Nuri Killigil, S-400 ve SİHA'lar

17 Eylül 2017 Pazar, 12:16

Nuri Killigil, meşhur Osmanlı paşası Enver Paşa'nın sekiz yaş küçük kardeşi.

Azerbaycan'da Bakü fatihi olarak tanınır. 1. Dünya Savaşı sonuna doğru, Ruslara yardım etmek amacıyla İngilizler, Azerbaycan'a asker gönderir. Bundan cesaret alan Ermeni çeteleri Azerilere karşı katliama başlar. Enver Paşa, kardeşi Nuri Paşa'yı buraya gönderir.

Nuri Paşa, Kafkas İslam Ordusunu kurar ve Bakü'yü Ermeni ve Rusların işgalinden kurtarır.

Savaş biter ve Nuri Killigil, iş hayatına atılır. Cumhuriyet tarihinin ilk endüstriyel silah tasarımcılarından olan Nuri paşa, 1930'da Zeytinburnu'ndaki kok kömürü satan bir şirketi alır ve madeni eşya fabrikasına dönüştürür. Fabrikayı genişletir ve kısa bir süre sonra Sütlüce'ye taşır.

Bu fabrikada önce tabanca, matara, demir çubuk, gaz maskesi ve mermi üretilir. Ardından motor ve makinelerle havan ve havan mermisi üretilmeye başlanır.

Fabrika, Arap-israil savaşında Arap orduları için silah ve cephane üretir. Birleşmiş Milletlerin kararlarını tanımayarak Filistinlilere silah ve cephane gönderir. Pakistan ve Mısırdan siparişler alır. Siparişleri yetiştirebilmek için gece gündüz vardiyeli çalışılır.

Bu faaliyetler o dönemin emperyalist güçleri, Amerika ve israil tarafından hiç de hoş karşılanmaz. Ve fabrikanın tüm çalışmaları mercek altına alınır.

2 Mart, 1949'da saat 17:10'da fabrikada ardı ardına üç büyük patlama olur. İlk patlama kimyahanede, sonradan cephane deposuna sıçrayan ateş, mermilerin patlamasına yol açmıştır. Öyle ki barut kokusu Galata köpürüsünden hissedilir.

O sırada fabrikada bulunan Nuri Killigil ve 27 çalışanı bu patlamada hayatını kaybeder. Fabrika, içindeki makine ve çalışanlarıyla birlikte adeta buharlaşır. Öyleki Nuri Killigil'in cesedine ulaşılamaz. Bazı ceset parçaları ancak bulunur.  Boş tabutlar defnedilir.

Patlamanın kimler tarafından gerçekleştirildiği ise meçhul kalır. Esasında meçhul değildir, ayan beyan ortadadır. Açılan soruşturmalardan her zamanki gibi bir sonuç elde edilmez.

İlginçtir aynı yıllarda Marshall yardımı adı altında Türkiye'ye askeri yardımlar başlar. Türkiye ordusu modernleşir; ama tam anlamıyla bağımlı hale gelir. Mülkiyeti Amerika'ya ait olan silahların bakım ve onarımı için büyük meblağlar ödenmek zorunda kalır.

Kendi parasıyla aldıkları silahları bile Kıbrıs harekâtında kullanamaz, ihtiyacı olan yedek parça ve silahları ambargo yüzünde karşılayamaz.

Emperyalistler bir ülkeyi kontrolünde tutmak için ihtiyacı olan silahı üretmesine izin vermez, engeller, ambargo koyar, farklı yol ve yöntemlerle müdahale eder. Nuri Killigil fabrikasının akibeti, kapanmak zorunda kalınan milli savunma ve uçak fabrikaları, son dönemlerde bazı Aselsan mühendislerinin esrarengiz cinayetlere kurban gitmeleri bunun en somut örnekleridir.

Emperyalistler, ‘Sen silah üretme, zaten sana silah veriyoruz' 100 liraya mal edeceğin silahı sana 50 liraya satar, müttefiklik adı altında bedava verir.  Parasını aldığı, sattığı silahları dahi nereden kullanacağına kendisi karar verir. Bu şartlı satışların hangi maddeleri içerdiği kamuoyunca pek bilinmez.

Fetö'den dolayı pilot ve pilot eğitmen hoca sıkıntısı baş gösterdi.  Bu sıkıntının giderilmesi için Pakistan'dan hoca temin etme yoluna gidildi. Amerika, bunu kabul etmedi ve bu proje gerçekleşmedi. ‘Pilotlarını bana gönder ben eğiteyim' dedi. Hükümet de bir KHK ile istifa eden pilot ve eğitmenleri geri çağırıp bu açığı kapattı.  

Bu minvalde Türkiye'nin kendi silahını üretmek için gösterdiği her türlü çabanın farklı yol ve yöntemlerle engellenmesi, Rusya'dan alacağı S-400 hava savunma sisteminin satışına Amerika'nın karşı çıkmasının nedenleri daha iyi anlaşılacaktır.

Sözde müttefik ve savaş zamanında birbirlerini koruyup kollayacak ülkelerin hali. Silah satmıyorsun, satsan da nerede ve ne şekilde kullanacağına sen karar veriyorsun, güvenliği tehlikeye girse dahi kullandırtmıyorsun, üretmesine ve başka yollardan da temin etmesine izin vermiyorsun. Bunun adı müttefiklik değil, sömürü düzenidir.

Türkiye ve diğer İslam ülkeleri bu sömürü düzeninden kurtulmak için kendi silahlarını, kendi ihtiyaçlarını ne pahasına olursa olsun temin etmek zorundalar, yoksa güvenlik ve bağımsızlıktan bahsedilemez.

* SİHA (Silahlı İnsansız Hava Araçları)