Peygamber ikliminde ışık

26 Mart 2015 Perşembe, 03:08

Dört tarafımızı kuşatan karanlıkların arasından bakarak ışık görünmüyor demiştik. Çünkü gelişmeler bütün ışıkları tüketiyor. Bütün ümitleri eritip bitiriyor. Ümitsizlikler hayatı zorlarken her zaman olduğu gibi yine Hz. Peygamber Aleyhisselatu Vesselam imdadımıza kavuşuyor.

Çıkış noktası bulamazken, önümüzü aydınlatacak ışıktan yoksun çaresizlik içinde sendelerken Peygamber İklimiyle derin bir nefes alıyoruz. Kutlu Doğum etkinliklerine katılan Müslümanların yekvücut olması ve Hz. Resul–i Ekrem Aleyhisselatu Vesselam’a biatini tazelemesi karanlıkları yararak gelen bir ışık gibi umudun resmini çiziyor.

Her geçen gün daha fazla yoğunlaşıyor karanlık. Zalimlerin ve müstekbirlerin ateşe verdiği İslam dünyasında kan ve gözyaşı nefesleri kesiyor. Her gün yüzlerce Müslüman feci şekilde öldürülüyor. İslam memleketlerinin caddelerinde, meydanlarında ve ibadethanelerinde bombalara maruz kalıp hayatlarını kaybeden Müslümanların ortalığa yayılan ceset parçaları kahrediyor.

İslam adına yapılan, ancak İslam’ın hiçbir şekilde onaylamadığı, sadece İslam düşmanlarına hizmet eden eylemler işi çığırından çıkarıyor. Müslüman halklar tarihlerinin en zor ve sıkıntılı dönemlerini yaşıyor. Bir taraftan birbirlerinin kanlarını akıtan Müslümanlar derin kinlere, nefretlere ve düşmanlıklara yol açıyorlar. Diğer taraftan fırsatı ganimet bilen emperyalist ve siyonist güçler İslam coğrafyasını kabristana çevirmek için çabalıyor, her gün kadın, erkek, yaşlı, çocuk yüzlerce Müslümanı katlediyorlar. Suriye’den, Irak’tan, Libya’dan, Mısır’dan, Afganistan’dan, Filistin’den… her gün ölüm haberleri geliyor.

Bütün bunlar ufkumuzu boğuk bir renge büründürürken Nisan yağmurları gibi dökülen Muhammedi rahmet Allah Teala’nın bize bahşettiği bir nimet olarak ölüm tozları arasında kaybolmaya yüz tutmuş ümitlerimizi canlandırıyor. Özellikle sesi sedası çıkmayan ve beklenen çıkışı yapamayan Müslüman halkın Peygamber söz konusu olunca üzerini kaplayan ölüm tozlarını silkelemesi, duyarsızlıklardan sıyrılmak için çabalaması, meydanlara inip Hz. Resulullah’ın izinde olduğunu haykırması yaralarımıza merhem oluyor. Peygamber Aleyhisselatu Vesselam’a karşı yeşeren duyarlılık ve sahiplenme her şeyin bitmediğini, ümit adına bir şeylerin varlığını sürdürdüğünü ortaya koyuyor.

On dört asır öncesinde olduğu gibi Hz. Peygamber Aleyhisselatu Vesselam yine cezp ediyor insanlığı. Çaresizlik içinde kalmış, tutunacak dalları bulunmayan, dört tarafları zindana dönüşen insanlığa nur saçıyor. Biricik kurtuluş reçetesi olduğunu, O’nun çerçevesini çizdiği yolların dışındaki bütün yolların boş ve beyhude olduğunu ortaya koyuyor.

Bu denli karanlık iklim on dört asır önce yaşanmıştı. Ümit adına bir şey görünmüyordu. Işık bütünüyle sönmüştü. Merhamet eliyle insanlığın hayatına dokunan Allah Teala, Hz. Resul–i Ekrem’i göndererek karanlıktan nura çıkardı insanlığı. Bugün de benzer şartları yaşıyoruz. Yılda bir kez dahi olsa Kutlu Doğum etkinlikleri Hz. Peygamber Aleyhisselatu Vesselam’ı gündemimize taşıyor. Hayatını irdelememize yardımcı oluyor.

Kurtuluş reçetesi elimizdeyken, hidayete çağıran Peygamber bize elini uzatmışken, Kutlu Doğum etkinliklerinin sona ermesiyle birlikte Peygamber Aleyhisselatu Vesselam’a uzanan ellerimizi geri çekmemeliyiz. O’nu gereği gibi hayatımıza rehber edinip, evlerimize, işyerlerimize ve okullarımıza almalıyız. Kaybettiklerimizi O’nda aramalıyız. O’nun rahmet eline yapışmaktan imtina bu eli bir daha bırakmamalıyız. On dört asır önce Pegyamber Aleyhisselatu Vesselam geldiğinde, etrafında biriken insanlar dudaklarından çıkan her kelimeyi destur kabul edip yerine getirmek için büyük bir yarış içine giriyorlardı. Peygamber Aleyhisselatu Vesselam yüzlerine bakınca ne demek istediğini anlıyor, emrine amade olarak hazır kıta bekliyorlardı.

İslam’ın ilk nesliyle aramızdaki fark bu. Onlar Peygamber Aleyhisselatu Vesselam’a teslim olmuş, O’nun baktığı yerden bakıyorlardı hayata. O’na tutunarak hayatlarını şekillendiriyorlardı. O’na tutunarak etraflarını kuşatan karanlıkları yarıyorlardı. Ve O’na tutunarak insanlığın içerisinden çıkmış mübarek ve numune bir topluluk olduklarını ortaya koyuyorlardı.

Hz. Resul–i Ekrem Aleyhisselatu Vesselam’a tutundukça, O’nun bize getirdiklerine uydukça, hayatı O’nun getirdiği öğretiler çerçevesinde şekillendirdikçe hayat yeniden anlam kazanacak. Aksi takdirde boğucu karanlıklar bütün nefeslerimizi kesecek. Ümit adına her şeyi alıp götürecek.

Allah Teala’nın bize lütufta bulunmasını, Hz. Peygamber Aleyhisselatu Vesselam’dan istifade eden, hayatını O’nun getirdikleriyle düzenleyen irade ve bilinç vermesini diliyoruz.

(Hürseda Haber)