'Altın Nesil(!)'

06 Haziran 2015 Cumartesi, 11:48

“Altın Nesil” söylemi çocukluğumuzdan beri sık sık tekrar edilen kavramlardandır. Fethullah Hoca, “Altın Nesil” yetiştirme adı altında özellikle insanlığın en büyük sermayesi olan genç nesiller üzerine yoğunlaştı. Akıllıca bir seçim yapmıştı. Zira toplumun geleceği genç nesiller tarafından şekilleneceğinden, gençleri cezp eden, özellikle de toplumu yönlendirme kabiliyetine sahip zeki çocukları elde edenler toplumda söz sahibi olabilirlerdi.

Fethullah Hoca, ilkokula başlamakla birlikte çocukları ve gençleri cezp eden bir sistem kurarak, İslamcısından laikine, solcusundan milliyetçisine kadar toplumun birçok kesiminden çok sayıda çocuğu elde etmeyi başardı. Zeki çocuklara bedava dershaneler ya da öğretmenler tahsis ederek, özel okullarda okutarak, burslar vererek küçük yaştan itibaren devam eden eğitim serüveninde çocukları elde etmede başarılı adımlar attı. 1970’lerde başlayan bu çalışma neticesinde yüzbinlerce genç sistemin içine alındı. Kurulan tezgâhtan geçirilen gençlerinzihni yapıları istenilen yönde şekillendirildi.

Elde edilen gençler Kur’an ve sünnet çerçevesinde yetiştirilselerdi toplumun şekli değişecek, insanlarımız İslami köklerine dönecek veİslami hayat yeniden canlanacaktı. Böylesi bir çaba hayırlı neticeler verecek ve gerçekten altın nesil yetişecekti. Ancak olmadı. Siyasi ihtiraslar buna izin vermedi. İktidarı ele geçirme uğruna taviz üzerine bina edilen hareket, toplum içinde namaz kılmaktan ve tesettürden el çeken, Müslümanlarla görünmekten kaçınan, laik, kemalist, siyonist ve emperyalistlere şirin görünmek için çabalayan, Müslümanlara şiddetli tepki gösterip her alanda kötüleyerek İslam düşmanlarının gözünde pirim yapan nesiller yetiştirmeye çalıştı. Altın nesil, İslam düşmanlarının beğenisini kazanan, her ortamda Müslümanlara kin ve nefretle yaklaşan bir nesil olarak yetiştirildi.

Bu hastalıklı ruh üzerine büyütülen gençler İslami şahsiyetten yoksun yetiştirildiklerinden hedeflerine her zaman Müslümanları aldılar. Müslümanları yolları önünde ayak bağı olarak gördüklerinden darbe vurmak, gelişmelerini engellemek ve başarılarını törpülemek için çabaladılar. Daha fazla başarılı olmak için evlerine ve işyerlerine dinleyici yerleştirdiler. Basını kullanıp yıllarca yalan ve iftiralarla karalayıp halkın zihninde Müslümanlarla ilgili çirkin bir algı oluşturdular. Bununla da yetinmeyip yine yalan ve iftiralarla birçok Müslümanı zindanlara doldurdular. Bütün bunları yaparken Allah Teâlâ’yı hesaba katmadılar. Mahşer gününün hesabını yapmadılar. Her halde Allah Teâlâ’nın tuzaklarının farkında olduğunu kestiremediler. Ya da abilerin, verdikleri her emirde Hz. Resulullah Aleyhisselatu Vesselamı rüyalarında gördükleri ve kendilerine bu şekilde emrettiği yalanlarıyla tezgâhlarına kılıflar uydurdular. İşin içerisine Hz. Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ı koyup istismar edince, muhtemelen Allah Teala’nın bu yalan ve sahtekarlıklara göz yumacağını sandılar.

Kırk yıllık çabanın ürünü olarak İslami bir toplum oluşturması gereken altın nesil, insanların yatak odalarına kamera yerleştiren, röntgencilik yapan, ayıpların filmini çeken, milyonlarca insanın ümidini bağladığı ve iyi bir okul ya da iş elde etmek için yıllarını harcadığı imtihanların sorularını çalıp taraftarlarına veren, insanımızın onur ve izzetini ayaklar altında çiğneyen bir nesil olarak yetişti.

Kur’an ve sünnet çizgisini ıskalayıp İslam düşmanı rejimlere itaatkâr nesiller yetiştiren Gülen hareketinin, kırk yıllık çaba neticesinde yetiştirdiği altın nesil içler acısı bir vaziyettedir. Büyük ümit vaat eden toplumun yüzbinlerce zeki evladını bozarak çirkin emelleri uğruna yetiştiren Gülen, Allah Teâlâ’nın bahşettiği toplumu ıslah etme ve İslamileştirme fırsatını heba ederek bu millete en büyük kötülüğü yaptı. Yüzbinlerce genci İslami ruhtan uzak, Müslümanlara düşman olarak yetiştiren bu hareket, insanlarımızın kırk yılını heba etti. Hizmet ya da himmet denilerek halkın devasa yardımlarını bir nesli bozmak için harcayan bu hareket, yanlışını görüp pişmanlığını dile getirme ve tövbe etme yerine yanlışında direnerek ve İslam düşmanlarıyla aynı safları paylaşarak aynı çizgi üzerine varlığını sürdürmeye çalışmaktadır.

Gülen grubu, arkasında çok kötü bir enkaz bıraktı. İslami ruhla hareket etmesi gereken bir nesli heba etti. Müslümanlardan uzaklaşıp İslam düşmanlarının yanında izzet arayarak çok kötü bir yolda ilerlemektedir. Bunca musibete rağmen oturup durumlarını gözden geçirme ve özeleştiri yapmaları beklenirken böylesi bir yola girmediler. Henüz kendilerini masum kendilerinin dışındakileri günahkâr göstermeye ve yanlış istikamette ısrarla yürümeye devam etmektedirler.

Yanlışta ısrardan vazgeçmeye, durumlarını gözden geçirmeye, günahlarından tövbe edip haklarına tecavüz ettikleri insanlardan helallik, Allah Teâlâ’dan bağışlanma dilemeye çağırıyoruz. Aksi takdirde bu gidişin sonu felaket olacak.

(Hürseda Haber)