Cizre’den Yükselen Kaos Ateşi

04 Ocak 2015 Pazar, 17:33

Özelde İslam’a ve Müslümanlara, genelde de kendileri gibi düşünmeyen tüm kesimlere karşı tahammülsüz olan ve son günlerde adlarını sıkça duyduğumuz “malum çeteler” ve uzantılarına göre, Cizre’deki Hüda Par’a gönül veren Müslümanların imha edilmesi gerekiyordu. Bunun için hazırlıklar yapılmalıydı; plan ve kumpaslar kurulmalıydı.

Aynen de öyle oldu. Hazırlıklara aylar öncesinden başlanıldı. HDP/DBP’li belediyenin imkânlarıyla büyükçe hendekler kazıldı. Hendekler, özellikle de Hüda Par’a gönül veren Müslümanların yoğunlukta yaşadığı mahallelerde kazıldı. Evler ve işyerleri tespit edildi. İnsanlar fişlendi. Kaosu çıkaracak çete elemanlarına özel eğitimler verildi. Dağ kadrosundan militanlar getirildi.

Bütün hazırlıkların tam olduğu bir gecede, saatlerin 03’ü gösterdiği anda karanlıkta ortaya çıkan yarasalar gibi daha öncelerde tespit ettikleri Müslümanların evlerine uzun namlulu silahlar başta olmak üzere ağır silahlarla saldırılar gerçekleştirdiler. Sadece silahlarla ateş açmadılar; kadın ve çocukların bulunduğu evlere molotoflarla da saldırdılar.

Gece 03’te başlayan saldırılar, saatlerce devam etti. Hiçbir kutsallığa, örf ve âdete dikkat edilmedi. Oysa savaşlarda bile kadın ve çocuklara farklı muamele uygulanırdı. Ancak insanlıktan nasiplenmemiş çetelere göre, Hüda Par’lı babaların eşleri ve çocukları oldukları için onlarda suçluydular ve gerekli cezaya çarptırılmalıydılar.

Öyle de yaptılar. 7 aylık hamile kadının ve 2 yaşındaki masum çocuğun bulunduğu evi önce uzun namlulu silahlarla taradılar. Ağır silahlarla taranan evde delinmeyen duvar, kırılmayan cam kalmadı. Karanlıkta faydalanan kara yüzlü çeteler, taradıkları eve yaklaştı ve kırılan camlardan evin içine sinsice molotof attılar. Tek hedefleri vardı; hedeflerine ulaşmaktı amaçları… Düşmanlar içeride idi; düşman, 7 aylık hamile bir kadın ve 2 yaşındaki bir erkek çocuk!

Gelen emir şöyleydi; Çeteler! Atılın ileri, düşmanınız Cizre’nin mütedeyyinleri… Atılmalıydılar ileri, yok etmeliydiler düşmanı... Emir böyleydi çünkü… Taradıkları, molotof attıkları yetmemişti, daha fazla şeyler yapmalıydılar. O yüzden içeri girdiler tarihe kara harflerle yazılan çeteler… Ve başladılar odaları tek tek ateşe vermeye… 7 aylık hamile kadın ve 2 yaşındaki çocuk ise hala içeride idi!

Odaları ateşe verilen ev harabeye dönmüştü. 7 aylık hamile kadın can havliyle banyoya sığınmıştı 2 yaşındaki çocuğuyla beraber. Çeteler odaları ateşe verirken banyo kapısını da zorlamışlardı, ancak içeriden kilitlendiği için başaramamışlardı açmayı… Hamile kadın mahsur kalmıştı küçük çocuğuyla beraber. Eşi dahi gelemiyordu içeri.

Ateşe verilen evde mahsur kalan hamile kadın ve çocuğu için korku, saatlerce sürmüştü. Eşi bir fırsatını bulup yardıma geldiğinde tek çarenin banyo duvarını kırmak olduğunu anlamıştı. Komşusuyla beraber başlamışlardı banyo duvarını kırmaya… Bir insanın geçebileceği kadar kırdıktan sonra eşi ve 2 yaşındaki çocuğunu kurtarmıştı.

Evet, anlattıklarımız bir masal ya da yıllar öncesinde yaşanılmış hikâyeler değil! Çözümün, barışın, huzurun, refahın sıkça konuşulduğu bu günlerde Şırnak’ın Cizre ilçesinde yaşanılan acı hakikatlerdir. İslam’a ve Müslümanlara tahammülsüz olan çeteler ve uzantıları Cizre’de yaktıkları “kaos ateşi”ni her tarafa yayma düşüncesindeydiler. Ancak hesapları, istedikleri ve bekledikleri gibi çıkmadı. Plan ve projeleri tersyüz oldu.

Biliyoruz, duracak değiller! Kürtlerin felaketi olacak kaos ateşini yakmaya çalışacaklar bir kez daha… Rabbimiz fırsat vermesin onlara… Devletle yaptıkları anlaşma gereği midir yoksa başka sebepler mi var bilinmez ama emin olduğumuz hakikat şudur ki, çetelerin en büyük hedefi İslam’ın izzetini savunan onurlu Müslümanları imha etmek ve böylece ilahi nuru söndürmek!

Tabi unuttukları husus, İlahi Nur’un sahibi Allah Teâlâ’nın hesabı… Bilinmeli ve unutulmamalı ki, Allah Teâlâ’nın hesabı tüm hesapların üstündedir. Ve kıyamete dek, İlahi Nur söndürülemeyecektir. Ve İlahi Nur, kıyamete dek söndürülemeyecektir biiznillah!

(Hürseda Haber)