Bavé Şoreş ve SDAM raporu!

14 Nisan 2017 Cuma, 00:59

Suriye Kürdistanı'nda halktan birkaç kişi ile yapılmış bir röportajın videosuna takıldı gözlerim.

ABD başkanı Trump için "devrimin babası" anlamına gelen Bavé Şoreşé ifadesinin ezberletildiği garibanlar üzerinden PYD eliyle bir algı ve ABD lehine PR çalışması olduğu her halinden belli idi.

Herkes Trump'tan bir şeyler istiyor ve özellikle de Kürtler için bir şeyler yapmasını, bir statü belirlemesini istiyordu.

Bu yeni nesil Hollywood hokkabazlığı karşısında acı acı gülümsedim.

1954'te ABD'ye yaptığı resmi ziyarette Türkiye'yi Amerikalıların ekip biçeceği "münbit bir toprağa" ve "NATO'nun imanlı bir uzvu"na benzeten T.C'nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar geldi aklıma.

"Onlar içti bu sudan, erdiler muratlarına; hele siz de için bakalım, çıkacak mısınız kerevetine?" diye geçirdim içimden.

Bu duygular içinde okudum SDAM'ın Kürt halkının sosyolojik yapısı ve değişimini konu alan araştırmasını.

Araştırma özelde Kürtlere, genelde ise Müslüman halklara dayatılan asırlık modernist projelerin sonuçlarına dair önemli ipuçları barındırıyor.

Dar kapsamlı kalması, daha geniş bir yelpazeye yayılmamış olması ve soruların daha da çeşitlendirilebileceği gibi hususlar üzerinden eleştiriye açık olsa da siyaset, sosyoloji ve tarihle alakalı herkese ciddi veriler sunan emek ürünü kıymetli bir çalışma olduğunu söylemeliyim.

Araştırma sonuçları, bu coğrafyada yaşayan Müslüman halkların modernleşme serencamında Kürtlerin biraz daha geç bu süreçlerin etkisinde bırakıldığına dair erbaplarınca malum sonuçlar içermektedir.

Tek fark, Kürtlerin içinden önemli bir kesimin Celal Bayar çizgisine altmış üç yıllık bir gecikme ile getirilmiş olmasıdır.

Raporun ilk bölümünde, Kürtlerin İslam'la tanışmalarının sosyal hayatlarına etkileri sosyolojik tespitlerle dile getirilmiş.

Sözgelimi, Cami unsuru ile kırsal kültüre sahip Kürtlerle şehirleşme arasında doğrudan bir bağ kurulmuş, Hac ibadeti ile farklı toplumsal kesimlerle temas üzerinden de Kürtlerin adı konulmamış bir medeniyet tasavvuruna kavuştukları ifade edilmiştir.

Ayrıca başlık parası, müstehcen içeriğe sahip de olsa kimi dengbéjlerin kılamları, geleneksel kıyafetlerin kullanımı, kadınlı-erkekli düğün halayları, başlık parası ve aşiret yapısı gibi metaforlar üzerinden İslamiyet'in Kürtlerin İslam'dan önceki folkloruna çok fazla müdahil olmadığına dair tespitler yapılmış.

İslam toplumlarının üç temel modernleşme dalgası ile karşılaşmalarının Kürt toplumuna yansımalarının da ele alındığı raporda, 1920'li yılların başında modernizmin ilk dalgasından etkilenen ve siyasî sâiklerle İstanbul'dan Suriye'ye giden sol-seküler Kürtçü oluşumların evvel emirde dine karşı konumlandıkları, ancak bu haliyle Kürt toplumunda barınamayacaklarının anlaşılması üzerine çıkardıkları dergide ayet ve hadisleri işlemek zorunda kaldıkları çarpıcı bir şekilde dile getirilmiş.

Kürtlerin bir ulus devletten yoksun bırakılmalarının diğer uluslara nazaran modernleşmeden daha az etkilenmeyi beraberinde getirdiği tespiti izaha muhtaç olmakla beraber, hem siyasetçi hem tarihçi hem de sosyologların merakını celbedecek bir husustur.

Global anlamda 60'lı yıllarda şiddetli esen sosyalizm rüzgârına paralel olarak özellikle Türkiye Kürtleri arasında yaşanan siyasi ve iktisadi sebebli kırsaldan şehre göç dalgasının Kürt gençlerini sosyalizm lehine etkilediği ifade edilmektedir.

1980 sonrasında ise devletin Kürtlere yönelik küresel ajandalara uygun modernleşme projesi ile sol-seküler, Marksist PKK'nin halk tabanındaki silaha dayalı sosyalist ideolojik faaliyetlerin örtüşmesi, Türkiye Kürtleri içerisinde kemik bir sol-seküler motor yapının teşekkülü ile sonuçlandığı vurgusu yapılmıştır.

Araştırmaya göre dinin günlük yaşamdaki etkisi, ibadet, tesettür, haremlik-selamlık uygulamaları, sosyal olayların dinî şahsiyetlere götürülmesinde dindarlık aleyhine yaşanan gelişmeler,  oran itibarı ile %60'ların üzerinde seyrederken; Kur'an öğrenme, kadın erkek ayrı İslami düğünler ile mutlaka bir soru olarak sorulması gerektiğini düşündüğüm Kürt coğrafyasının alanlarını hınca hınç dolduran Kutlu Doğum Mevlit programlarındaki artışın yine üst seviyelerde olması, özellikle siyasetçilere bir yol haritası belirlemede önemli ipuçları sunmaktadır.

Aşiret bağının zayıflamasının aile yapısına da yansıması, evlenen gençlerin ayrı bir eve yerleşmesi ile kadınların çalışma hayatına katılımında yaşanan yüksek artış oranları; yerel ve küresel bazlı dayatmacı modernist politikaların Kürt toplumunun siyasal tercihlerine de yansıdığı ifade edilmektedir.

Kürt halkının modernleşmesindeki aslan payı etkinin örgütsel çalışmalara ait olduğuna dair benim de katıldığım tespit hem önemli hem de Kürt halkının dokusuna uyan gerçekliği içinde kalması adına belirlenecek yol haritası bakımından ilgililerine ciddi veriler sunmaktadır.

HÜDA PAR'ın da bünyesinden çıktığı dindar halk tabanındaki kıt imkânlı mütevazı örgütlü çalışmaların, her konuda yerel ve küresel güçlerden destek gören devasa bütçeli modernist politikaları nasıl sekteye uğrattığı ve tersinden gelişme katettirdiği hususu bir nebze de olsa rapora yansımış durumda.

Sosyal yapısı ve siyasal tercihlerinde değişiklik olsa da bu sahipsiz ama değerli halka fıtratını hatırlatacak çalışmaların yapılması ve bu doğrultuda siyaset yapan partilerin halk desteği alarak güçlenmesine paralel bir öze dönüş yaşanacağını, bugünlerde Kürdistan'ın her şehrindeki meydanları Muhammedî(SAV) sevda ile dolduran halkın irade beyanına bakarak çok rahat bir şekilde söyleyebilirim.

Bu doğrultuda her alanda örgütlü yapılarımızı güçlendirip yeteri kadar gayret göstermemiz halinde, Cenab-ı Allah'ın bu mazlum halkı cellatlarına Bavé Şoreş deme çaresizliğinden kurtaracağına inanıyorum.

Bu vesile ile SDAM'a bu araştırmasından ötürü teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

(Doğruhaber)