Aytaç Baran’ın Şehadeti Bir Milattır!

21 Haziran 2015 Pazar, 13:12

 

Bugünlerde Kürdistan, zorba ve azgınların şeytani kuşatması altında bulunuyor. İstikbar güçlerinin de desteğiyle büyük bir fesat ağı kuran azgınlar, bir taraftan tehdit, baskı ve şantajla Müslüman Kürd halkına boyun eğdirmeye çalışırken, diğer taraftan Kürd çocuklarını Kur’an rahlesinde büyütmeye ve İslami kimlik kazandırmaya çalışan Müslümanları bundan vazgeçirmeye ve Kürdistan’ı terke zorluyor, baskı ve dayatmalara boyun eğmeyen Müslümanları haince katlediyorlar. Bu amaçları uğruna son bir yılda çok sayıda Müslümanın kanını döktüler. En sonunda kalbinde iman bulunan herkesi yasa boğan bir cinayet işlediler. İslami şahsiyetiyle maruf, hayatını Kur’an’la şekillendiren ve Kur’an öğrencisi yetiştirmeye çalışan Aytaş Baran’ı şehid ederek azgın çehrelerini bir kez daha ortaya koydular.

İslam düşmanı azgınlar, Aytaç’lara kurşun sıkmakla Kürdistan’dan İslam’ı yok edeceklerini zannediyorlar. Belki de kefenlerini giymiş, canlarını Allah Teala’nındini uğruna feda etmek için çırpınan şehadete susamış Müslümanları katletmekle tüketeceklerinin hesabını yapıyorlar. Oysa her şehidimizin büyük bir nur şulesine döndüğünü, ölmüş ruhlara can verdiğini, Mü’minlerin ruhlarını şehadet aşkıyla donattığını ve toprağımıza düşenşehadet tohumuyla yeni nesillerin şehadet bilinci ve kültürüyle yetiştiğini anlayamıyorlar.

Yasin’i, Aytaç’ı ve diğer azizlerimizi Allah Teâlâ’nın yolunda feda ederken, şehitlerimizin kanlarının İslami davanın yeni fedailerinin dirilişine yol açtığına tanık oluyoruz. O azizlere gıpta eden binlerce Müslüman, şehadeti arzularken Kürdistan’ın İslam toprağı olduğunu, hiçbir gücün bu coğrafyayı İslam ve Müslümanlardan temizleyemeyeceğini, kanlarının son damlasına kadar İslami Kürdistan’a sahip çıkacaklarını haykırıyorlar.

ABD’nin milis gücü azgın PKK’lilerin en büyük endişesi Kürdistan’da Müslümanların varlığıdır. Karalamakla, iftira atıp olmadık şeylerle itham etmekle vekatletmekle şeytani emellerinin önündeki tek engel gördükleri Müslümanlara boyun eğdireceklerini zannediyorlar. Müslümanların kanlarını döktükçe büyük bir belayla karşı karşıya kaldıklarını anlıyorlar, ancak basiretsizlikleri, ruhlarını saran gaflet ve reisleri olan şeytanın direktifiyle hareket ettiklerinden dolayı yanlışta ısrar ediyorlar.

Aytaç Baran Müslümanların değeridir. Onu katledenler belki cismini ortadan kaldırmayı başardılar. Ancak onun mirası vearkasında bıraktığı İslami mücadele sancağı yerde kalmadı. Amed’i ve Kürdistan’ı ayağa kaldırdı. Müslümanlara şehadet ruhu aşıladı.

Diğer şehidlerimiz gibi kanı bereketliydi Aytaç kardeşimizin. Kanlı kefeniyle Rabbinin yanında rızıklara mazhar olurken arkasında büyük bir miras bıraktı. Tevhidi mücadele mirasını emin ellere terk ederken, Allah yolunda canını vermekle, fedakarlık, isar ve en önemlisi de Allah yolunda şahadetin öğretmeni oldu.

İki büyük kazançla Rabbi’nin huzuruna gitti. Müslümanların kanıyla yıkanmış Kürdistan’ın hiçbir şekilde zalimlere teslim edilmeyeceğini, Kürdistan’da İslam ve Müslümanlardan eser bulundukça İslami mücadelenin devam edeceğini, bunun için en sevdiğimiz canımızı Allah Teâlâ’nın yolunda fedaya hazır olduğumuzu haykırıpcanıyla ortaya koydu. Bir diğeri ise Allah Teâlâ’nın buyurduğu gibi Allah yolunda öldürülenlerin ölü sayılmaması gerektiği, bilakis onların diri olduğu ve O’nun lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri katında rızıklara mazhar oldukları bilinciyle hareket edip şehadete yürüdü ve Allah Teâlâ’nın lütuf ve keremine kavuştu.

Şehid Aytaç Baran, bir milattır. Yeni bir ruhtur Allah yolunda mücadele edenler için. Artık hiç kimsenin bahanesinin kalmadığı, safların berrak şekilde ayrıldığı mücadele azmidir.

Aytaç’ın şehadeti safların belirgin hale gelmesi sürecidir. Bundan böyle herkes tarafını belli etmelidir. Ya zalimlerin, azgınların ve emperyalist güçlerin milisliğini yapan azgınların safında olacak ya da Müslümanların safında. Üçüncü bir alternatif kalmamıştır. Bundan böyle hiç kimsenin bahanelerin arkasına sığınma lüksü yoktur. Böyle bir yöneliş içinde bulunanların söz ve tutmalarının anlamı kalmamıştır. Her ne surette olursa olsun, azgınları destekleyenler onların taraftarlarıdır. Hiçbir te’vil, açıklama ve yorumlarının karşılığı yoktur.

Müslümanların ağır sorumlulukları bulunmaktadır. Yanıbaşlarında Müslümanlar tehdit ve baskılara maruz kılarken, evleri ateşe verilirken ve zalimlerin kurşunlarının hedefi olurken, diğer Müslümanların duyarsız davranmaları ya da hiçbir şey olmamış gibi azgınlara şirin görünmeye çalışmalarınınbahanesikalmamıştır. Müslüman olduğunu iddia eden herkes Müslümanlardan yana olmak zorundadır. Bundan böyle bahanelerin, görmezden gelmelerin ve yalancıların haberlerine dayanarak karalamanın kimseye bir faydasıolmayacaktır.

Bu, hak ve batıl mücadelesidir. İnsanlar ya İslam’ın ve Müslümanların safında yer alacaklar, ya da İslam düşmanı azgınların safında. Bundan böyle İslam düşmanlarının münafıkça tutumları ya da ikiyüzlü söylemlerinin arkasına sığınmanın bir izahı kalmamıştır. Kavmi söylemleri ortaya sürüp arkasına gizlenme ya da milliyetçi söylemlerle saf oluşturup İslam düşmanlarına şirin görünmeçabaları zalim ve azgınlara arka çıkmadan başkasıyla ifade edilemez.

“Onlar, mü’minleri bırakıp kâfirleri dostlar (veliler) edinirler. ‘Kuvvet ve onuru (izzeti)’ onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, ‘bütün kuvvet ve onur,‘ Allah’ındır.” (Nisa, 139)

(Hürseda Haber)