Bağımsızlık referandumu ve bölge dengeleri

19 Ağustos 2017 Cumartesi, 18:39

Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi, denetimi altında bulunan bölgelerde bir referandum yapacak. Kürtlerin Irak devleti ile kalıp kalmamasınını ve özgür bir ülke olup olmamasını 25 Eylülde halk oylamasıyla karara bağlayacak.

Dünya üzerinde Kürtlerin beraber yaşadığı milletlerden Türklerin yedi adet bağımsız devletleri, yirmiüç adet de bağımsız Arap devleti, bir de de Fars devleti bulunmaktadır. Yani beraber yaşadıkları milletlerin her bir milletin kendi bağımsız devletleri bulunmaktadır. Bu milletler aynı zamanda bağımsızlıklarını kimi zaman Kürtlerin yardımı ile de emperyalist devletlerden elde etmişlerdir. Yani hangi açıdan bakarsak bakalım Kürtlerin de bir devlete hakları vardır.

Kürtler,  tarihte genellikle beraber yaşadıkları müslüman toplumların ümmetçi politikaları sayesinde kendilerini devlettten dışlanmış hissetmediler. Yaşadıkları milletlerle kaynaştılar. Ama batıdan gelen milliyetçilik zehrinin ümmeti parçalaması ve zehirlemesiyle, Kürtler yaşadıkları coğrafyada ikinci sınıf halk muamelesi gördüler. Bir dönem dilleri, şarkıları, türküler, kıyafetleri yasaklandı. Kimi ülkelerde toplu öldürülmelere ve sürgünlere maruz kaldı.

Bugün geline durumda özellikle Iraktaki Kürtler merkezi otoritenin onları koruyamaması doalyısıyla kendilerini koruma ve devletlerini kurma çabası içine haklı olarak girdiler.

Irak ve Suriyedeki son durumdan sonra artık ne Irak eski Irak olacak, ne de Suriye eski Suriye olacaktır. Dolayısıyla her iki ülke de parçalanacak. Bu kadar ölüm ve yıkımdan sonra insanların bir arada yaşamaları uzun bir süre için mümkün görünmüyor.

Dolayısyla er veya geç bu bölgede bir Kürt devletinin kurulması kaçınılmaz olacak. Ya Suriyede olduğu gibi emperyal bir ülkeye jandarmalık yaparak olacak, yada bölge ülkelerinin kendi aralarında bir mütabakata varmalarıyla olacak.

Ancak bugün için böyle bir şeyin olması için öncelikle bölge ülkelerinin rızası şarttır. Bu rıza alınmadan kurulacak bir devletin hayatta kalma şansı yoktur. Eğer kurulacak bir ülke Suriye gibi savaşa girip yıkılacaksa, şehirleri harap olacaksa, insanları muhacir olup ülkelerini terk edeceklerse, buna değecek mi? İşid gibi bir örgütün saldırması ile sarsılan Kürdistan bölgesinin, düzenli orduların saldırmasına dayanacağını kim garanti edebilir?

Dış ülkelerden bazılarının destek sözleri sadece yangına odun taşımadan başka bir şey değildir. Ayrıca bu bölgeye herhangi bir devletin müdahalesi aynı zamanda bölgesel bir çatışmayı da beraberinde getirir. Şimdiye kadar olaylara bifil dahil edilemeyen İran ve Türkiye halklarını olaylara dahil eder. Kendi ülkelerinde bulunan Kürtlerle bir çatışma yaşamasına vedolayısıyla bir  iç savaşa  sürükletir.

Bölgesel ikinci bir kaosun yaşanmaması, ümmetin birbirlerine kırdırılmaması adına bütün taraflar bir araya gelip ortak bir akılda buluşmalıdırlar. Sadece hamasi açıklamalarla bu iş çözülmez. Kürtlerin hakkını, bölge ülkelerin endişelerini, ümmetin maslahatını düşünerek ortak kararlar alınıp bu mesele çözülmelidir. Belki Suriye ve Irak bunu yapamaz ama İran ve Türkiye pekiala yapabilir.

Irak ve Suriyeden sonra İran ve Türkiyenin bir savaş içine çekilip müslümanların birbirine kırdırılması en büyük felaket olur. Yıllarca beraber yaşadığımız, ülkelerin her tarafına dağılan halkların savaşı ne Suriye nede Irak gibi olur!

Gelin sorunalrımızı İslam ve aklın rehberliğinde çözelim. Bölgeyi kaos ve savaşa değil, sulh ve selamete atacak adımları hep beraber atalım. Sorunlarımızı sabırla ve birbirimize tahammül göstererek çözelim.

Hakkımız olanı almada haklı ve kabul görecek bir yol izlemez isek biz de haksız duruma düşeriz. Birbirimizin endişelerini görmezden gelerek, tek taraflı bir yaklaşım doğru değildir. Hem İran hem de Türkiye, Kürt halkının haklı taleplerini görmezden gelerek onları dışlamamalı. Hem de Kuzey Irak Kürt yönetimi bu ülkelerin endişelerini atlayıp kendi başına hareket etmemelidir.

Bölgemizin yeni bir iç savaş ve kaosu kaldıracak gücü kalmamıştır. (Doğruhaber)