Mevlânâ endeksi

17 Aralık 2017 Pazar, 14:00

Belki takip edenleriniz olmuştur, yakın zamanda George Washington Üniversitesi akademisyenlerinden Scherazade ve Askari 'Ülkelerin İslamilik Endeksi' adında bir çalışma yaptılar ve sonuçlarını Journal of Global Economy dergisinde, 'İslam Ülkeleri Ne Kadar İslamî?' başlığıyla yayınladılar. Bu çalışmada hem İslam ülkelerinin hem de diğer ülkelerin ekonomi, hukuk, insani ve siyasi haklar ile uluslararası ilişkiler sahalarındaki uygulamalarının İslam’ın temel hükümlerine yani Kur’an’da ve Hz. Peygamber’in sözlerinde geçen emir ve yasaklara ne kadar uyumlu olduğunu mukayeseli olarak incelediler. 'İslâmîlik Endeksi' adı verilen bu çalışmada toplam 208 ülkeyi incelemeye tabi tuttular. Bunlar arasında İslam İşbirliği Teşkilatı’na üye 57 ülkeyi ise;

1. İslam’ı devletin resmî dini olarak kabul eden ülkeler,

2. İslam’ı halkın ana dini olarak kabul eden ülkeler,

3. Kendilerini ‘İslam Cumhuriyeti’ olarak ilan eden ülkeler ve

4. Hatırı sayılır bir Müslüman nüfusa sahip ülkeler, olarak tasnif ettiler.

Sonuçlar ise Müslümanlar açısından bir hayli düşündürücü çıktı. Araştırmanın sonuçlarına göre ilk 10 ülke şöyle sıralanıyor: Hollanda, İsveç, İsviçre, Yeni Zelanda, Danimarka, Finlandiya, Norveç, Lüksemburg, Avusturalya, Kanada. Listede ilk Müslüman ülkenin ismine ancak 38. sırada Malezya olarak rastlıyoruz. Ülkemiz ise 65. sırada yer alıyor. Listenin son sıraları ise Müslüman ülkelerden meydana geliyor.

Bugün büyük İslam bilgesi Mevlâna Celaleddin Rûmî’nin düğününün 744. sene-yi devriyesi. Her sene olduğu gibi bu gece de bu anlamlı olay pekçok yerde anılıyor. Yerli ve yabancı pekçok Hak ve Hakikat aşığı bu gece Mevlana’nın dergahında toplanacak. Semalar edilecek, konuşmalar yapılacak. Ben de oradayım. Bunlar bir büyük bilgenin hatırasını yâd etmek ve her ne olursa olsun senin yolundayız demek için güzel anlar.

Fakat dostlar, “Vefatımdan sonra beni toprakta aramayın, biz sevenlerin kalbindeyiz”, “Kabrimin üstüne türbe yapmayın”, “Can semâsı yapın” v. b. gibi tavsiyelerde bulunan bir Hz. Mevlana sadece bir festival ikonu mu? Gerek bireysel ve gerekse toplumsal hayatımızda onun görüşlerine ne kadar yer veriyoruz? Dini eğitimimizde ne kadar Mevlana’ya bir din âlimi olarak başvuruluyor? Sokaktaki adama Mevlana ne kadar tesir ediyor?

Yavru bir kediye işkence yaparak öldürmekten zevk alanlar varsa. Trafikte bir hiç uğruna insanlar birbirini bıçaklıyorsalar. Yaşlı bir karı-koca emekli maaşları için sopalarla öldürülüyorsa. Yüzlerce kadın, çocuk zulme uğruyorsa. Ehil olmayan kimseler makamlar alıyorsa. Bir dindar diğerini kolayca tekfir ediyorsa dostlar kusura bakmayın Mevlana bizde içi boşaltılmış bir ikon, bir şeker adı, bir pide çeşidinden başka anlam ifade etmez.

Mevlana’nın eserlerinde dile getirdiği aforizmalardan bazı kriterler geliştirmek ve bunu tıpkı yukarıda bahsettiğim o ekonomistlerin yaptığı gibi bir Mevlana Endeksi haline getirmek isterim. Sonra da bu maddeleri başta ülkem olmak üzere tek tek bütün İslam ülkelerine bakmak isterim. O zaman Mevlana’nın fikirlerini ne kadar ciddiye aldığımız anlaşılır. Zira gerek bireysel ve gerekse toplumsal huzur, refah ve yüksek seviye için yüzlerce prensip getiriyor kendisi. Bir gazete köşesine bunlardan ancak 3-5 tanesi sığabilirdi. Uçakta gelirken tefe’ül misali Mesnevi’den üstün körü şunları seçtim. Gelin beraber okuyalım ve düşünelim.

Makama oturan cahilin yaptığı fenalığı yüzlerce aslan bir araya gelse yapmaz.

Cahile tutar makam verirseniz yapacağı işlerin sonuçlarını herkes çeker. Peygamber'in hadisinde de lanetlenmiş bir tavırdır ehliyetli olmayanların ehil olmadıkları işlere getirilmeleri. 

İşlerin sonunda pişman olmamak için ehliyle istişare etmek vaciptir.

Bu aynı zamanda bir ayetin tercümesidir. Danışmamak, herşeyi biz biliriz demek ne kadar yanlışsa ehli olmayana danışmak ondan daha beter yanlıştır. “Ene’l-Hak sırrını ancak berdar olandan sor” diyenler aynı zamanda, “Tarla kasaptan sorulmaz” demişlerdir.

Öz söylemek için önce dinlemek gerek.

Bir yerlerde pişmeden konuşan o kadar çenebaz var ki. Özellikle din sahasında pazarlamacı gibi konuşan vaizler çoğaldı.

Gönlü aydın bir ere kul olmak padişahın başına tâc olmaktan iyidir.

Kanuni gibi bir padişah bile bunu şu sözleri ile teyid etmedi mi? “Pâdişah-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş/ Hepisinden eyice bir veliye bende olmak imiş.”

Madem ki oluktan fayda görmedin suyu yağmurdan iste.

Oysa yağmur suyu sana oluktan akarak gelir. Oluğu küçümseme, inkar etme. Takdir et. Yine Mevlana, “Duvarlar olmasa damı kim tutar” der.

Aslanlar gibi avını kendin avla, yabancıya da yaltaklanma, akrabaya da.

Millî sanayi ve millî harp silahlarını geliştir. Onun bunun hibelerine muhtaç olma.

Ekmek için 'Allah' diyen, saman için Kur’ân taşıyan eşeğe benzer.

Öyle 'Allah' diyenler çoğaldı ki bununla ticaret yapar oldular.

Ne demiş Yunus:

“Dışımda ibadetim,

Sohbetim hoş taatim.

İç pazara gelince,

Bin yıllık ayyar etmez.”

Can gözü açık olmayan sakaldan ve sarıktan başka bir şey görmez.

Başkasının imanını ancak şekliyle tartarak ölçenler çoğaldı.

Kur’an’ın dış yüzüne bakanlar onda laftan başka bir şey görmezler

Yüz tane Kur’an Araştırmaları Merkezi de kursan manasına ermedikten sonra yaptığın gramer çalışmasıdır bunu bil.

Bunlar rastgele seçilmiş kriterler. Toplumsal bazda hoşgörüsüzlük, adam kayırma, partizanlık, kamu malı yeme, rüşvet, hırsızlık, hırs, tamah, hak gaspı, yalan v. b. gibi daha pekçok kriteri Mevlana’dan çıkarmamız mümkün. Yalnız bunları İslam ülkelerine tatbik etmeye kalkarsanız korkarım yukarıdaki araştırma sonuçlarından farklı çıkmaz. Samimi olmak lazım, demek ki İslam ülkeleri, Mevlana’dan çok uzaklar hala.. Ümidimiz o ki Yıllık Takip Komitesi önümüzdeki yıllarda, o gelenekten gelen bir mirasa sahip olduğumuz için bari bizi daha yukarılara taşısın..

Ben bir de size, bana göre o listedeki istisnasız bütün ülkelerin sınıfı geçemeyeceği bir Mevlana Endeksi de sunayım. Zira yeryüzünde hiçbir ülke, vatandaşının bu en temel hakkını yerine getirmesi için çalışıyor değil. Belki Farabi’nin Medinetü’l-Fâzılâ’sında veyahut Campenella’nın Güneş Ülkesi’nde mi olur bilmem… Maalesef çağdaş insanın önüne hep bundan başka hedefler konuyor.. Endeks şu;

“Ey insanoğlu!

Hazine bulursun, ama ömür bulamazsın.

Sen uğraş da kendini bul,

Kendindeki gizli hazineyi araştır! Kendini bul!

Ama dikkatli ol, kendini çaldırma!

Bu Hak yolunda açıkgöz hırsızlar pusu kurmuş, seni bekliyor.

Hırsıza dikkat et sakın kendini çaldırma!”

Düğün gecende selam olsun sana ey Mevlânâ! (Yeni Şafak)