Bıldır Yenen Hurmaların Hesabı

02 Ocak 2012 Pazartesi, 14:27

Kendine güveni, rütbesi gibi "en üst" seviyedeydi; sağlam durur, kaş çatar, sert konuşurdu.

Elini arada bir masaya vurduğu olurdu.

"Kâğıt parçası bu" sözü hiç aklımızdan çıkmadı.

"Silah değil boru" deyişi de.

Nizamiyesi olan, dikenli tellerle çevrili, girişte nöbetçi askerlerin beklediği arazide toprağa gömülü halde cephane bulununca, "Orası açık bir yer, isteyen herkes girebilir" açıklaması hâlâ kulaklarımızda.

Sizi bilmem, ben orta kulak taraflarında bir yerde saklıyorum o sözleri.

*

İyi anlaşılsın diye, her cümlesini iki defa söylerdi.

Emir tekrarı yapmayı karşısındakine bırakmazdı.

Bizzat tekrar etmekten hoşlanırdı.

Daha fazla kendinden emin görünürdü, şüpheye yer bırakmazdı.

O yüzden hem kulağımda saklıyorum, hem bilgisayar kayıtlarımda muhafaza ediyorum.

Ayrıca biliyorsunuz, unutmuş bile olsak, gazete arşivleri bütün halinde duruyor.

Varsayalım hiç biri yok.

Savcıların elinde olanlar yeter.

*

Yeni Şafak'ta yer alan dünkü haber, bunu işaret ediyordu.

"İnternet Andıcı davasında, mahkemenin hakkıında suç duyurusunda bulunduğu İlker Başbuğ, savcılığın sorumlu bulması halinde, darbe suçlamasıyla yargılanan ilk Genelkurmay Başkanı olacak. Hukukçular, 12 Eylül referandumunda 'Yüce Divan' düzenlemesine rağmen, 'darbe girişimi' görev suçu olmadığı için Başbuğ'un Ağır Ceza'da yargılanacağını belirtiyor."

*

Aradan zaman geçmesine rağmen Çubuklu Paşa'nın açıklaması da önemli.

O dönem Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu, ıslak imzalı belge için "Kâğıt parçası" diyen Başbuğ'un o sözlerinin "talihsiz bir açıklama" olduğunu söyledi.

Doğru vallahi.

Biz de öyle düşünmüştük.

Açıklama talihsiz, açıklayan talihsiz, o açıklamayı duyanlar da talihsiz.

O günler geçti gitti.

Bugün artık farklı bir zaman içindeyiz.

Talihimiz döndü mü ne!

*

Çubuklu Paşa da İrtica ile Mücadele Eylem Planı davasının tutuklu sanıklarından.

"Kâğıt parçası tabiri, bir talihsizliktir. Ben bu görüşe katılmıyorum. Komutanı tenkit etmek için söylemiyorum."

Keşke bu sözleri yıllar geçtikten sonra tutuklanıp mahkemeye getirildiğinde değil, zamanında söyleseydi.

Ne yapalım, buna da şükür.

*

Görevi başındayken bunu yapabilecek biri var mıdır diye bir soru gelirse aklınıza, o soruya olumlu bir cevap bulabilmek mümkün değildir, onu da biliriz.

General de olsa, üstündeki komutanın sözlerini eleştirmek, doğru olmadığını, talihsiz bulduğunu söylemek, kimsenin haddi değildir.

Genelkurmay Başkanı bir söz söyleyecek, Adli Müşavir olan biri de çıkıp yanlış diyecek!

Nerede görülmüş!

Bu itibarla keşkeli sözlerimiz boştur, beyhudedir, yok hükmündedir.

*

Hiçbir orduda yüksek rütbeli subaylar (bile) üstlerinin sözlerine muhalefet edemezler.

Bizde sadece herhangi bir komutan, Bakanların, Başbakanların, Cumhurbaşkanlarının sözlerini ve politikalarını eleştirebilir, sadece onlara hakaret edebilirler.

Hatta gerekli gördükleri kimi durumlarda onlar için "pez" ile başlayan cümleler kurabilirler ve başlarına da bir şey gelmez.

Fakat bir de ataların söylediklerine kulak vermek gerekir arkadaşlar.

"Bıldır yenen hurmalar" ile alakalı söylenenler, laf olsun torba dolsun diye sarfedilmiş olamaz.

Sadece bıldırki hurmaların değil, ondan önceki yıllarda yenilen nanelerin de hesabı soruluyor artık.

YENİ ŞAFAK