İslam İşbirliği Teşkilatı liderlerine mektup

13 Aralık 2017 Çarşamba, 14:10

Saygıdeğer liderler,

Bu mektup, yönettiğiniz halkların vicdanlarından sökülüp gelen kelimelerle yazıldı.

Yoksul, mutsuz, hüzünlü Müslümanların, yüreklerinde taşıdığı acıyla yoğrulmuş kelimelerdir bunlar.

Kısılmış seslerimizle duyuramadığımız isyanımızı, size ulaştırmak için kelimelere döktük. Bugün İstanbul’da toplanırken, belki bu mektubu okur, belki yönettiğiniz halkların ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlarsınız.

Bir haftadır, İsrail’in fiilen, ABD’nin resmen Kudüs’ü işgalinin acısını atamadık yüreğimizden. Sokaklara çıktık, bağırdık, öfkelendik, isyan ettik ama 20 İsrail askerinin 14 yaşındaki Cüneyd’in gözlerini bağlayıp dövmesine, uçakların Gazze’de çocukları öldürmesine engel olamadık.

Pakistan’dan Fas’a, Türkiye’den Yemen’e, tüm ülkelerin sokaklarında aynı Kudüs öfkesi, aynı isyan vardı fark ettiniz mi? Liderlik yaptığınız halkların, işgal edilmiş Kudüs için yüreği böylesine sancıyla çarparken, sizlerin, bizim kadar öfkeli ve bizim kadar isyankar olduğunuzdan emin değiliz.

Sizlerin soğukkanlı, ülke çıkarlarını düşünen, duygusuz diplomasiyi kullanan büyük devlet adamları gibi davranmanız gerekiyor. Haklısınız.

Devletlerin jeopolitiği olur. İtiraz etmiyoruz.

Lakin iktidara gelirken ‘İslâm davası’, iktidardayken ‘jeopolitik’ demenizin çelişkisini görmediğimizi sakın sanmayın.

Yine de bizim gibi gözyaşı dökmediğiniz, çaresizlik içinde uykusuz geceler geçirmediğiniz için kınamıyoruz sizi.

Zaten bugün sizden jeopolitiğin, uluslararası ilişkilerin gereğini yapmanızı bekliyoruz. Ülkelerinizin ve halklarınızın çıkarlarını düşünmenizi istiyoruz yani. Tıpkı Amerika gibi.

Saygıdeğer liderler,

Hangi açıdan bakarsanız bakın, Kudüs’ün resmen işgali, ülkenizin ve halkınızın çıkarlarına zarar veriyor.

Zira Kudüs’ün işgaline ses çıkarmamak, İsrail ve Amerika’nın bir dahaki sefere, aranızdan herhangi birinin yönettiği ülkeyi işgal etmesine izin vermek demektir.

Siz Kudüs’e ses çıkamadığınıza göre, İsrail ve Amerika’nın Lübnan’ı, Gazze’yi, Mısır’ı, Suriye’yi, Ürdün’ü işgal etmesine hiç kimse çıkarmayacaktır. O zaman ülkenizi işgalden kim kurtaracak sizce?

Bir gün Afganistan, Irak, Libya, Suriye, Filistin gibi, ülkeleriniz yabancı devletler tarafından işgal edildiğinde, o zaman bu toplantıların bir benzeri daha yapılacak ve kınamadan öteye gitmeyen kuru bir karar daha alınacak. Sanırım o günü gözünüzde canlandırabiliyorsunuz.

Bugün kınama kararı alıp, iktidarlarınızın devam edeceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Kudüs işgaline ses çıkarmadığınız zaman, o masa etrafında toplanmış tüm liderlerin iktidarı, ülkesinin egemenliği ve halkının özgülüğü tehlike altında girecektir. Zira Kudüs bizim kalbimizdir. Kalbimizi söktüklerinde geriye bir şey kalmaz.

Bunlar sizin inandığınız jeopolitiğin gerçekleri.

Bir de inandığınız dinin gerçekleri var.

Saygıdeğer liderler,

Bu işgale ses çıkarmamak hepimizin kendini, inancını, ideallerini inkâr etmesi demektir. Bir gün inandığınız o hesap gününde, ‘bir ülkenin, bir milletin lideri olarak Kudüs’ün işgaline karşı ne yaptın?’ diye sorulduğunda, ‘Kınama kararı aldım Allah’ım’ mı diyeceksiniz?

Yönettiğiniz ülkelerin sokaklarına bakın. Halklarınızın etnik kimliğine, mezhebine, dini anlayışına aldırmadan, Kudüs için nasıl ortak bir acıyı paylaştığını görün. Biz buna ‘Müslüman kardeşliği, İslâm birliği’ diyoruz.

Sizin, 57 İslâm ülke liderlerinin asla yapamadığını biz yapıyoruz. Birlik oluyoruz, dayanışma içinde oluyoruz, kardeş oluyoruz yeniden.  Bir zamanlar barış ve huzur beldeleri olan ülkelerimizin haline bakın. Hepsinde sefalet, yoksulluk, cehalet, açlık, terör ve savaş var. Her gün kardeşlerimiz ölüyor. Ne uğruna? Ne adına? Kim yapıyor bunları?

Hepsi sizin yüzünden. Ülkelerimizi yöneten sizlerin aldığı kararlar yüzünden her gün bizler ölüyoruz, Müslüman halklar ölüyor.

Kimi zaman mezhep yüzünden, kimi zaman etnik kimlik yüzünden, kimi zaman saçma ittifaklarınız yüzünden ölenin de, öldürülenin de Müslüman olması, size hiç mi utanç verici gelmiyor?

Bugün dünya üzerinde, birbirini boğazlayan, katleden, topraklarından kardeşlerini süren ve çocukları öldüren en acımasız insanlar, Müslümanlar oldu. Farkında mısınız?

Amerika, İsrail ya da başka bir ülke istediği için değil, kendi iktidarlarımız yüzünden böyleyiz. Biz kendi ellerimizle ülkelerimizi perişan ettik, masal gibi güzel şehirlerimizi yakıp yıktık, gül gibi çocuklarımızı öldürdük. Bunun utancını, acısını, yüzümüze çaldığı kara lekeyi bir ömür boyu taşıyacağız.

Peki ne zaman buna son vereceğiz?

Neden birlik olamıyorsunuz? Neden ülkeleriniz, milletiniz tehdit altındayken bile ayrışmayı, birbirinizle çatışmayı tercih ediyorsunuz? Kim engel oluyor buna? İslâm birliğini kurmamak için mazeretiniz nedir?

Acı gerçeği itiraf edemiyorsunuz değil mi?

Biz söyleyelim: İslâm birliği önündeki en büyük engel, kendi kişisel iktidarlarınızdır.

Ancak şunu unutmayın:

Müslüman devletler birleşmezse, Müslüman milletler birleşir. (Yeni Şafak)