Yemen’de kimler kazanacak?

07 Nisan 2015 Salı, 13:37

Herkes bir yerlere dayanarak olayları kendi penceresinden okumaya çalışıyor. Kimse ümmet penceresinden olaylara bakma ve değerlendirme yapmıyor. Çoğu menfaatlerinin ve kazanımlarının korunması adına cepheleşiyor. Kimi Şiilik adına, kimi Sünnilik adına, kimi kavmiyetçilik adına, kimi de milli çıkarlar adına kendine uygun alanı bulup katılıyor cepheye. Cepheleşmeleriyle, İslam dünyasını ateşe vermeleriyle emperyalist ve siyonist güçlerin ekmeğine yağ sürdüklerini, İslam dünyasını boğulmakta olduğu bataklığa daha fazla gömdüklerinin ya farkında değiller, ya da umurlarında değil böyle şeyler.

İslam dünyasını ateşe vererek emperyalist güçlerin silah fabrikalarına para yetiştirmeye çalışıyorlar. Zaten paraya da ihtiyaçları yok. Çünkü petrolü, Müslümanları sömürmenin, katletmenin ve boyun eğdirmenin aracı olarak kullanıyorlar.

Ateşler içinde tutuşan İslam coğrafyasına bir nefes aldırma, İslam medeniyetinin kalıntılarının yok edilmesini önleme adına kimsenin bir çabası görünmüyor. Ellerine ateş meşalelerini alan figürler yeni yeni yerleri tutuşturmakla meşguller. Suriye’de başlattıkları kirli savaşı Irak’a, Libya’ya ve Yemen’e kadar uzattılar.

Eskiden ufak tefek de olsa kulaklara ulaşan sağduyu sesleri ümitlerin yeşermesine neden olurdu. Şimdilerde herkes Müslümanları yok etme savaşında yerini aldığı için bu tür sesler duyulmuyor.

Sıkıntı ve sorunlara rağmen nispi de olsa İslam Ümmeti’nin Yemen coğrafyası, büyük yıkımlara yol açan kirli savaşlardan uzakta kalmayı başarıyordu.

Ülkenin iç karışıklığı, hükümet ile Husi çatışması, Husilerin bazı şehirleri ele geçirmesi üzerine diktatörler harekete geçti. İslam ümmetinin kalbine hançer gibi saplanmış, ümmetin boğuştuğu savaşların bir şekilde müsebbibi olan Suud, sözde Sünni dünyanın öncülüğüne soyunup kimilerini parayla ardına takarak ya da diktatörlükte ruh ikizleri olan rejimlerin desteğiyle Yemen’i ateşe verdi.  Aynı Suud, Müslüman halkların dirilişi olan ve Arap Baharı olarak adlandırılan kıyam hareketlerinin bastırılması için milyarlarca dolar harcamıştı. Mısır, Yemen ve Bahreyn’de Müslüman halkların direnişinin kırılması için büyük çabalar sarf etmişti.

İslam dünyasına yönelik kimin nüfuz hesabı varsa, akıtılan kanın, gözyaşının ve katliamların sorumlusudur. İslam dünyası nüfuz peşindeki çıkarcı güçlerin değil bütün İslam ümmetinindir. İslam’ı referans alan insanların vatanıdır. Burada nüfuz sağlamanın bir anlamı yoktur. Mücadele İslam dünyasının kaynaklarına göz diken ve nüfuz sağlamaya çalışan emperyalist ve siyonist güçlere karşı verilmelidir.

Oysa Müslümanlar söz konusu olduğunda herkes aslan kesiliyor. Daha fazla kan akıtmak, daha fazla öldürmek ve daha fazla yok etmek için çabalıyorlar.

Yemen’deki kirli savaşın öncülüğünü yapan Suud rejimi, kuruluşundan bu yana Müslümanların hayrına en küçük bir adım atmadı. 70 yıldır Filistin halkına kan kusturan Siyonist rejime yönelik en küçük bir girişimde bulunmadı. Tam aksine Siyonist rejime karşı çıkan İhvan’ı ve Hamas’ı cezalandırmak için çabaladı.

Emperyalist güçlerin gönüllü jandarmalığına yapan Suud rejimi, nerede İslami bir hareketlilik varsa darbe vurmaya ve yok etmeye çalışmaktadır. Önceleri dünyanın dört bir yanında seferber ettiği Rabıta örgütü vasıtasıyla bunu yaparken, son yıllarda ABD kuklası rejimleri destekleyip Müslümanların üzerine yönlendirmekte ve İslami hareketleri engellemeye çalışmaktadır.

Suud’un başını çektiği kirli koalisyona Türkiye’nin destek vermesi kötü bir tercihtir. Zira bugüne kadar İslami hareketleri engellemek için çabalayan, bir yıl önce Mısır’da Sisi piyonunu ileri sürüp binlerce Müslüman ile birlikte Mısır Cumhurbaşkanı Mursi’yi zindana attıran ve binlerce Müslüman’ın kanının akıtılmasına ve yine binlercesinin idamla yargılanmasına sebebiyet veren Suud’un öncülüğünü yaptığı koalisyona destek vermek akla ziyan bir yaklaşımdır. Suud rejiminin eli Müslümanların kanıyla kirlenmiştir. Bu rejim başından beri Siyonist rejimin koruyuculuğunu yapmaktadır. Bahreyn halkının diktatöre karşı kıyamını engelleyen ve sivil yürüyüşü kanlı şekilde bastıran yine Suud rejimidir. Aynı şekilde İslami faaliyetlerin bulunduğu her yerde bozgunculuklar yaparak çalışmaları etkisiz hale getirmek için çabalamaktadır.

Taraflar, Müslüman halkların geleceğini düşünüyorlarsa hedefleri Müslümanlar değil, emperyalist ve Siyonist güçler olmalıdır. Kimsenin İslam medeniyetinin yadigârı İslam şehirlerini yerle bir etmeye hakkı yoktur.

Aslında Suud’un saldırılarda bulunup şehirleri bombalaması ve çoluk çocuk demeden Yemen halkını katletmesi tükenişin göstergesidir. Müslüman halkları bombalama ve fitneler yapıp İslami hareketi engelleme zulüm saltanatı olan Suud rejiminin çöküşünü engelleyemeyecektir. Günü geldiğinde ne petrodolarlar güç yetirecek, ne de emperyalist ve Siyonist güçlerin çabaları etkili olacaktır. Zalimler mutlaka ama mutlaka yaptıklarının hesabını vereceklerdir. Bu Allah Teala’nın da vaadidir;

“…Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir. “ (Şuara 227)

(Hürseda Haber)