Şeytanın Kahredici Savaşı

01 Ağustos 2015 Cumartesi, 12:29

Elli yıl öncesine kadar savaşlar bir devletin diğer bir devletin topraklarına ordu taşımasıyla ve savaş araç gereçlerini kullanmasıyla gerçekleşirdi. Bu savaşlarda her türlü ateşli silah kullanıldığından her iki taraf ağır kayıplar verirdi. Söz konusu çarpışmalar, savaşı başlatan ya da saldırıya maruz kalan ülkeler için çok pahalıya mal olurdu.

Batı, son asırda daha fazla sahip olmak ve daha çok sömürmek için zor kullanarak ve kanlı savaşları dayatarak milyonlarca insanın ölümüne ve servetlerin yok edilmesine sebep oldu. Başlattığı hakimiyet savaşlarında ağır kayıplar veren Batı, yakıp yıkmanın ve yok etmenin faturasının ağırlığından her zaman şikayetçiydi.

Modern bir savaş yöntemi olan şeytani desisenin temelini oluşturduğu yeni savaş çeşidi büyük imkanlar sunuyordu. Bu savaşı nfazla masrafı ya da kaybı yoktu. Oysa mağdurlar için daha tehlikeli ve daha etkiliydi. Sessiz ve derinden yürütülen bir savaştı. Muhalif taraf yıkıcı darbeler almasına rağmen savaşta olduğunu bile fark etmiyordu. Bu yeni savaşta kimselerin kanı akıtılmayacaktı. Ancak savaşı dayatanlar güçlü şekilde hedeflerine ulaşacaklardı. Büyük insan gücüne ve ağır silahlara ihtiyaç duyan çarpışmalara karşılık, çok daha az imkanlarla harekete geçirilen yumuşak güç savaşı bütün boyutlarıyla işleme konulurken bütün insanlığı hedefe alan kapsamlı savaşın fitili ateşlendi.

Yumuşak güç savaşının esas hedefi insan zihnidir. Saldırgan taraf, zihin kodlarına hükmederek muhatabını kendi isteğiyle boyun eğen ve bozguncu hedefleri yerine getirmek için çabalayan bir nesneye dönüştürür.

Son yıllarda İslam düşmanları, milyonlarca Müslümanın kanını akıttılar. Müslümanların memleketlerini işgal ettiler. Oluk oluk Müslüman kanı akıttılar. Düşmanın saldırıları büyük yıkımlara neden oldu. Ağır kayıplar verdirmelerine rağmen sıcak çatışmaların ve toprak işgallerinin pahalıya mal olduğunu anlayan emperyalist güçler, masraflarını aza indirmek ve etkilerini arttırmak için yumuşak güç savaşını devreye soktular. Bu yolla Müslüman halkların geleceği olan gençlerini iğfal etmeyi ve bozguncu kültürleriyle donatmayı tasarladılar.

Küçükler geleceğin umutlarıdır. Dinimiz, henüz küçük yaştayken çocukların terbiye edilmelerini emreder. Bunların farkında olan İslam düşmanları yeni savaş için animasyonlardan, çizgi filmlerden, çocuklara ve gençlere hitap eden sinema filmlerinden, cezp edici oyuncaklardan, bilgisayar oyunlarından… istifade ederek, derin nüfuz sağlamayı ve büyük kazançlara ulaşmayı tasarladılar.

İşin esef verici yönü, Müslüman halkların çocuklarının ekseriyetle siyonistlerin kontrolündeki disney ve diğer çizgi film şirketlerinin vazgeçilmez bağlıları haline gelmeleridir. Cezp edici çizgi filmlerle çocukların küçük zihinlerine nüfuz ediyor, algı oluşturarak istedikleri şekilde yönlendirebiliyorlar. Çizgi filmleri izleyen çocuklar çizgi film kahramanları gibi konuşma, onlar gibi hareket etme ve onlar gibi davranmaya çalışıyorlar.

Sinema filmleri, müzik, bilgisayar oyunları, internet, sosyal paylaşım siteleri…ile gençlerin zihin dünyası işgal edildi. Anne ve babalarından İslami terbiye almayan, İslami kurum ve müesseselerin kontrolünde yetişmeyen korumasız durumdaki gençler, yumuşak güç savaşının en büyük kurbanlarıdır. Hayatlarını Kur’an–ı Kerim’i tedrisle ve ibadetle geçirmeleri gerekirken, şeytani oyunlara ve tuzaklara kapılıyorlar. Bozguncu karakterlerin tahrip havzasından beslenip düşmanın hissedilmeyen programı ve direktifi çerçevesinde giyimden alışkanlıklara, davranışlardan irtibatlara kadar yeni şekil ve kalıplara bürünüyorlar. Düşmanın peşine takılınca inançlar etkileniyor, iman zayıflıyor ve İslami damar gittikçe varlığını yitiriyor.

Yumuşak güç savaşı modern silahlarla donatılmış büyük orduların yapamadığı tahribatı yapıyor. Aile düzenini altüst ediyor. Kadını annelik vazifesinden ve kadınlığından koparıyor. Yerini kaybeden birçok kadın, televizyon ve internetin yalancı ve sanal ortamına sığınıyor. Emperyalist güç merkezlerinde tasarlanan modalar, giyim tarzları ve endam şekilleri kadınların biricik gündemini oluşturuyor. sanal dünya hem şahsiyetlerini ve hem de değerlerini buharlaştırıyor.

Çirkefliklerini başarılı şekilde yaymaya çalışan yumuşak güç savaşının komutanları insanlığı bozgunculuk denizinde boğmaya çalışıyorlar. Dünyanın dört bir yanında basın yayın organlarının neşrettiği habe rve yorumlar onların istediği kalıplarda insanlara sunuluyor. Algı operasyonlarıyla zihinler aynı noktalara yönlendiriliyor ve emperyalizmin kurmaya çalıştığı dünya bir ideal olarak zihinlere kabul ettirilmeye çalışılıyor.

Etkileyici filmler üreten Hollywood bu savaşın en önemli parçalarından biridir. Ürettiği filmlerde Müslümanların kutsallarını aşağılayan Hollywood, İslam’ı korkunç ve tehlikeli gösteren temalara ağırlık veriyor. Müslümanlar, dünyayı ateşe vermeye çalışan teröristler olarak lanse ediliyor. Bundan da öte giderek Peygamberlerin hayatıyla ilgili yaptıkları filmleri kirleterek başka bir cinayete bulaşıyorlar. Ayyaş, ırz düşmanı ve ahlaksız kişileri peygamberler kılığında film kahramanı şeklinde sunarak, algılarda çirkin görüntülere yol açıyorlar.

Yumuşak güç savaş kanalları olan televizyon ve internetle evlerimizin içine kadar giren ve gözümüzün önünde çocuklarımızın zihinlerini şekillendirmek için çabalayan düşmana karşı güçlü tedbirler alamazsak kirli savaş dalgalarını durduramayız. Örgütlü hareket edip güçlü programlar yaparak öldürücü dalgaları kıran muhkem bir set oluşturmayı başaramazsak da, en azından gençlerimizi korumada iyi bir yol alabiliriz. İslami bilinç sahibi her anne–baba çocuklarını kontrol altına alıp şeytani akımların saldırısından kurtarırsa başarılı bir adım atmış olacak. Çocuklar ve gençlerin yirmi dört saati kontrol altında olmalı ve her dakikaları onları cezbeden alternatif programlarla doldurulmalıdır.

Çocuklarımızı düşmanın öldürücü darbelerinden kurtarmak ve bozulmalarını önlemek için çabalamak öncelikli sorumluluklarımızdandır. Her ihmal, düşmanın başarması için verilen bir tavizdir. Nesiller bütünüyle kirlenmeden ve ateş her tarafı kuşatmadan sorumluluk sahibi Müslümanların bir araya gelip güçlerini birleştirerek ortak çözümler üretmeleri ve fiiliyata dökmeleri gerekir. Modern şeytanlıkların bozguncu rüzgarları durdurulmadan ve yeni nesiller Kur’an ruhuyla yetiştirilmeden Müslümanların başarılı olmaları ve kazanmaları mümkün değildir.

(Hürseda Haber)