Kaos Planı Devrede

14 Eylül 2015 Pazartesi, 13:21

Bölge zorlu bir süreçten geçiyor. PKK, var gücüyle çatışmaları kızıştırmak istiyor. Çatışmaları da sivil alanlara yayarak halktan destek bekliyor. Halk bu süreçte PKK’ya destek vermedi, defalarca “serhildan” çağrısı yapılmasına rağmen kimse evinden çıkmadı, eylemlere katılmadı. Halktan beklediği desteği gör(e)meyen PKK, hergün yeni kaos planları geliştirdi. Ancak yaptığı planların hiçbirinde istediği başarıyı yakalayamadı. PKK başarısızlığının ve halktan destek görememesinin verdiği kızgınlık ve kinle saldırı ve eylemlerinin dozunu “ilkesizlik” üzere artırdı.

İlke tanımayan PKK’nın saldırılarını artırmasıyla birlikte, devlet güçlerinin de önlemlerini ve tedbirlerini artırdığı görüldü. Devlet bu süreçte, sivil ve eylemci ayırımı yapamadı ve sivillerin zarar görmesine ve bazı yerlerde de örgüt ile ilişkisi bulunmayan savunmasız ve masum insanların hayatlarını kaybetmelerine sebep olan operasyonlara imza attı. Aynı şekilde PKK da saldırı ve eylemlerinde sivil kaybın olmaması ve halkın zarar görmemesi için “ciddi” ve “samimi” hiçbir önlem ve tedbir almadı.

Her ne sebeple olursa olsun, sivil insanların bu kirli çatışmalarda zarar görmesi ve hayatlarını kaybetmeleri kabul edilemez! Çünkü bu savaş, halkın savaşı değildir. Halk, bu çatışmalarda taraf değildir, halkın tek isteği çatışmaların bir an evvel bitirilmesi ve rahat bir nefes almasıdır.

Devlet, Cizre’de artan çatışmalardan dolayı 9 gün sokağa çıkma yasağı uyguladı. Devletin, eylemlere karışmış silahlı PKK’lılar/YDG-H’lılar var diye 9 gün süreyle bir ilçeyi/Cizre’yi topyekün cezalandırma yoluna başvurması ne insanidir, ne de hukukidir. Olaylarda taraf olmayan ve çatışmaların sona ermesini isteyen masum ve suçsuz insanların bu 9 günlük süreçte çektikleri acının, yaşadıkları mağduriyetlerin ve gördükleri maddi-manevi zararların hesabını kim verecek!?

PKK, çatışmaları şehirlere taşıyarak zaten halka çok büyük zararlar verdi, halkın yıkım yaşamasına sebep oldu. Devlet de PKK’nın gazına gelip tüm halkı cezalandırma yoluna başvurarak Cizre halkının acı çekmesine ve mağduriyetler yaşamasına sebep oldu. Geçmişte olduğu gibi, mazlum Kürt halkı bugünde hem devlet tarafından hem de PKK tarafından mağdur ediliyor ve en ağır biçimde zulümlere uğruyor. Cizre’de bunu açıkça gördük. Çatışmaları şehirlere taşıyan PKK ile birlikte, PKK’nın gazına gelen devlet de Cizre’de yaşanılan yıkımdan sorumludur. İki tarafta, yıllardır acı çektirdikleri ve zulüm ettikleri mazlum halka hesap vermelidir.

PKK’nın çatışmaları şehirlere taşımasının halka zarar verdiğini ve dolaysıyla bunun çok yanlış olduğunu zaten defalarca ifade ettik. Aynı şekilde, bazı illerde HDP teşkilatlarının ateşe verilmesi, Kürt vatandaşlarının ev ve işyerlerine saldırılar yapılması, doğu plakalı otobüslerin camlarının kırılması, batı illerinde yaşayan kimi Kürt vatandaşlara zorla Atatürk büstünün öptürülmesi ve benzeri olaylar çok yanlıştır ve kesinlikle tasvip edilemez! Aklıselim herkesçe bilinmelidir ki, bu ve benzeri faşist saldırı ve olaylar sadece silahlı PKK’nın ve siyasi kanadı HDP’nin elini güçlendirir.

Sokaklara inip Kürtlere saldıranların bu tutumlarının örgüte yarayacağı bilinmiyor mu? Yoksa bu saldırılar, derin üst akıl tarafından devreye konulan “kaos planı”nın bir parçası mı?  Ne yapılmak isteniyor: Bölgeyi kan gölüne çeviren örgütün zulmü aklanmak mı isteniyor? Kürt halkı planlı bir şekilde örgütün kucağına mı itiliyor? Başka zamanlarda meydana gelen olayların resimleri yeniymiş gibi sosyal medyada paylaşılarak yüzyıllardır birlikte yaşamış halklar birbirine düşürülmek mi isteniyor?

Oyun büyük, derin üst akıl örgüte yönelen tepkilerin önüne geçmek için sinsi kaos planları devreye koydu. Dolaysıyla herkesin ve herkesimin bu sinsi oyun ve kaos planlarına karşı uyanık olması ve bununla birlikte söylediğine, yazdığına ve özellikle de genel manada sosyal medyada yaptığı paylaşımlara çok dikkat etmesi gerekir.

Yaşanılan bunca acılardan, sivil kayıplardan, ekonomik zararlardan ve genel olarak da bazı yerleşim alanlarında yaşamın durma noktasına gelmesinden sonra HDP’nin nasıl bir tavır takındığını küçük bir ayrıntıyla da olsa dile getirmek gerekir. HDP, yaşanılan bunca olaylardan, yıkımlardan ve halkın çektiği acılardan dersler çıkarmamıştır. Siyasi olarak bir misyon yüklenememiş ve çözüm adına siyaseten bir irade ortaya koyamamıştır. Mutlak çözüm yerine, seçime dayalı ve oya endeksli hesapların içerisine girmiştir. Batıda yaşayan Kürtlerin saldırıya uğramasından sonra bile sağduyulu açıklamalar yerine, “analarına doğduklarına pişman edin” şeklinde provakatif açıklamalar yapmıştır. HDP’nin yaşanılanlar karşısındaki tavır ve tutumu, gerçek düşüncesini ve murdar niyetini birkez daha gözler önüne sermiştir. Umarız tüm yapıların “gerçek niyetleri” iş işten geçmeden halk tarafından kısa zamanda anlaşılır.

(Hürseda Haber)