Gülen'in Şeyh Said düşmanlığına yanıt 1

Gülen'in Şeyh Said düşmanlığına yanıt 1

İslami kıyam önderi Şeyh Said (ra)'in torunu Erzurum eski Milletvekili Abdulilah Fırat, Hürseda Haber'e gönderdiği 9 sayfalık reddiyede, 15 Temmuz darbe girişimi lideri Fetullah Gülen'in Şeyh Said (ra)'e neden düşmanlık yaptığıyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) 19 ve 20. Dönemde Milletvekilliği yapan Abdulilah Fırat'ın, gönderdiği, "15 Temmuz darbe girişimi lideri Fetullah Gülen hakkında değerlendirmelerim" başlıklı reddiyesinin ilk 2 sayfasını yorumsuz olarak sizlerle paylaşıyoruz:

İnsan soyu; kendisine ait olan şeyleri muhafaza etmek, kendisinin olmayan şeyleri de diğerleriyle yardımlaşmak suretiyle elde edebilmek için, kendi fikrine uygun olan insanlarla birlikte bazı teşebbüsleri olur. Fetullah Gülen’de kendi düşüncesine uygun dış ve iç güçlerle birlikte ittifak ederek bu darbeyi yaparak arzu edeceği geleceğini planladı.

Bu maksatla meydana getirdiği beraberlik ve uzun zamandan beri yaptığı çalışmalar ayrıca Molla Said Kurdi’nin cemaati ve sevenlerini de kullanarak Fetullah Gülen kendi adıyla cemaatinin liderliğini kabul ettirdi.

Müslüman kimliği altında yasayan bir toplumun hayatındaki sefilliğini gören ve son inleyişini dinleyen hiçbir vicdan sahibinin, bu darbenin meydana getirdiği facialara karşı lakayt kalması ve iniltilerin aksettiği beyinlerde kopan tufanlarla varlığının sarsıldığını hissetmemesi düşünülemez.

Bir zamanlar cihana hükmeden ve en gelişmiş bir millet durumuna gelen Müslümanlar, günümüzde zelil ve sefalet çamurlarında sürünüp, hakir görülerek esaret altında yaşıyorlar. Yine dünyaya şan ve şöhret yağdıran İslâm düşüncesi günümüzde susmuş, asırlarca cihanı titreten Müslümanlar ise bugün esaret altında yaşamaya ve zillete ses çıkaramaz duruma gelmişlerdir.

Müslümanlar arasındaki ortak bağ Din’dir. Zira bir zamanlar aynı dine mensup olan insanlar üç kıtada hüküm sürmüşlerdi. Yine bu dinin rehberliği ve bıraktığı izlerle günümüzde bile insanları hayretlere düşürecek muazzam bir medeniyet tesis olunmuştu. Bir zamanlar tevhid akidesinin yükselmesini kendine amaç edinen bir din için, bir müddet sonra bunun aksi düşünülemez.

Netice itibariyle, geçmiş dönemlerde en mükemmeli yakalamaya çalışan Müslümanların dini ile günümüzde tedricen perişanlığa sürüklenen Müslümanların dini arasında ismen bir benzerlik varsa da, gerçek manada büyük bir fark vardır. Önceki Müslümanlar hakikat âşığı idiler. Şimdiki Müslümanlar ise İslâm’la ilgisi olmayan birtakım inançların esiridirler. Evvelki Müslümanların dini, kendilerine ilim ve irfanı emrederken, şimdiki Müslümanların akideleri, kendilerini zulmet ve hüsran uçurumlarına doğru sürüklemekledir.

Hz. Resûlullah (s.a.s.), Müslümanların arasını açıp, kafalarına tefrika sokmaya çalışanları İslâm dairesi dışında kabul etmiştir. (Camiu’s-Sağir)

İslâm Peygamberi, insanlara daima hüsnü zanla bakmanın ibadetten olduğunu haber vermiştir. (Ebu Davut, Darimi) Bütün Müslümanlar da Peygamberin (s.a.s.) bu tavsiyesine uymayı kendisine kutsal bir vazife olarak görmüşlerdir.

Hz. Peygamber (s.a.s.), İslam toplumunun çeşitli fırkalara ayrılıp, bölük pörçük olmasını şiddetle men etmiştir. Hatta sohbet arasında bile, ayrılık görüntüsü verecek şekilde oturup sohbet esnasında ayrılık görüntüsü vermeleri dahi Hz. Peygamber (s.a.s.) uygun görülmemiştir. (Muslim, Ebu Davut, Ahmet b. Hanbel)

Hâlbuki İslâm peygamberi, Müslümanların birbiriyle sevişmede, birbirlerine acımada ve birbirlerini himaye etmede, bir cesedin uzuvları gibi olmaları gerektiğini ifade buyurmuştur. (Buhari, Muslim, Ahmet b. Hanbel)

Allahu Teâlâ, ayrılığa düşmeksizin birlik ve beraberlik içinde olunmasını emretmiş ve Kuran-ı Kerim Ali İmran Suresi: {3;103} “ وَلَا تَفَرَّقُوا ” / ve lâ teferrakû” / “parçalanmayınız” emretmesine rağmen maalesef Fetullah cemaati, kendisine tabi olmayanları her zaman ayrı görmüş ve buğz etmiştir.

İyi bilinmeli ki, yüzü dünyaya dönük olan kimse, insanların pek çoğuna düşman kesilirler. Misali; Fetullah Gülen’in Show TV’de Reha Muhtar’la yaptığı röportajında İslam’ın büyük şehidi Şeyh Said Efendi ve kıyamına iştirak eden mücahitleri için galiz ifadeler kullanmasıdır.

Kemalist sisteme karşı Şer’i kıyam eden Şeyh Said Efendi ve arkadaşları Kuran-ı Kerim Nisa Suresi: {4;95–96} ayeti celileriyle Cenab-ı Hakk’ın beyan ettiği faziletin şümulüne dâhil edilmiş yine Kuran-ı Kerim Saff Suresi: {61;11} ayetinde “Allah ve Resulüne inanırlar, malları ve canlarıyla Allah’ın yolunda cihad ederseniz bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır” diyen Cenab-ı Hakk’ın, dini için ibadetlerin en üstünü olan makama kavuşmuşlardır. Fetullah Gülen’in bunlara buğz etmesi iyi bir fiil değildir. Yüzü, Allah’ın hizmetine dönük olan kimse, hiç kimseye düşman olmaz. İyi bir Müslüman Hakk’tan halka bakar, bundan dolayı hiç kimseye düşmanlık beslemez. İşte bu sebepten dolayı, “Arif kişi emrettiği zaman rıfk ile emreder, nasihat eder ama sert davranmaz ve ayıplanmaz, o Allah’ın kaderdeki sırrını görür.”

Cenab-ı Hakk birbirine düşmanlık ve muhasamadan nehyetmiştir. Fetullah Gülen’in Şeyh Said Efendi’nin şahsı ve ailesinden husumet etmesi…

Yarın devam edecek...

(Hürseda Haber)