Tarihin izleri üzerinden Irak Kürt bölgesi referandumuna ve geleceğe bakmak

07 Ekim 2017 Cumartesi, 02:31

SSCB’nin İran’ı işgalinden sonra, 22 Ocak 1946’da Mahabad Çarçıra Meydanı’nda Gazi Muhammed’in öncülüğünde, KDP’liler, aşiret liderleri ve peşmergeleri ile Molla Mustafa Barzani’nin katıldığı toplantıda Sovyet destekli Komara Kürdistan (Kürdistan Cumhuriyeti) ilân edilmişti.

Molla Mustafa Barzani, Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin ordu komutanlığına getirilir.

SSCB’nin İran’dan çekilmesi sonrası, İngiltere’nin desteğiyle harekete geçen İran, önce özerklik ilân eden İran Azerbaycanı’nı teslim alır, ardından Mahabad Kürt Cumhuriyeti’ne saldırır.

SSBC, Kürtlere vereceğini söylediği silâhları vermeyince, Gazi Muhammed anlaşma yoluyla İran kuvvetlerine teslim olmaya karar verir.

Molla Mustafa Barzani, İran ordusu Mahabad’a girmeden orayı terk eder.

Gazi Muhammed ve kardeşleri Cumhuriyet ilân ettikleri Çarçıra Meydanı’nda idam edilirler.

Irak, Kürt Bölgesi de dahil, Birinci Dünya Savaşı sonrası İngiliz hakimiyetine girer. Arabistan Yarımadası, Mısır ve Filistin’in de başına gelenler gibi.

Barzan ve diğer Kürt aşiretleri ile Türkmen aşiretleri, İngiliz emperyalizmine baş kaldıran Şeyh Mahmud Berzenci’ye destek verirler. İngilizler isyanı bastırır. Kürtleri bölgeden sürmek için, Irak Hükümet güçlerine destek veren İngilizler bölgeyi bombalarlar, 1922’de Barzan’a saldırırlar. Ahmed Barzani dağa çıkar.

Temmuz 1931’de İngilizler bölgeyi yeniden bombalamış, onlarca köyü binlerce evi yerle bir etmiştir.  1932 Haziran’ına kadar bombalamalar sürmüştür.

Şeyh Ahmed Barzani ve adamları Haziran 1932’de Türkiye’ye sığınır.

Türkiye, Şeyh Ahmed Barzani, kardeşleri Muhammed Sadık, Molla Mustafa ve maiyetinin Barzan’a dönmesine izin vermiştir. Irak Hükümetinin Barzanîlere operasyon yapılmasını  istemesine karşın Türkiye bu talebi yerine getirmemiştir.

İran Kürdistan Demokrat Partisi (İKDP)’ni dikkate alan Molla Mustafa Barzani, 16 Ağustos 1946’da Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) ‘ni kurar.

Sovyet Rusya’nın yüzüstü bıraktığı Mahabad Cumhuriyeti’nden ayrılan Molla Mustafa, tuhaftır gider Rusya’ya sığınır.

Kruşçev dönemine dek Kürtler, Sovyet Rusya’da tecrit edilirler, farklı yerlere sürülerek birbirleri ile irtibatları koparılır.

1951’den 1958’e Kruşçev’den gördükleri destekle Molla Mustafa Barzani ve adamları rahat nefes alırlar. Bir ara ABD’den sığınma talebinde bulunur ama kabul görmez.

1958 Irak Abdülkerim Kasım darbesinden sonra Arap-Kürt dayanışması başlar. Kürtler iyi niyetle ayrılıkçı bir tutum takınmazlar. Abdülkerim Kasım’ın Arap Milliyetçiliği’ne kayması ilişkileri kopma noktasına getirir. 30 yıl süren bir başkaldırı süreci başlar.

1961-1971 arası Molla Mustafa önderliğinde Irak Hükümeti ile savaşan Kürtler, Saddam Hüseyin ile imzalanan Özerk Bölge Antlaşması’ndan sonra meclislerini kurup yönetimlerini ele alırlar.

1975’de İran’la antlaşma imzalayan Saddam Hüseyin özerk bölgeyi fiilen yok sayar.

ABD ve İran’ın önce destek verip sonra Irak’la anlaşarak desteklerini çekmeleri üzerine Özerk Kürt Bölge Yönetimi direnemez. Molla Mustafa Barzani İran’a sığınır. 1975 yenilgisi KDP’den kopuşlara yol açar. Celal Talabani Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB)’ni kurar.

1979’da hastalanan Molla Mustafa Barzani, ABD’de tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeder. Yerine İdris Barzani, onun da ölümüyle Mesut Barzani getirilir.

Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, 1980’li yılların ortalarında, bir yandan İran’la savaşırken, diğer yandan da Kürt isyancılarla mücadele ediyordu. 1988’in 15 Mart’ında İran ordusu “Zafer-7” adıyla, Irak’ın içlerine doğru bir taarruz başlattı. Celâl Talâbani’ye bağlı güçler de İran ordusuyla birlikte hareket ediyordu. Saddam önce kuzeni Hasan Ali Mecid’i (Kimyasal Ali) Baas Partisi’nin Kuzey Bürosu (Kürtlerin Yaşadığı bölge) Genel Sekreteri olarak atadı. Saddam ve Mecid, ‘Kürt sorunundan sonsuza kadar kurtulmak’ için ‘Enfal’ ismini verdiği ülke tarihinin en kanlı operasyonuna girişti. Balisan Vadisi, Şanexşe Köyü ve Halepçe Kasabası kimyasal bombaların saldırısına maruz kaldı. Halepçe’de çoğu kadın ve çocuk en az 5000 kişi öldü, 14765 kişi yaralandı. On binlerce Kürt Türkiye’ye sığındı.  

1991 Körfez Savaşı’nda Irak yenilince, Batılı koalisyon güçleri, uçuşa yasak bölge ilânı ile “Güvenli Bölgeler” tesis ettiler. Irak Kürdistan Bölge Yönetimi ile merkezi hükümet arasındaki çatışmalar böylece durmuş olur.

Mesut Barzani, 1993 ve 1997 yıllarında PKK’ya karşı yürütülen operasyonlarda Türkiye’nin yanında yer alır.

Yetmiş yıllık Irak Kürt bölgesinin tarihi içinde, bugüne ışık tutacak olayların özeti böyle…

Aslında Kürt meselesini Birinci Dünya savaşı sonrası Irak’a İngilizlerin hâkim olduğu döneme kadar da götürmek gerekir.

Yanlış bakış açısının neden olduğu çoklu hataların altını çizmeye çalıştım.

Yukarıdaki zaman dilimi içinde varlığı gerilerde, bölge içi güç dengelerinde yeri olmayan bir Türkiye’yi görüyoruz. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, ulus devlet ekseninde kurulmaya çalışılan Türkiye, emperyalistlerin dünyadan tecrit etme politikasına boyun eğmişti. Ne ki, Türkiye’nin iç meseleleri bu yazının konusu değil.

Türkiye’nin edilgen, kendi değerlerinin karşısında konumlanan yeni ideolojisi içinde dahi, Irak Kürtleri’nin başı sıkıştığında sığınacağı yegâne yer olarak öne çıktığını görüyoruz.

Emperyalist batılı güçlerin İslâm Dünyası’nın bağrına yerleşmesi, yeni dünya düzeninin ulus devlet formatını dayatması ile milliyetçiliklerin yükselişe geçmesi, bugünün telâfisi zor sosyal, kültürel ve siyasal yaralarını kucağımıza bıraktı.

Hem Türkiye’nin hem Irak Kürt Bölgesi yönetiminin bölge tarihini iyi okuması iyi analiz etmesi gerekiyor. Mesut Barzani’nin, babasının ve amcalarının mücadelelerinden dersler çıkarması hayati önem arz ediyor.

Emperyalist ülkelerle işbirliği yapılarak kazanım elde etmenin Irak Kürtlerini nice hayal kırıklıklarına; kıyım, sürgün, kimyasal katliama uğrattığı ortadadır. Yine de Irak Kürtlerinin meşru hakları için mücadele etmeleri görmezden gelinemez.

Kurtuluş savaşı verdiği Batı’nın ideolojik gömleği ‘Ulus Devlet’i giyen Türkiye’nin kendi bünyesinde attığı yanlış adımlar bir yana, İran, Irak ve Suriye’de Kürtlerin yaşadıkları ortadadır.

Referandum dolayısıyla Türkiye’nin gösterdiği tepkiler son derece talihsiz, sığ, geleceği öngöremeyen eski Türkiye paradigmalarına dayanmaktadır.

‘Yeni Türkiye’yi olumlu bulanların çoğu bile referandum dolayısıyla ‘Eski Türkiye’ tepkileri vermektedir. Geç milliyetçilik dönemine girdiğimiz şu sıralar; Küresel Güç Merkezi’nin değil ulus devlet, her guruba devletçikler vadettiği vasatta Barzani yönetimini ‘şeytanlaştırmak’ akıl tutulmasıdır.

Kendi referandumunu yapmış, ulus devlet gömleğinin dar geldiğini görmüş Yeni Türkiye yönetiminin Bahçeli- Perinçek refleksi göstermesi son derece vahimdir.

Başka yazılara ihtiyaç gösteren hususlara başlıklar halinde değinelim:

Rusya, İngiltere, ABD, İsrail ile yapılan işbirliklerinin neye mal olduğu ve olacağı Irak Kürtlerinin tarihinde mevcut. İran, Irak, Suriye ve Türkiye’yi karşıya alarak devlet kurmak ne kadar mümkündür. Bölge halklarının birbirine düşman olduğu topraklarda nasıl bir gelecek inşa edilebilir?

Türkiye, kendi geleceğini sağlamlaştırmak  istiyorsa Irak Kürtlerinin bağımsızlığından endişe etmek yerine, küresel oyunu bozacak adımlara odaklanmalıdır.

PKK-ABD Koridoru’nu engellemek Barzani’ye destek vermekle mümkün olabilir. Türkiye’nin asıl beka sorunu Barzani’yi PKK/PYD, İsrail, İngiltere, ABD ve AB kucağına itmekle başlar.

Ulus devlet kapanından çıkamazsak etnik ve mezhebi sorunlarla boğuşmaya devam eder, tarih sahnesinde kalamayız.

Sınırları kapatmak, uçuşları iptal etmek, petrol boru hattını işlemez hale getirmek ne insanî ne de ahlakidir. Küresel şer odağının istediği de tam budur. Parçalanmış cesedimizin tabutuna son çiviyi ümmet geleneğinden gelen kadro mu çakacaktır? Barzani’ye ayrılık aklı veren Küresel Güç Merkezi, yiyeceğini, içeceğini sağlayacağı, petrolünü akıtacağı bir koridoru da hediye eder.

Muhatap alınacağı söylenen Irak merkezi hükümeti gerçek bir devlet midir? Kerkük ve Musul onların elinde kaldığında ortaya iyi bir şey mi çıkıyor. Kerkük, Musul, Telafer, Tikrit, Tuzhurmatu, Sincar v.b. yerlerden kaçıp Türkiye’ye niye sığınıyorlar. Milis gücü beyliğine dönen Merkezi Irak hükümeti tek muhatap olmayı hak ediyor mu? 

Tarihe yeniden dönüşümüzü gören şer güçler, tarihte kalmamamız için Irak Kürtleri üzerinden kalbimizi hedef alıyor. Ulusçu tepkiler vererek kalbimizi kolay hedef haline getirmiyor muyuz?

Türkiye’nin ve ümmetin bekası Türklerle Kürtlerin insanî ve İslâmî ittifakından geçiyor.

Referandum aklı verenler, ‘Irak Kürdistan’ını tanımaya hazırdır. Yeni dünya düzeni şehir devletleri düzenini uygulamaya koymadı mı?

Üstad Sezai Karakoç’un ferasetli yorumuyla: “Arap, Kürt, Arnavut, Türk sorunu yoktur. İslâm Milleti’nin parçalanmışlık sorunu vardır.” (hertaraf.com)