Çözüm ve kurtuluşun adresi

17 Nisan 2016 Pazar, 11:44

Heyecanla beklenen kutlu bir mevsime bizleri ulaştıran ve bu kutlu zaman diliminde yürekleri iman nuru ile çarpan sayısız Peygamber Âşıkları ile birlikte Muhammedî havayı solumayı nasip eden âlemlerin yegâne sahibi yüce Allah’a sonsuz hamd-u senalar olsun.

Kutlu mevsimin gülü ve süruru fahri kâinat efendimiz Hz. Muhammed (sav)’e de binler salât ve selam olsun.

Bir kutlu mevsimdeyiz yine, meydanlar Muhammedî aşk ile dolup taşıyor. Kutlu sevda ilden ile, doğudan batıya ülkenin her toprağını karış karış dolaşıyor.

Hatipler büyük bir şevk ve heyecanla gül ikliminden söz ediyor, ebedi kurtuluşun O’nu sevmek ve yolundan yürümekle olduğunu anlatıyor.

Caddeler, sokaklar O’nun mübarek adıyla süsleniyor, manevi bir iklime hasret kalan meydanlar O’nu anan yüz binlerle anlam kazanıyor.

Yer, gök, taş ve toprak gelişini kutluyor, “hoş geldin, sefa getirdin, neşe oldun dünyamıza” nidaları âlem-i insanlığı sürura gark ediyor.

Herkes senden, gelişinden, gül ikliminden, kutlu mevsimden söz ediyor, adın ve şanın çaresiz kalmış hastalara şifa oluyor.

Karanlıklar gelişinle aydınlanıyor, mahzun yürekler adınla şenleniyor, gönüllerde yer edinmiş batıl ilahlar varlığınla kayboluyor, yerle yeksan oluyor.

Bütün âlem-i kâinat, görünen görünmeyen tüm canlılar “hoş geldin efendim, mutluluk getirdin, huzur getirdin” diyerek gelişini sürurla kutluyor.

Efendim, gönül dünyamıza hoş geldin! Huzur ve kardeşliğe şiddetle ihtiyaç duyduğumuz bu demde bir umut oldun bizlere.

Seni anmak, seni anlatmak, seni yazmak huzur veriyor ve manevi açıdan büyük bir katkı sağlıyor bizlere.

Sen insanlığın sevgilisi ve kurtuluş gemisisin, varlık âleminin sebeb-i hikmeti şah-ı rehber Hz. Muhammed (sav)’sin efendim!

Sen nursun, nur-u dilarasın, kâinatı aydınlatan bir ışıksın, güzellikler ordusunun serdarısın, aşk ikliminin sultanı şah-ı gülistansın efendim!

Karanlığa gömülü dünyayı aydınlatan nur, yeryüzünün manevi şeklini değiştiren kutlu bir öndersin efendim!

Sen kalplerin incisi, gönüllerin efendisisin. Seni anlayan erecek murada, yolundan ayrılmayan ulaşacak selamete.

Seni anlamadan sahil-i selamete ulaşmak mümkün mü?

Senin hayatını öğrenmeden din-i mubin’i anlamak mümkün mü?

Senin örnekliğini libas edinmeden badireleri aşabilmek mümkün mü?

Seninle manevi açıdan irtibat kurmadan hedeflere varabilmek mümkün mü?

Bizlere bıraktığın emanetlere sıkı sıkıya sarılmadan huzura erebilmek mümkün mü?

Aramızdaki ihtilaf ve ayrılıkları bir kenara bırakmadan zilletten kurtulabilmek mümkün mü?

Zilletten kurtulmamıza, onurlu, şerefli ve izzet sahibi bir ümmet olmamıza sebepsin sen ya Muhammed!

Ümmetinin bir ferdi olmakla iftihar ediyor ve kendimizi şanslı addediyoruz ey Nebi! Selamların en güzeli üzerine olsun ey Nebi-i Zişan!

Gün vefa günüdür bundan böyle!

Gün sana olan aşk ve sevdamızı meydanlarda yüz binlerce Peygamber Aşığı ile birlikte izhar etme günüdür artık.

İneceğiz meydanlara ey gözümüzün nuru! Anacağız seni, anlatacağız seni, haykıracağız sana olan aşk ve sevdamızı, yeri ve göğü inleteceğiz hep birlikte tekbir ve salâvatlar ile.

Sana düşmanlık edenlerin kaybettiğini ve bundan sonra da kaybedeceklerini ilan edeceğiz bir kez daha.

Bazen Ammar, bazen Bilal, bazen Hubeyb, bazen de Sümeyye olduğumuzu, baskı ve zulümlere duçar kaldığımızı ancak senin sevdandan ve davandan asla vazgeçmediğimizi haykıracağız bir kez daha.

Vahdet ve kardeşlik için rehberliğine davet edeceğiz ateş çukurunun kenarında bulunan yollarını kaybetmiş halkı.

“İzzet Allah’ın, Resulünün ve müminlerindir” hakikatini bir kez daha hatırlatacağız izzeti başkalarının ‘serok’luğunda arayanlara.

Senden başka SEROK tanımadığımızı ve katiyen başka birini ‘serok’ olarak kabul etmeyeceğimizi ilan edeceğiz bir kez daha.

Peygamber Sevdalıları’nın hesabının yapılmadığı hiçbir projenin mutlak başarıya ulaşma şansının olmadığını söyleyeceğiz çözüm için arayış içerisinde olanlara…

Sorun ve problemlerin mutlak çözümü, senin önderliğinle, senin bizlere bıraktığın emanetlere sıkı sıkıya sarılmakla ve gerekliliklerini doğru bir biçimde yerine getirmekle mümkündür ancak!

Bunu bizler yakînen biliyoruz, o yüzden “vahdet” diyoruz, “kardeşlik” diyoruz.  Kurtuluşun, huzur ve mutluluğun adresinin HZ. MUHAMMED (SAV) olduğunu, çözümün de yüz binlerin iştirak ettiği kutlu doğum mitinglerinde dile getirilen hakikatlerde olduğunu söylüyoruz.

Çözüm imkansızlaşmadan gelin birlik olalım, çekişmeleri ve ihtilafları bir kenara bırakalım; kurtuluş için, huzur için, adalet için, fıtrata dönüş için ve sahil-i selamete çıkmak için vahdet ve kardeşlikte buluşalım.

(Hürseda Haber)