Gençlerini katledenler

21 Temmuz 2015 Salı, 19:29

Konuşmak, kelimeleri yan yana getirip sihirli cümleler kurmak, siyasi görüşlerine uymayanları lanetli kelimelerle karalamak, hoşlanmadıklarının olumsuzluklarını bulmak için binbir dereden te’viller getirmek, kendileriyle aynı düşüncede olsalar bile sosyal durumlarından, milliyetlerinden ya da coğrafyalarından dolayı varlıklarını bir türlü içlerine sindirememek, Müslümanların saygınlığını gözetlemeyecek kadar dışlarındaki Müslümanlara karşı duyarsız ve insafsız davranmak bugünkü Müslümanların durumunu özetlemektedir. Herkes oyalayıcı bir şeylerle ömrünü heder ederken, genç nesil düşmanın kirli tuzaklarının pençesinde ölüm terleri döküyor. Bu acı durum rahatsızlık verse de kimseyi ciddi önlemler almaya ve büyük felaketi önlemeye sürüklemiyor.

Yıllarca “altın nesil”, “asımın nesli”, “diriliş nesli”, “Müslüman gençlik”, gibi ifadelerle gelecek nesillere dikkat çeken İslami çevreler, bu alanda beklenen ciddi çalışmalar yapmamakla birlikte, büyük ölçüde hassasiyetlerini yitirmiş görünüyorlar. Oysa gençlik büyük bir bunalıma ve yok oluşa doğru yol alıyor. Gelecek nesillerde bulunması gereken İslami hassasiyetler her geçen gün buharlaşıp kayboluyor.

Ellerinden geldiğince İslami yaşamak için çabalayan, ibadetlerine düşkün anne ve babalar, çocukları söz konusu olduğunda beklenen hassasiyeti göstermiyorlar. Gelecek nesillerinin üzerinden kalem kalkmış gibi davranıyorlar. Göz göre göre çocuklarını emperyalistlerin yumuşak güç merkezlerinde dizayn edilen bozguncu programlara teslim ediyorlar.

Çocuklarının ibadetine, giyim tarzına, tesettürüne, dinledikleri müziğe, gezdikleri arkadaşlara, etraftakilerle ilişkilerine dikkat etmeyen, yanlışlarını gördüklerinde “Çocuktur, bir şey olmaz, büyüyünce düzelir” diyenler farkında olarak ya da olmayarak çocuklarını ateşe atıyorlar.

Evladınız İslam’ı yaşamıyorsa, Müslümanca düşünmüyor ve Müslümanca giyinmiyorsa, İslami ortamlarda bulunmuyor ve İslami hassasiyet sahibi insanlarla beraber olmuyorsa ağzınızla kuş tutsanız, alnınız secdeden kalkmazsa ve her yıl hacca da gitseniz sorumluluktan kurtulamazsınız. Çocuklarınızın bozulmasına, İslami sınırların dışına çıkmasına ve Allah Teala’nın yasakladığı alanlarda yaşamasına göz yumarak onlara en büyük kötülüğü yapıyorsunuz.

Tehlikeli ve zor bir dönemden geçiyoruz. İnsanlığı tehdit eden Batı, yeni yeni hile ve entrikalarla yumuşak gücünü farklı alanlarda kullanmakta ve gençliğin zihnindeki kaleleri bir bir fethetmektedir. Hollywood’da çekilen her film, ekranlara yansıyan her müzik, dikkatleri cezb eden her dizi, sosyal medyada açılan her pencere geleceğimizi biraz daha kuşatırken, gençlerimizi dinlerinden uzaklaştırmayı ve Batı mukallidi kuklalar haline getirmeyi amaçlamaktadır. Çocuklarımızın cebindeki telefonların tek bir düğmesine basıldığında nefislere hitap edip cezp eden ve şeytani vesveselerle zihin damarlarına girip tahrip eden tehlikeli tuzaklar bulunmaktadır.

Gençlerin çoğu elbiselerinden sıyrılmış kadın filmleriyle, ahlaksızca sözlerle ya da nefse hoş gelen yaklaşımlarla tuzağa düşürülüp cehenneme sürüklemektedir. İslami terbiye almamış ve İslami bilinç kazanmamış gencecik çocuklar kolayca iğfal edilip adım adım şeytanın safına çekilirken, sorumluluk sahibi anne ve babalar duyarsızlığın dip dalgalarında hiçbir şey yokmuş gibi davranabilmektedir.

Oysa çocuğunun yüzüne bakan her anne baba ne durumda olduğunu rahatlıkla kavrayabilir. Zira bozgunculuklar adım adım çehresine yansımakta ve davranışlarında yer alabilmektedir. İbadetlerde görünen aksamalar, giyim, kuşam ve davranışlardaki değişiklikler bozulmaların belirgin emareleridir.

Anneler, babalar! Mahşer gününde hesabını veremediğiniz zor bir imtihanla karşı karşıya kalmak istemiyorsanız, diğer bir ifadeyle çocuklarınızın adım adım cehenneme sürüklenmesi sizde rahatsızlığa yol açmıyorsa, sadece kendinizi cehennemden kurtarma adına dahi olsa bu kötü gidişata dur demek zorundasınız. Çocuklarınızın bozguncuların oyuncağı olmasına ve cehalet içinde yaşayıp şeytanın orduları haline gelmesine rıza gösteremezsiniz.

Kız olsun, erkek olsun, gençlere İslami eğitim veren, İslami ortamlarda yaşamalarını sağlayan ve İslami şahsiyetler olarak yetiştirmek için çabalayan medreseler Müslüman anne ve babalara büyük imkanlar sunmaktadır. Buralarda görev yapan insanların biricik hedefi gençleri bozulmalardan ve yozlaşmalardan kurtarmak, İslami şahsiyetler olarak yetiştirmektir. Dinini öğrenen, sorumluluklarının bilincinde, günahlardan arındırılmış ruh haliyle yetiştirilen gençler, bozguncu saldırılara ve geleceklerini heba çabalarına rağmen; gelecek nesillerin sahili selamete ulaşması, İslami ahlak ve kültür çerçevesinde yetişmesiimkanının tükenmediğini ortaya koymaktadır.

Müslüman şahsiyet yetiştiren medreseler, İslami kaygıları bulunan, evlatlarının Müslüman’ca yaşamasını arzulayan anne babalar için bulunmaz fırsatlardır. Gençlerin bozguncu ahlaki ve kültürel saldırılar karşısında dik durmasını ve küfre meyletmemesini sağlayan kuruluşlar olarak büyük bir ihtiyacı karşılamakta ve önemli boşluğu doldurmaktadır. Her anne ve babaya tavsiyemiz, çocuklarını Müslümanca yetiştirme imkanları yoksa söz konusu medreselere teslim etmeleri ve Müslümanca yetişmelerini sağlamalarıdır.

“Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır. “ (Tahrim, 6)

(Hürseda Haber)