Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan

17 Haziran 2015 Çarşamba, 20:23
Rahman’ın adıyla...
 
“Ramazan ayı öyle bir aydır ki, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an, o ayda indirilmiştir.” [Bakara/185]
 
İslam dini, kâinatın yaratılmasından beri insanlığa verilmiş en büyük nimettir. Her nimetin kendine göre şükür tarzı olduğu gibi, İslam nimetinin şükrü de; Allah-u Teâlâ’yı Rab, Hazreti Muhammed (sav)’i Allah’ın Resulü ve bütün Peygamberlerin sonuncusu kabul eden Müslümanların, gerçek Müslümanlar gibi yaşaması ve aziz İslam dininin kaide ve kurallarına hakiki manada teslim olmasıdır. Ayrıca da; bu dine canı gönülden bağlanması, İslam’ın o güzel nimetlerini tatmayan insanlara güzellikleri anlatmayı dert edinmesi, âlemlere rahmet Hazreti Muhammed (sav) Efendimize sevgi ve itaatte cömert olması, attığı her adımda Kur’an’la yürümesi, konuştuğu her sözde hakkaniyetten şaşmaması ve Allah-u Teâlâ’ya karşı sevgide, kullukta, görev ve sorumluluklarını yerine getirmede eksiksiz ve kusursuz olmasıdır.
 
Allah-u Teâlâ, yarattığı her şeyi çeşit çeşit ve farklı özelliklerde yaratmıştır. Bir bahçenin içinden türlü türlü meyveyi, sebzeyi, tahılı; aynı topraktan yazın ayrı, kışın ayrı ürünü; yerdeki karıncayı, gökteki yıldızı; havadaki bulutu ve rüzgârı; mevsimlerin sıcağını ve soğuğunu; yağmuru ve karı; taşı ve toprağı da çeşitli yaratmıştır. Tabi insanları da çeşit çeşit yaratmıştır Allah-u Teâlâ… İnsanı affetmek, onu ecir sahibi yapmak, cehennemden azat edip cennete koymak için günleri ve ayları bile birbirinden farklı yaratmış, bazı günleri ve ayları fazilet bakımından diğer gün ve aylardan üstün kılmıştır. 
 
İslam’ın mübarek saydığı ve ‘üç aylar’ diye bilenen aylar; Recep, Şaban ve Ramazan ayıdır. Peygamber Efendimiz bu ayların değer ve kıymetini şu hadisiyle bizlere bildirmiştir; “Recep, Allah Teâlâ’nın ayıdır; Şaban, benim ayımdır; Ramazan ise, ümmetimin ayıdır.” [Keşfu’l Hafâ, 1/423] Bu mübarek üç aylar, içinde diğer gün ve gecelerden daha faziletli olduğuna inanılan Regaip, Miraç, Beraat ve Kadir gecesini barındırır. Bu gecelerde yapılan ibadetler, edilen dualar, verilen sadakaların mükâfatı, diğer zamanlarda yapılanlardan çok daha fazladır. Peygamber Efendimiz, bu mübarek aylar başladığı zaman şu duayı ederdi; “Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizleri Ramazan’a ulaştır.” [Ahmed b. H, Müsned, 1/259]
 
Mübarek ayların başlangıcında Peygamber Efendimizin ettiği dua gibi, bizlerde dualar ettik. Rabbimizden Recep ve Şaban ayını hakkımızda hayırlı ve mübarek kılmasını istedik. Eda ettiğimiz namazlardan ve idrak ettiğimiz mübarek gecelerden sonra, içinde bin aydan daha hayırlı Kadir gecesinin olduğu Ramazan ayına ulaşmayı nasip etmesini istedik. Rabbimiz dualarımızı kabul etti, bizleri bir Ramazan ayına daha ulaştırdı. Rabbimize, kâinatta bulunan canlılar adedince sonsuz hamd ve senalar olsun. İnşallah bu mübarek Ramazan ayında işleyeceğimiz salih amellerle de, Rabbimize karşı şükrümüzü eda etme peşinde olup, zincirlere vurulan şeytanların bir daha zincirleri kırmamasına gayret etmeye çalışacağız.
 
Bu vesileyle de, mübarek Ramazan ayında kazançlarımızın daha bereketli, sevaplarımızın da katıksız olması için; yapacağımız ibadetlerin, kılacağımız namazların, tutacağımız oruçların, edeceğimiz duaların, kuracağımız diyalogların, gideceğimiz ziyaretlerin, okuyacağımız ayet ve hadislerin, çekeceğimiz salâvat ve tesbihlerin, vereceğimiz sadaka, infak, iftar ve yardımların gösterişten uzak bir şekilde ve ihlâs dairesinde olması için, sitemizin siz değerli takipçilerine naçizane bazı tavsiyelerde bulunacak ve sonrasında Rabbimize yapacağımız yakarışla yazımızı nihayete erdireceğiz.
 
Peygamber Efendimiz, “Ramazan ayı geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincirlere vurulur” [Buhari] diye buyurmuştur. Hadisten anlaşıldığı üzere Ramazan ayı, şeytanların zincirlere vurulduğu aydır. Bu ayda şeytan ve dostları, insanlar meyletmediği sürece kötülüğe sevk edemeyeceklerdir. Kötülüğün, açıklığın, fuhşiyatın, münkeratın çoğaldığı; insanların futbol, müzik, eğlence, maddi güç ve beşeri ideolojiler ile oyalandırıldığı asrımızda, bu Ramazan ayı biz Müslümanlar için bir milat olmalı, bizlerin bu gibi tehlikelerden ve bilumum kötülüklerden uzak kalmasına sebep olmalıdır.
 
Peygamber Efendimiz Ramazan ayı ile ilgili şöyle buyurmuştur; “Ramazan ayı size bir bereket ayı olarak gelmiştir. Allah Teâlâ bu ayda sizi rahmetiyle kuşatır. Bu ayda rahmet indirir, hataları siler, duaları kabul eder. Bu ayda hayır hususundaki yarışlarınıza bakar ve meleklere karşı sizinle iftihar eder.” [Taberani] Allah’ın rahmet ve bereketi, af ve mağfireti daima çoktur, Ramazan ayında ise daha çoktur. Dolaysıyla bu Ramazan ayında yüce Rabbimizin af ve mağfiretine nail olabilmek için bol bol dua etmeli; Rabbimize, hata ve cürümlerimizi bağışlaması için münacatta bulunmalıyız.
 
Haziran ve Temmuz’un sıcak günlerinde tutacağımız Ramazan orucu, bir nevi bizlerin sabrını ölçecek. Allah’ın farz emirlerine karşı hoşgörü, memnuniyet ve sonrasında da şükrümüze ölçüt olacak. Sıcak yaz günlerinde tutacağımız oruç hem bizlerin hem de Müslüman kardeşlerimizin yardıma ve tavsiyeye muhtaç olduğu gerçeğini ortaya çıkaracak. Yani mübarek Ramazan ayında göstereceğimiz en büyük fedakârlık, şüphesiz sabır olacak. Dolaysıyla, nefsimize başta olmak üzere çevremizdeki kardeşlerimize sürekli hakta ve sabırda sebat etmeyi tavsiye etmeli, Ramazan ayının sabır ayı olduğunu söylemeli ve de sabrın sonunun nimetleri eksiksiz olan Cennet olacağı müjdesini vermeliyiz.
 
Ramazan ayının şerefli ve çok kıymetli bir ay olması, Rabbimizin kendisine değer vermesi, özellikle de kelamların en ulvisi Kur’an-ı Kerim’in bu ayda, gecelerin en şereflisi Kadir gecesinde insanlığa indirilmesi sebebiyledir. Karanlıklar içerisinde kalan ve cehalet dönemini yaşayan insanoğlu, Kur’an’ın inmesiyle altın çağını yaşamaya başlamıştır. Bu dönüşümün yaşanmasının ana unsuru, Rabbimizin yüce kelamı Kur’an’ı Kerimdir. Rabbimizin Ramazan ayına verdiği kıymetin göstergesi olarak, şu ayeti kerimeyi hatırlamakta fayda vardır. “O Ramazan ayı, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin.” [Bakara / 185] Rabbimiz ayeti kerimede, bizlere Kur’an’ın bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılın apaçık bir delili olduğu gerçeğini ve Kur’an’ın bu mübarek ayda indirildiğini bildiriyor. Dolaysıyla, Ramazan ayı Kur’an ayıdır. Bu ayda Kur’an’ın okunması, öğretilmesi; Kur’an’ın emirleri doğrultusunda yaşanılması ve yaşatılması konularına çok daha fazla özen göstermeli, bütün imkânlarımızı bu doğrultuda seferber etmeliyiz.
 
Ramazan ayının gündüzlerinde yapılan ibadet ve iyiliklerin mükâfatının çok olması gibi, gecelerinde de yapılan ibadetlerin, edilen dua ve namazların mükâfatı çok fazladır. Ramazan gecelerinin faziletiyle ilgili sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur; “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan ayının gecelerini ibadetle ihya ederse, geçmiş günahları affolunur.” [Buhari] Peygamber Efendimizin kıymetli sözü doğrultusunda, Ramazan ayının gecelerini de ibadetle geçirmeli, özellikle hiçbir teravih namazını kaçırmamalıyız. Kılacağımız namazlar, bilahare yapacağımız ibadetler bizleri Allah’a yakınlaştırmalı ve edeceğimiz dualar da, bizleri Allah nazarında tövbesi kabul edilmiş bir Müslüman yapmalıdır. Unutulmamalıdır ki, teravih namazını kılan günahlardan temizlenir. Zira Peygamberimiz bir hadiste şöyle buyurmuştur; “Allah, Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de gece ibadetini (teravih namazını) sünnet kıldım. Kim, faziletine inanarak ve alacağı mükâfatı Allah’tan umarak orucunu tutup, gece ibadetini yaparsa, anasından doğduğu gün gibi günahlarından kurtulur” [Nesai]
 
Namazla ilgili diğer önemli bir sorumlulukta, vakit namazlarının cemaatle kılınmasıdır. Peygamber Efendimiz bir hadisinde, “Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde kıldığı namazdan yirmi yedi kat daha fazladır. O kimse abdestini alıp, namaz kılmak maksadıyla mescide giderse, attığı her adım sebebiyle bir sevap kazanır, bir günahı da silinir” [Müslim, Mesacid 272] diye buyurmuştur. Peygamberimizin sözünden de anlaşılacağı üzere, cemaatle eda edilen namazların mükâfatı çoktur. Dolayısıyla, Peygamberimizin bu sözünü zihnimizde daima taze tutup, imkânlarımız nispetinde bütün vakit namazlarını camide cemaatle kılmaya azami derecede gayret göstermeli, çevremizde bulunan akraba ve arkadaşlarımızı da cemaate iştirak etmeye teşvik etmeliyiz.
 
Nasıl ki, bir işyeri kar ve zarar tablosunu çıkartmak için çeşitli zaman dilimlerinde hesaplar yapıyorsa, insanoğlu da kendi durumuyla ilgili hesaplar yapmalıdır. Özellikle Ramazan ayı, Müslüman bireyler için hesap ayı olmalıdır. Zira Ramazan ayı, ‘on bir ayın sultanı’dır ve diğer aylardan daha faziletlidir. Bu faziletli ayda nefsimizi hesaba çekmeli, on bir ayda yaptıklarımız ve yaşadıklarımızın muhasebesini (kar-zarar tablosunu) ortaya çıkarmalıyız. Nerede yanlış yaptık, hangi işte kazançlı çıktık sorularıyla birlikte; nefsimize, ailemize, çocuklarımıza, komşularımıza ve diğer insanlara karşı iyi bir insan ve Allah-u Teâlâ’ya karşı kusursuz bir kul olabildik mi? sorularının cevabını ve hesabını gözden geçirip, eksiklerimiz varsa Ramazan ayını fırsat bilip gidermeye çalışmalıyız.
 
Ramazan ayında, az bir gayrete çok mükâfat, az sermayeye çok kar vardır. Bu ayın kıymetini bilip hakkıyla kulluk edenlerden, Allah-u Teâlâ’ya şükran borcunu gereği gibi ödeyenlerden olmamız gerekir. Kullukta, ibadette, sevgide, saygıda, malı Allah yolunda harcamada cömert olmalı, sahip olduğumuz her ne varsa hepsinin Allah-u Teâlâ’nın mülkü olduğunu bilmeli ve bize verdiği nimetleri rızasına nail olma yolunda harcamaktan imtina etmemeliyiz. Zira Ramazan ayı, hem Allah’a, hem de Allah’ın kullarına karşı doğruluğumuzu, samimiyetimizi, sevgimizi ve saygımızı ispat etme ayıdır. Allah’ın yüce kelamı Kur’an’ı okuyarak, kalbimizi ve beynimizi beslemenin; oruçlarımızla nefislerimizi terbiye etmenin; namazlarımızla, kulluğumuzu dorukta yaşamanın; infak ve sadakalarımızla, kardeşlik bağlarını güçlendirmenin ve de ibadetlerimizden aldığımız ilahi güç ve destekle insanlar arasına Kur’an-i tohumları ekmenin ayıdır.
 
Ya Rabbi! Bizleri bu mübarek Ramazan ayını fırsat bilip Kur’an-î tohumları eken muttakî kullarından eyle. Ramazan ayını hakkımızda hayırlı kıl. Türkiye’de, Mısır’da, Suriye’de, Irak’ta ve her nerede zulme uğrayan Müslümanlar varsa onlara yardım et, onları muzaffer eyle, düşmanlarının kalplerine korku sal, onlara izzet ve cesaret ver. Mısır ve Bangladeş’te Müslüman liderlere idam cezası veren işbirlikçi hainleri kahhar olan sıfatınla kahreyle. Ya İlahi! Kürdistan’da senin hak davan için mücadele eden mustazaflara yardım et, küfrün yekvücut olup güçlendiği ve imkanlarının çoğaldığı bu dönemde onları yalnız ve yardımsız bırakma. Onlar yüce davan için mücadele etmektedirler. Davanın selameti için en azizlerini feda etmektedirler. Aytaçlarını, Yasinlerini, Riyad ve Cumalilerini, Fethi ve Cengizlerini, Hasan ve Hüseyinlerini, Turan ve daha nicelerini senin davan için, toplumun uyanışı ve hakka meyletmesi için kurban vermektedirler. En azizlerini, Kur’an bülbüllerini şehit veren bu camiaya yardım et Allah’ım! Onların izzet, şeref ve azametini artır Allah’ım! Bu mübarek ayda, tüm benliğimizle ettiğimiz dualarımızı kabul buyur. Ey merhamet sahibi! İslam davası için bedel ödeyen, zindana düşen, muhacerat yaşayan sabır timsali azizlerimiz de var. Özgürlüklerini elde etmelerine Ramazan ayının vesile kıl ilahi!
 
Âmin, âmin, âmin...

(Hürseda Haber)