediği müddetçe, 6-8 Ekim olaylarının görüldüğü mahkeme bir tiyatro sahnesi olarak görülmeye devam edecektir.” dedi.

“Amaçlarına ulaşsalardı 15 Temmuz’un yapılmasına gerek kalmayacaktı”

İşin acı tarafının 6-8 Ekim kalkışmasının devamı niteliğindeki 27 Aralık Cizre saldırısının sorumlularının henüz hiç bir soruşturmaya tabi tutulmadığını anlatan Yavuz, “Onun için bunu gündemde tutmak istiyoruz ve 6-8 Ekim olaylarının devamı olduğunu söylüyoruz. 27 Aralık gecesi Türkiye çok ciddi bir eşikten kurtulmuş ve belkide amaçlarına ulaşsalardı Canab-ı Allah’ın iman etmiş kullarını müdafaa edeceğine dair taahhüdünün gereğini yerine getirmiş olmasaydı, belki de 15 Temmuz’un yapılmasına gerek kalmayacaktı. 2. Ordunun kapsamı alanı içerisinde bulunan Cizre’nin Tank taburlarının, tugaylarının kimlerin hizmetinde olduğunu bilirsek, 2. Ordu komutanının akibetini bilirsek, o zaman 27 Aralık 2014 Cizre akşamının nasıl vahim bir mesele olduğunu, bu projenin önünde engel olarak görülen insanların linç edilmek istendiğini, imha edilmek istendiğini elbette göreceğiz. Ama bu hesapları yapanların unuttukları bir hesap var. O hesap da Allah’ın hesabıydı. Allah mümin kullarını müdafi edeceğine, bütün insiyatiflerin Allah’ın düşmanlarının elinde olmadığına, bilakis onların suyun yüzeyindeki köpük olduğuna, müminlerin bu müjdeyi ele alıp yapmaları gerkeni yapmaktan çekinmemeleri gerektiğine dair müjdeyi de göz önünde bulundurarak hareket ememiz gerekir diye düşünüyorum. “ ifadelerini kullandı.

Mehmet Yavuz'un yaptığı çarpıcı açıklamaların tamamını izlemek için tıklayın... (Hürseda Haber)