yazar_isim
2012-01-31

Çevre, sadece teknik ve ekonomik boyutlu bir olay değil, aynı zamanda sosyal yönü de bulanan toplumsal bir konudur.

Çoğu zaman bilinçsizce değişiyoruz ve bu değişim evriminde kaybettiklerimizin farkında bile değiliz.

Etkin ve etkileyici ahlaki değerleri insan sıfatına motive eden Yüce İslam’ın manevi pınarlarından beslenen büyüklerimiz, kendi gayretleriyle aldıkları bu ahlaki değerleri hayatın içine serpiştirerek duyarlı bir toplum algısını meydana getirdiler.

Ebeveynler, büyük bir hassasiyetle, dini inançları, toplum tarafından kabul görmüş insani değerleri ve kültürel sürekliliği kendi çocuklarına ustalıkla devreder; dede ve nineler ise, yaşamları boyunca edindikleri engin hayat tecrübelerini tatlı bir dil ile torunlarına hikâyemsi olarak anlatırlardı. 

Böylece çocuk içerde anne-babaya, dışarıdaysa akraba ve komşuya nasıl davranacağını bilirdi. Akrabanın (amca, dayı, teyze, hala vs) çocuk üzerindeki kontrollü otorite ve sevgiye dayalı yaklaşımı sosyal mekanizmanın eğitici çarkını kavileştiriyordu.

Zaten aile eğitimi ve toplumsal ahlakı içselleştiren genç; ruhen dinç, fikren mutmain, kalben sevgi dolu biridir.

Daha önceleri babamızdan çekindiğimiz gibi akraba ve komşu büyüklerimizden de çekinirdik.

Çünkü o toplum algısının yaşatılmasında ve çocuğun buna paralel olarak yetişmesinde komşunun da büyük bir katkı ve desteği olurdu.

‘Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ inancıyla, ‘komşu komşunun külüne muhtaçtır’ geleneğinin getirdiği kültürle, komşu komşunun çocuğunu en güzel şekilde gözetirdi.

Herkes komşu çocuğunu en az kendi çocuğu kadar gözetir, en ufak bir zararın gelmesini istemez, evde, sokakta, mahallede kendi çocuğundan ayırmazdı. Cebinde şeker taşıyan baba, önce komşu çocuğuna ikram eder, sonra kendi çocuğuna verirdi.

İşte bu güven ve duyarlı toplum algısında, komşunun bazı durumlarda sizin çocuğunuzu düzeltme adına yaptığı müdahaleye itiraz etmezdiniz.  Zira herkes ortak değerleri paylaşıyor, ayni değerlere hizmet ederek toplumsal güveni oluşturuyordu. Ortamı bütünleyen bir iyilik ve güzellik paylaşımı vardı. Böylece komşunun çocuğunuza fiili uyarıda bulunmasını hiçbir zaman yadırgamaz, tam aksine yanlış bir davranış göstermesi, kötü bir gidişat veya tehlikeli bir duruma düşmesi durumda bu fiili müdahaleyi toplumsal samimiyetin bir gereği olarak bilirdiniz.

Toplum içinde gelişen bu samimi-sosyal mekanizma hem çocuğun yanlışa düşmesini engelliyor, hem de ailenin çocuğa karşı güven ve huzurunu tesis ediyordu. 

Ama şimdi acube bir değişimin bilinçsiz yörüngesinde hızla dönmekteyiz. Kaybettiklerimizi dahi bilmeyecek kadar hayalperest bir havanın görünmeyen sisinde bilinmezliğe yol alıyoruz. Hedef yok, ideal yok, amaç yok; yok var, var yok.

Bazılarımız köy ve kasabadan göç ederek, büyük kentlere, bazılarımız da ülke sınırlarını aşarak sürgünlerde yepyeni bir yaşamla tanıştık. Bu büyük değişimle birlikte birçok sorunla karşı karşıya kaldığımız aşikârdır.

Daha önceleri yaşadığımız kırsal yaşam alanlarında(köy, kasaba) sosyal çember ve insani ilişkiler alanı dar olduğu için herkes birbirini tanırdı, bilirdi. Herkesin birbirini tanıdığı salih bir toplum algısında, güçlü bir birliktelik, dayanışma, kaynaşma, paylaşma ve destekleme eğilimi olur. Köy ve kasabada gelişen imece usulü de bu güven ve paylaşımın bir sonucudur. Sosyal güven ve sosyal kontrolün hâkim olduğu bir toplumda; suç, mahrumiyet, mağduriyet, öteleme, dışlama ve haksızlık gibi toplumu zedeleyen unsurlar en asgari seviyeye düşer. 

Peki, devasal büyüklükteki mega kentlere akın-akın göç eden biz köylülerin, kasabalıların sosyal hayatında neler değişti?

Aynı inanç, kültür ve coğrafi iklime sahip kırsal kesimin, büyük kentlere akın etmesi; ekonomik hırs ve menfaatin yaşam merkezine yerleşmesi; ahlaki değerlerin bu mega mozaik toplumda kıymet bulmaması; hatta karşılıksız olarak yapılan iyiliklerin enayilik olarak bilinmesi; sıfatsız bir toplum algısını oluşturdu. 

Doğduğu,  büyüdüğü, geliştiği topraklardan koparak büyük kentlere yerleşmenin o kadar kolay olmadığını biliyoruz. Akraba, dost, komşu ve tanıdıklarından ayrılıp, yeni insanlarla tanış olmanın, onlarla uyum sağlamanın elbette zorlukları olacaktı. İşte bu korkular ve çekinceler altında bazı aileler kaplumbağa misali, olduğu gibi kabuğuna çekilme taktiğini uygularken, bazıları da tüm kapılarını açarak dipsiz deryanın derin sularında kaybolup gittiler. Aynı sitede oturan, hatta aynı apartmanda bulunan aileler daire kapılarını sıkı sıkıya kapatarak komşuların tehlikesinden korunmaya çalıştılar. Kapanan kapılar gibi, toplumsal köprüyü sağlayan kalplerde de kapılar kapanmış oldu.

Apartman dairesine sıkışan aileler git gide küçüldü. Dede ve nineler aileden koparılarak yaşlılar yurduna yerleştirildi. Büyük ebeveynler ile torunlar arasında olan sevgi-merhamet köprüsü yıkılmış oldu. Çocukların nenesi televizyon, dedesi bilgisayar oluverdi. Hayata bağlanan sevgi, dedenin veya nenenin merhameti olacak iken, bilgisayardaki şiddet içerikli, intikam hırslı oyunlar oldu. Çocuklarımızın dünyaları sanallaştı. Hayalleri temelsizleşti. Hedefleri basitleşti.

İnsani değer ve düşüncelerin ters-yüz edildiği günümüz toplumun bedbahtlığında (bir anne ve baba şefkati ile) elimizden tutup, ruhumuza huzur, kalbimize sükûnet, gönlümüze güven ve çocuklarımıza İslam’ın güzel ahlakını veren İslami sivil toplum kuruluşlarının hizmetlerini şükranla takdir ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.  Hususen Bilge-Der’in gençlere verdiği Kur’anî eğitim, İslami ahlak ve asrî bilginin, tanıdık kardeşlerimizin çocuklarında timsal olarak müşahhas olması bizleri fazlasıyla sevindirmiştir. Rabbim yar ve yardımcıları olsun. Hasta olan toplumumuza ahlaki şifanın yeridir diyorum. Başarılarının devamını diliyorum.

(Hürseda Haber)



Bu makaleye yorum ekleyen ilk siz olun…
Gazete Son Dakika RSS Hava Durumu twitter facebook
GÜNÜN RESMİ
-Yorumsuz-
-Yorumsuz-
reklam
ANKET
Neden Mustazaf-Der Hakkında Kapatılma Kararı Verildi?
Anket
VİDEOLU HABERLER
Haber1
Mustazaf-Der Şube Başkanı: Üstüme 30 Polis Çullandı!
Yaklaşık 30 polis tarafından darp edilen Mustazaf Der Osmaniye Şube Başkanı Abdulkadir Alakuş, yaşadığı olayı İLKHA'ya anlattı. Polisin terörist muamelesi yaparak kendilerine silah doğrulttuğunu, biber gazı sıkarak darp ettiğini ifade eden Alakuş, hem darp ettiklerini, hem de kendilerini temize çıkarmak için davacı olduklarını söyledi.
Haber1
Başörtüsavar Profesörün Sicili Kabarık Çıktı
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nadide Kazancı ise, Astronomi ve Uzay Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rennan Pekünlü'nün öğretim üyeliğinden uzaklaştırılma noktasına gittiğini söyledi.
Haber1
Ülkemizde Hukuk Eliyle Cinayetler İşleniyor!
Marmara İnsani Hak ve Özgürlükler Platformu İstanbul'da yaptığı kitlesel basın açıklamasıyla Mustazaf-Der'ın kapatılması ve Gaziantep'te kızının başörtüsüyle okuması için mücadele eden Güllü Çevik'e ceza verilmesini kınadı.
Haber1
Laden'in Ölümü Üzerinden Oy Alma Filmi!
ABD devlet Barck Obama'nın, ABD- Pakistan hükümeti işbirliğiyle bir yıl önce düzenlenen operasyonla katledilen Usame bin Laden'in ölümü üzerinden oy alma planları yaptığı öğrenildi.
Haber1
'Arap Baharı'nı Batı Yönlendiriyor'
Avrupa'nın önde gelen Müslüman entelektüellerinden Tarık Ramazan, "Arap Baharı" süreci öncesinde Batı'nın yönlendirici etkisi olduğunu söyledi.
EN ÇOK OKUNANLAR
Haber Resim Yok
Başörtüsünden Ötürü Ödül Verilmedi
Kros yarışmasında dereceye giren başörtülü öğrencinin ödülü verilmedi! Hatayı, kaymakam telafi etti.
Haber Resim Yok
Volkswagen'in Elektrikli Otomobili
Volkswagen 24 Golf Blue-e-Motion aracından oluşan bir filo ile sekiz batı Avrupa ülkesinde ve Japonya'da uluslararası Roadshow'a başladı. Etkinliklerin amacı farklı müşteri gruplarına Volkswagen'in elektrikli otomobil alanındaki çalışmalarını tanıtmak ve yeniliklere katılımlarını sağlamak.
Haber Resim Yok
Mustazaf-der Kapatıldı...
Yazar Cevdet Kara, Mustazaflarla Dayanışma Derneği'nin kapatılmasını konu alan yazısının sonunda, "Mustazaflar üzülmesin… Elbet güneş yeniden doğacak… Çünkü Hak geldi batıl zail olacak…" şeklinde bitirdi.
Haber Resim Yok
Katı Vize Uygulamasının Son Örneği
Almanya'nın Türkiyelilere uyguladığı katı vize uygulaması beşikteki çocuktan 80 yaşındaki yaşlılara kadar uzanıyor. Vize engeline takılan son mağdur bir buçuk yaşındaki Enes oldu.
sag alt
Sitemiz Sadece İnternet Üzerinden Yayın Yapmaktadır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz.
hur-seda@hotmail.com   © 2008 - 2012   Tüm Hakları Saklıdır.