Hangisi Gerçek

20 Kasım 2017 Pazartesi, 15:44

Günümüz dünyasında yasa ile sevilen, korunan ve eleştirilemeyen nadir kişidir Atatürk. Bu nedenle biz yasal bir sorumluluk doğuracak cümleler kurmayacağız. Ama işte bu nedenle gerçeği görme imkanı da zayıflıyor.  Bu nedenle çok sayıda “Atatürk” çıkıyor ortaya. Bu nedenle herkesin bir Atatürk'ü oluyor. Bu nedenle Atatürk, onu sevenler ve karşıtları üzerinden tanınıyor.

Zira herkesin bir Atatürk'ü vardır. Ulusalcıların, laiklerin, ateistlerin, liberallerin, milliyetçilerin/ırkçıların, hatta Kürdlerin bile bir Atatürk'ü var. Bir tek İslamcıların Atatürk'ü yoktu. Gerçi zaman zaman  bir kısım İslamcılar da kıyısından köşesinden tutacak oluyorlardıysa da bu birazda “kanuni dayatma”  veya “maslahat” olarak okunuyor veya te'vil ediliyordu.

Atatürk bunların hepsi olamayacağına göre sorun herkesin, yanlışına ve doğrusuna uygun bir Atatürk inşa etme arayışında olması… Bu memlekette darbecilerin, katilerin, zalimlerin, faşistlerin, ateistlerin, diktatörlerin, hemen hemen tamamı bir şekilde icraatlarına Atatürkçülüğü dayanak yapmışlardır. Daha 15 Temmuz'da bile  darbeciler “Yurtta Sulh” adı altında Atatürkçülüğe gönderme yaparak darbe teşebbüsünde bulunmadılar mı? Ve ne hikmetse hepsinin bu “dayanak” üzerinden en çok ezdikleri kesimler dindarlar ve Kürdler olmuştur.  Hatta Kürdler, her mağduriyette olduğu gibi bu mağduriyette de iki defa mağdur oluyorlar. Zira Kürdler tartışılması kanunla değil belki ama “yerel yöntemlerle” koruma altına alınan ve eleştireni hayati tehlike dahil her türlü tehlikenin beklediği bir de “Apoizm” le imtihan ediliyorlar.

Tabi “koruma yasası” gereğince kimse bu istismarı gönlünce haykıramadı, bu gün de haykırılamadığı üzere. Halbuki özgüveni tam olan kişi kurum ve ideolojilere yapılacak en büyük iyilik onları her yönüyle konuşabilir kılmak. Hakaret ve iftira içermediği sürece onları tartışılır kılabilmek… Değerlerinden bir şüphesi olmayanın yapacağı şey tam da bu olsa gerek.

Öyle ya bu memlekette taş üstüne bir taş konulmuşsa bu hep Atatürk karşıtlığıyla suçlanan Müslümanlar/dindarlar döneminde olmamış mıdır?. Çıkarın Cumhuriyet döneminden Menderes'i, çıkarın Özal'ı, çıkarın Erbakan'ı, çıkarın Erdoğan'ı geriye darp ve darbeler dışında ne kalır ki?

Menderes idam edildi. Özal'ın “zehirli ölümü” halen tartışılıyor. Erbakan'ı 28 Şubat postmodern darbesi ile alaşağı ettiler. Erdoğan 15 Temmuz gecesi, Atatürkçülerin yüz yıldır ezdiği dindarlar tarafından tekbir ve salalar eşliğinde kıl payı ipten alındı.

Öyle ise bu memlekette Atatürkçülerin şerrinden emin olmak için sahtelerinin her birinin kendine post yaptığı kurumları ele geçirmek lazım!?

Mevcut yönetim de bunu yaptı. Emniyeti, askeriyeyi, MİT'i, basın yayını, bürokrasiyi, hatta  MHP'yi ele geçirdi. Ancaaak! zincirin en önemli ve güçlü halkası olan “Perinçek” kalmıştı. O da ele geçirilmeden gerçek Atatürkçülük anlaşılamazdı bu memlekette!

Biliyorum hepinizin kafası karışık. Ama müsterih olun bu çok reel politik hamleyi er ya da geç anlayacaksınız. Son hızla giderken geri vitese takma şanzıman dağıtacak olsa da şoförün illaki bir bildiği vardır.

Hayır! hayır!  Bu “Dimyat'a pirince gitme” hamlesi değil. Siz siz olun “evden” ayrılmayın “evdeki bulgur” kardeşlerim.

Bir de her insanın bir hasleti olur. Kimi hiç bir şey demez. Kimi her şey der. Kimi dediğinin hiç birini yapmaz. Kimi her dediğini yapar. Kimi de her dediğini yaptığı gibi yaptıklarının tamamının zıddını da yapar.

Ben çocuğuma ne anlatacağım? Siz ne anlatıyorsunuz? Bu hususta bir tavsiyeniz var mı?

Her iki doğunun ve her iki batının Rabbi'ne emanet olun.

(Doğruhaber)