Molla Yahya'dan algı operasyonu uyarısı

Molla Yahya'dan algı operasyonu uyarısı

IHO-Ebrar’ın düzenlemiş olduğu “Yetim ve Fakirlerle Dayanışma Programı”na katılan Avrupa İslam Alimleri Birliği üyesi Molla Yahya Yılmaz, özellikle gençlere seslenerek “Taze dimağlarınızı algı operasyonlarına açık bırakmayın. Kendinizi kirli bilgilere teslim etmeyin. Birbirimizi boğazlamamıza zemin hazırlıyorlar” uyarısında bulundu.

Uluslararası Yardım Kuruluşu IHO-Ebrar’ın düzenlemiş olduğu “Yetim ve Fakirlerle Dayanışma Programı” na katılan Avrupa İslam Alimleri Birliği üyesi Molla Yahya Yılmaz programda bir konuşma yaptı.

Muhammed Mustafa (sav)’in yetim ümmeti olarak yetimlere elimizin tamamını uzatacağız

Yetim ve fakirler yararına düzenlenen programdan dolayı memnuniyetini dile getiren Yılmaz, “Kendisi de belki muhtaçtır. Belki o malı sevebilir, sevgisi ve muhabbeti o mala karşı olabilir. Ama buna rağmen sevgisini kıran, arzusunu kıran ve kırdıktan sonra eyleme geçen eylemden sonra yetim ve fukarayı güldüren şu güzel yüzleri Allah’ta güldüreceğini İnsan Suresi’nde bize vaad etmiştir. Zira Rasulullah şöyle buyuruyor; “Ben ve yetime kefil olan insan Cennette şöyle yan yana oturacağız.” Bırakın birileri şehvetleri adına, bırakın birileri makam ve ihtirasları adına yetimleri görmesinler ama biz Muhammed Mustafa (sav)’in yetim ümmeti olarak yetimlere elimizin tamamını uzatacağız ve uzatmaya devam edeceğiz. Zira nübüvvet ve risalet makamında oturan Hatemül Enbiya Muhammed Mustafa (sav)’in bu işareti yüreklerimize heyecan veren bir işaret ve idealimiz olacaktır” dedi.

Bizim de belimizi büken Yusuflarımız var

Yakup Nebi’nin kıssasıyla devam eden Yılmaz, “Yakub (as) Yusuf’unu kaybetmişti sonrada Bünyamin’ini kaybetti. Sonra günün birinde bir yetim bir yoksul bir fakir sofrasına geldi. Yakup (as) o içinde bulunmuş olduğu haleti ruhiye nedeniyle yetimi sofraya davet etmeyi unuttuğu rivayet edilir. Birisi sormuştu Yakub nebiye, “Ey Allah’ın nebisi niye gözlerinizi kaybettiniz?” Dediler ki Yusuf’un hasretinden dolayı. Dediler ki “ey Allah’ın nebisi neden belin bükülmüş? Dedi ki Bünyamin’in hasretinden. Bizim de belimizi büken Yusuflarımız var. Gözlerimizi ama eden Yusuflarımız var. Belimizi büken Bünyaminlerimiz var. Gözlerimiz yollarda, ufuklarda. Nuri Muhammed adaleti ile beraber bir gün yeryüzüne tecelli edecektir. Mazlum mahrum ve mustazafların feryadı dinecektir. Merhamet tohumları yeniden insanlık içerisinde dikilecektir. Merhamet abidelerini yine bu ümmet doğuracaktır. Barışın sembolü olan Muhammedileri yine siz inşa edeceksiniz. Zulümle tahrip edilen şehirleri yine sizler inşa edeceksiniz. Ve bizler inşa edeceğiz.

Eğer ağlayanların, açların feryadını duyamıyorsak idealimizdeki dünya  ve düşünceler ertelenecektir

Gün geldi Cibril’i emin geldi selam verdi Yakup peygambere. Dedi ki Allah’ın selamı var. Allah diyor ki Yakup  evlatlarıyla vuslatının gecikmesinin sebebini biliyor mu? Dedi ki Allah’ın yanından gelen Ruhul Emin benden daha iyi bilir. Buyurdu ki rabbinin selamı var. Yine bir sofra hazırla yetim ve fukarayı davet et kimse kalmasın. Yakup nebi yetim ve fukaranın iştirak edeceği bir sofra hazırlıyor ve buda sebeplerden bir sebeptir oluyor. Allah vuslatları ertelemeden yerine getiriyor. Bir müddet sonra Yakup nebi Yusuf’uyla Bünyamin’iyle buluşuyor kavuşuyor. Yakup yetimi ve mahrumu sevindirdiği için Allah onun vuslatını tamamlıyor. Eğer ağlayanların feryadını duyamıyorsak. Eğer açların açlığını hissedemiyorsak. Onların feryadına koşmuyorsak. Biliniz ki vuslatımız gecikecektir. İdealimizdeki dünya  ve düşünceler ertelenecektir. Zira Resulü Ekrem (sav) yetimdi, fakirdi” diye konuştu.

Gerilmiş ve bunaltılmış Ümmetin içerisinde nelerin çıktığına hep birlikte şahidiz ve müşahede ediyoruz diyen Yılmaz konuşmasına şöyle devam etti:

Her şeyde insanlık düşmanı olan mihrakları suçlamak doğru bir netice vermez

“İslam coğrafyası kan revan sokaklarımızda bombalar patlıyor. Müslümanlar birbirini katlediyor. Müslümanlar birbirini öldürüyor. İslam beldelerinin sokaklarında canlı bombalar patlıyor. Sormamız lazım değil mi? Sormalı değil miyiz? Bunu tetikleyen unsurlar nelerdir? Her şeyi gavurda aramanın saflık olduğunu size söylemek istiyorum. Her şeyi insanlık düşmanı olan mihrakların suçlarıymış gibi izlenimlerin çok doğru bir netice vermeyeceğini sizlere söylüyorum. İnsan önce kendisini muhakeme etmeli. İnsan önce kendi değerlerini sorgulaması lazım ki doğruyu bulabilsin ve doğru istikamette hareket edebilsin. Kur’an demiyor mu; “Sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir ve bu ümmetin Rabbi de benim” Mademki ümmetimiz tek bir ümmet ve rabbi de ben isem öyleyse bana kulluk edin bana ibadet edin. İhtirasınıza değil isteklerinize değil, istiklalinize değil Allah’a ibadet edin. Allah’a ibadet ettiğimiz ölçü oranında birbirimizi seveceğiz.

Fitne ateşini körükleyene Allah lanet eylesin

Ümmet içerisinde fitne, fesat, ihtilafların körüklenmesi. Bütün tarihteki ihtilaflarımızı güncelleştirerek güçlendirerek günümüze taşımak bir fayda bize sağlamamıştır. Zira bizler Hz Muhammed (sav)’in ümmeti olarak O büyük peygamberden almış olduğumuz edep dersi, fazilet dersi, ahlak dersi ise şudur; “Fitne ateşini körükleyene Allah lanet eylesin”. Biz yine ondan ders almadık mı? İki cihan güneşi bize bunu öğretmedi mi? “Fitne ateşine benzinle yaklaşmayın eğer gücünüz yetiyorsa bir damlacık su dahi olsa o fitne ateşini söndürün”.

Gençler taze dimağlarınızı algı operasyonlarına açık bırakmayın

Ne zamandan beri bizim ümmet arasında mezhep problemi oluştu. Ne zamandan beri bizim ümmetin arasında ırk problemi oluştu. Biz Muhammedî değil miyiz? Biz tek bir millet değil miyiz? Bir tek peygamberin ümmeti değil miyiz? Özellikle gençlere sesleniyorum. Bu taze dimağlarınızı algı operasyonlarına açık bırakmayın. Kendinizi kirli bilgilere teslim etmeyin. Bu temiz ve nazenin vücutlarınızı ve beyinlerinizi necis bilgilerle kirletmeyin. Bilgilerin özü Kur’an’dır, Muhammet (sav)’in merhamet ahlakıdır, fazilet ahlakıdır, barış ahlakıdır, medeniyet ahlakıdır, insanlık ahlakıdır. Kim birbirini tekfir etmekle, ötelemekle bir yerlere kavuşabilmiş ki? Ne biçim bir musibet? Ümmet bu hale gelmiş.

Bırakın bu insanlar barış içerisinde yaşasın

Bırakın bu insanlar barış içerisinde yaşasın. Neden fitne ateşini körüklüyorsunuz. Ne zaman Müslümanlar İspanya’ya dayandıysa Fransa’daki siyasiler bir araya geldiler, düşündüler. Eyvah İslam geliyor, ne yapalım İslam’ın önünü nasıl alalım dediler. Ve birşeyler buldular. Nedir? Tunus Cezayir bunlar Arap değil ki bunların zayıf kollarını tahrik edelim, tahrip edelim, kışkırtalım, birbirilerine girsinler dediler. Ve yıllarca beraber yaşayan kabileleri, Berberileri kışkırttılar birbirilerine düşürdüler. Ama Fransızlar işgaline devam etti.

Birbirimizi boğazlamamıza zemin hazırlıyorlar

Şuan Ortadoğu’da aynı oyun oynanıyor. Vay sen Sünni’sin, vay sen Şii’sin, vay sen Kürt’sün, vay sen Türk’sün, vay sen Alevi’sin diye bizim tefrikalarımızı gündeme taşımakla beraber bizim birbirimizi boğazlamamıza zemin hazırlıyorlar ve ümmetin evladı da baş ve göz üzerine diyerek bu işin içine giriyor. Onun için gençler akıllarınızı beyinlerinizi Hz Muhammet (sav)’in kutlu öğretilerine açın. Fitneye açmayın. Kim sizi ayrılığa davet ediyorsa, kim sizi tefrikaya davet ediyorsa, kim vahdete davet etmiyorsa o mesajları duymayın kulaklarınızı kapayın. Her şeye rağmen vahdet, her şeye rağmen birlik ve beraberlik düşüncesini ruhumuza ve iç dünyamıza gücümüzün yettiği alanlarda tesis etmeye çalışacağız. Allah bu programı ümmetin sıkıntılarının giderilmesi noktasında bir nebzede olsa katkı sunacağına inanıyoruz. Bunda emeği geçenlerden Allah razı olsun.” (Hürseda Haber)