yazar_isim
2012-02-22

30 yıl önce de büyük cinayetler işlendi Suriye topraklarında. Dünyanın gözü önünde Hama kenti yerle bir edildi. Bununla yetinmeyen Baas rejiminin güçleri Suriye’nin dört tarafında Müslüman avına çıktılar. Bunların çoğunun topluca öldürülüp kimsenin bilmediği yerlere gömüldüğü değişik kaynaklarca iddia edildi. Bazı kaynaklar ise zindana kapatıldıklarını söylediler. Oysa üzerinden onlarca yıl geçtiği halde binlerce kayıp Suriyeliden bir daha haber alınamadı. Yüz binlercesi ise, devlet teröründen kurtulmak için ülkeyi terk etmek zorunda kaldılar.  

Katliamdan geçirilenler Müslüman olduğundan kimsenin kılı bile kıpırdamamıştı. Dünyanın katliamlara seyirci kalması katillerin iştahlarını daha fazla kabartıyordu. Müslüman Suriye halkının bir daha Baas Rejimine karşı çıkmaması için anayasada değişiklik yapıldı. Anayasaya göre İhvan üyesi olmanın cezası idam olarak tayin edildi. Bu madde, 30 yıldır İhvan üyeliğiyle suçlanan binlerce insanın hayatına mal oldu.

O günden bugüne Baas rejimine hesap soran olmadı. Dünyadaki bunca değişime rağmen devletin halka karşı baskıcı ve zorba siyasetinde hiçbir değişikliğe gidilmedi.

Beşar Esad, bu kanlı geçmişin üzerine oturdu. Kendisinden beklenen hiçbir değişimi gerçekleştirmedi. Yapılan bütün çağrılara kulak kapattı. Hama’da halkı katleden babasının kadrolarıyla devleti idareye devam etti. Bu gerçeği yakından bilen, 30 yıl önce Hama’da yaşananlara her samimi Müslüman gibi üzüldüklerine inandığım Erdoğan, Gül ve Davudoğlu, hiçbir şey olmamışçasına Esad’a kucak açtılar. Esad ve Erdoğan’ın ilişkileri ileri boyutlara ulaşmıştı. Duyarlı bazı Müslümanların, Hama’yı hatırlatıp onlarca yıldır haber alınamayanların akıbetinin ortaya çıkması ve yine yıllardır yargısız bir şekilde zindanlarda tutulan İhvan üyelerinin serbest bırakılmasıyla ilgili Erdoğan’ın Esad’a çağrıda bulunması konusundaki istekleri karşılıksız kaldı. Esad, Başbakanın davetlisi olarak saraylarda ağırlanırken, Suriye’de Müslümanların çilesi devam ediyordu. Kaybolan binlercesinden haber alınamamıştı. Sorgusuz ve yargısız binlerce insanın zindan işkencesi sürüyordu.

İslam dünyasında, İslami uyanış dalgalarının çarptığı Müslüman yüreklerin ayağa kalkıp üzerlerindeki zulüm bulutlarının dağılması için harekete geçtiği bir dönemde Suriye gençliği de aynı talebi dile getirdi. Her şeye rağmen Suriye halkı kimseden intikam alma peşinde değildi. Özgürce yaşamaktan başka isteği yoktu. Baskı ve zulümden başka dilden anlamayan Baas rejimi, halkın masum isteğine şiddetle karşılık verdi. 30 yıl önceki gibi halkın kabuğuna çekilip rejime boyun eğeceği zannedildi. Diğer Müslüman milletler gibi korkuyu yenen Suriye halkı ise özgürce yaşama isteğinde ısrarlıydı.

İslami kıyamları yolundan saptırmak için çabalayan ABD, İngiltere, Fransa ve Siyonist rejim, Suriye’de patlak veren olaylarla büyük fırsatlar yakaladılar. Suriye ordusundan kaçıp rejime karşı silahlı mücadele veren muhaliflere desteklerini ilan ettiler. Suriyeli mültecilere topraklarını açan Türkiye, Suriye’ye karşı silahlı mücadele veren gruplara da aynı hakkı tanıdı. Ortadoğu’daki İslami kıyamları çizgilerinden saptırmak için milyarlarca dolar harcayan, fitne için çabalayan ve aynı zamanda Siyonist rejimin Ortadoğu’daki en büyük dayanakları olan Suudi Arabistan ve Katar, İslam dünyasındaki değişimi istikbar güçlerinin istediği noktaya getirmek için yoğun çaba harcarken, Suriye’yi daha fazla kan gölüne çevirmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.

İslami uyanış hareketlerini destekleyen, inkılâpçı hareketlerin emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin oyunlarına gelmemesi için her fırsatta çağrılarda bulunan ve onları İslam inkılâbının tecrübelerinden yararlanmaya davet eden İran’ın ve Siyonizm’e karşı mücadelede destan yazan Lübnan Hizbullah’ının, Rehber Hameney’in beyanatlarına rağmen eli kanlı Baas rejimini destekler bir tavır içindeymiş gibi görünmesi, aslında İslami, inkılabi ve direniş çizgisiyle uyuşmamaktadır. Çünkü İmam Humeyni’nin te’sis ettiği inkılâbın temel felsefesi, her türlü zulme muhalefet etme esasına dayanıyordu. Suriye’deki kayıpların sayısının abartıldığı doğrudur, ancak halktan yüz insan ya da bir tek insanın öldürülmesi arasında ahlaken hiçbir fark yoktur. Kayıpların az ya da çok olması sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Diğer taraftan Türkiye’nin Suud ve Katar’la hareket edip dış müdahaleye zemin hazırlamak için çabaladığı gözden kaçmamaktadır. İslam memleketlerini ateşe verip yok etmek için fırsat kollayan emperyalist güçlere ortam hazırlamak, Suriye halkına ve İslam ümmetine darbe vurmakla aynı anlamdadır. Zira Irak’ı işgal eden Batılıların bir milyon insanı öldürüp arkalarında viran olmuş bir ülke bırakmaları ibretamiz bir tablo olarak yetiyor. Bununla da kalmayıp kardeş kavgasına sebep olacak mezhepsel ve kavimsel savaşlar için ortamı hazırladıktan sonra Irak’ı terk edebildiler. Sadece öldürmek ve harap etmek için İslam topraklarına gözlerini diken emperyalist güçlerin işgal ettikleri hiçbir memlekette istikrar, emniyet ve sükûnetten bahsedilemeyeceğini bilmek için araştırmalara ve derin tetkiklere de gerek yoktur.

Bir dış müdahale durumunda İslam memleketlerinden Suriye yerle bir edilecek. İslam medeniyetinin son kalıntıları İslam düşmanlarının bombalarıyla tarihe gömülecek. Halktan binlerce insanın kanı dökülecek. Suriye’nin bugüne kadar ulaştığı tarihsel, kültürel ve entelektüel değerler yok edilecek. Kavmi ve mezhebi ayrılıklar körüklenecek ve bir zamanların Beyrut’u gibi sonu gelmeyen iç savaş İslam ümmetinin kalbinde büyük acılara sebep olacak.

Türkiye’nin desteklediği Suriye rejiminin muhaliflerinin başındakilerin bir kısmı, zamanında eli kanlı Baas rejiminde faal görevler üstlenmiş ve büyük cinayetlere imza atmış kişilerden oluşmaktadır. Baas’ın değişik kademelerinde yıllarca faaliyet yürüten, görevleri bitince de Batıya kaçıp muhalefete soyunan Haddam ile Rıfat Esad, Hama’da döktükleri kanların hesabını vermeden Suriye özgürlük savaşının öncülüğünü yapamazlar.

Suriye’nin Baas diktatörlüğünden kurtulması ve halkın istediği sistemin inşası için yıllarca mücadele eden ve bu uğurda büyük bedeller ödeyen İhvan-ı Müslümin’in muhalifleri destekleyenler tarafından bir köşeye atıldığı görünmektedir. Baas rejimine karşı özgürlük mücadelesi verilecekse mücadelenin asıl mihverini İhvan’ın oluşturması gerekir. On binlerce insanını feda eden İhvan’ın bir tarafa itilmesiyle verilecek mücadele dış güçlerin hâkimiyet arayışının ötesine gidemez.

Suriye gün geçtikçe daha fazla kaosa itiliyor. Suriye sorunu, İslam ümmetinin sorunudur. Bu soruna emperyalist Batı ülkeleri asla bulaştırılmamalıdır. İslam dünyasından muhalif ve müttefik tarafların (Türkiye, İran, Mısır, Hizbullah, Hamas), Suriye hükümetinin ve direnişçi güçlerin katılacağı bir konferans düzenlenmeli ve Suriye sorununa bizzat İslam dünyası içinde çare bulunulmalıdır. İran, Türkiye ve Mısır’ın vakit kaybetmeden bir araya gelip bir çözüm üzerinde çalışmaları gerekir.

Suriye her geçen gün içinden çıkılmaz bir denkleme doğru sürükleniyor. Batı destekli Suriye muhaliflerinin başarısı Suriye’ye istikrar getiremeyeceği gibi, Birleşmiş Milletler ya da NATO müdahalesi de Suriye’nin sorununu çözemez. İslam dünyasının etkin güçlerinin harekete geçip bu yangını söndürmek için çabalamaları gerekir. Aksi takdirde Suriye ateşi bu ülke coğrafyasını aşıp bütün İslam dünyasını tutuşturabilir.

(Hürseda Haber)



misafir
isabet
2012-02-23
Ahmed kardeşe tam katılarak şunu belirtmeliyim ki,artık iran,hizbullah şunu anlamalı; ihvan bütün dünya müslümanların desteğini, gövenini almış bir dünya hareketidir.ve onlara destek olmalıki zulüm bitsin ve kardeşlik inşa edilsin selametle
ayhan
2012-02-22
ahmet kardeşim! yüreğine sağlık isabetli bir yorum.
Ahmed
Adil davranis
2012-02-22
Degerli yazarin yorumlarinin isabetli ama son cozum onerisine sunu ekleseydi sanirim daha isabetli olurdu; iran islam cumhuruyeti yetkilileri baas rejiminin yaptiklarini kinayip emperyalizmin oyunlarini orda bosa cikarmak icin ihvana orda gereken destegi vererek hareket etmeli aksi taktirde bazi seyler cok gec olur..Iran islam cumhuriyeti artik sunu cok iyi bilmelidirki baas rejimi gidecek zira halkin gucu onunde kimse duramaz.Allah indindede bu vebalden kurtulmasi icin artik yandas ve mezheb taasubunu bir yana birakmalidirlar...
Tek kalici cozum ihvana gereken imkan ve destek saglanmali ancak bu yolla emperyalizmin onu alinabilir.

selam hidayete tabi olanlarin uzerine olsun,mazlundan yana zalime karsi olmak duasiyla
Gazete Son Dakika RSS Hava Durumu twitter facebook
GÜNÜN RESMİ
-Yorumsuz-
-Yorumsuz-
reklam
ANKET
Neden Mustazaf-Der Hakkında Kapatılma Kararı Verildi?
Anket
VİDEOLU HABERLER
Haber1
Mustazaf-Der Şube Başkanı: Üstüme 30 Polis Çullandı!
Yaklaşık 30 polis tarafından darp edilen Mustazaf Der Osmaniye Şube Başkanı Abdulkadir Alakuş, yaşadığı olayı İLKHA'ya anlattı. Polisin terörist muamelesi yaparak kendilerine silah doğrulttuğunu, biber gazı sıkarak darp ettiğini ifade eden Alakuş, hem darp ettiklerini, hem de kendilerini temize çıkarmak için davacı olduklarını söyledi.
Haber1
Başörtüsavar Profesörün Sicili Kabarık Çıktı
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nadide Kazancı ise, Astronomi ve Uzay Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rennan Pekünlü'nün öğretim üyeliğinden uzaklaştırılma noktasına gittiğini söyledi.
Haber1
Ülkemizde Hukuk Eliyle Cinayetler İşleniyor!
Marmara İnsani Hak ve Özgürlükler Platformu İstanbul'da yaptığı kitlesel basın açıklamasıyla Mustazaf-Der'ın kapatılması ve Gaziantep'te kızının başörtüsüyle okuması için mücadele eden Güllü Çevik'e ceza verilmesini kınadı.
Haber1
Laden'in Ölümü Üzerinden Oy Alma Filmi!
ABD devlet Barck Obama'nın, ABD- Pakistan hükümeti işbirliğiyle bir yıl önce düzenlenen operasyonla katledilen Usame bin Laden'in ölümü üzerinden oy alma planları yaptığı öğrenildi.
Haber1
'Arap Baharı'nı Batı Yönlendiriyor'
Avrupa'nın önde gelen Müslüman entelektüellerinden Tarık Ramazan, "Arap Baharı" süreci öncesinde Batı'nın yönlendirici etkisi olduğunu söyledi.
EN ÇOK OKUNANLAR
Haber Resim Yok
Mustazaf-der Kapatıldı...
Yazar Cevdet Kara, Mustazaflarla Dayanışma Derneği'nin kapatılmasını konu alan yazısının sonunda, "Mustazaflar üzülmesin… Elbet güneş yeniden doğacak… Çünkü Hak geldi batıl zail olacak…" şeklinde bitirdi.
Haber Resim Yok
Başörtüsünden Ötürü Ödül Verilmedi
Kros yarışmasında dereceye giren başörtülü öğrencinin ödülü verilmedi! Hatayı, kaymakam telafi etti.
Haber Resim Yok
Volkswagen'in Elektrikli Otomobili
Volkswagen 24 Golf Blue-e-Motion aracından oluşan bir filo ile sekiz batı Avrupa ülkesinde ve Japonya'da uluslararası Roadshow'a başladı. Etkinliklerin amacı farklı müşteri gruplarına Volkswagen'in elektrikli otomobil alanındaki çalışmalarını tanıtmak ve yeniliklere katılımlarını sağlamak.
Haber Resim Yok
Katı Vize Uygulamasının Son Örneği
Almanya'nın Türkiyelilere uyguladığı katı vize uygulaması beşikteki çocuktan 80 yaşındaki yaşlılara kadar uzanıyor. Vize engeline takılan son mağdur bir buçuk yaşındaki Enes oldu.
Haber Resim Yok
'Halkımızın Ahiret Mutluluğu İçin Çalışmak Suç mudur?'
Mardin'in Kızıltepe ilçesinde Eğitim Birsen Kızıltepe Şubesi, İrfan Der ve İHL-Der düzenledikleri ortak basın açıklamasıyla Mustazaf Der'in kapatılmasını kınadı.
sag alt
Sitemiz Sadece İnternet Üzerinden Yayın Yapmaktadır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz.
hur-seda@hotmail.com   © 2008 - 2012   Tüm Hakları Saklıdır.