Kürdleri kazanmak

25 Temmuz 2015 Cumartesi, 14:17

Batı emperyalizminin iplerini eline aldığı dünyada, toplumların özgürce yaşamalarına ve iradeleri doğrultusunda hayatlarını sürdürmelerine imkân tanınmıyor. Batının bütün hesapları çıkara dayandığı için, menfaatlerine uymayan durumlarda insan hakları ve özgürlükler gibi kavramlar sadece sözlüklerde anlam bulabiliyor. Irak’ta ve Afganistan’da olduğu gibi, bir ülkeyi işgale kalkıştıklarında insan hakları ve özgürlükler gibi ifadeleri maske yaparken, en barbar yöntemleri kullanarak binlerce insanın kanını dökmekten ve milyonlarca insanın hayatını harap etmekten geri durmuyorlar.

Kürdlerin devletsiz olması ve zalim rejimlerin hegemonyasında esaret hayatı yaşaması Batı emperyalizminin Ortadoğu’daki çıkarlarının gereğiydi. O gün bunun başını İngilizler çekerken, bugün ezen, sömüren ve katledenlerin başını ABD çekmekte ve Batının çıkar amaçlı “dizayn etme” programını ölümcül ve kanlı şekilde yürütmektedir.

90 yıl boyunca Kürdlerin ezilmesine, hak ve hukuklarının çiğnenmesine göz yumanların, hatta kimi zaman kuklaları olan yönetimleri bunun için teşvik edenlerin biricik hesabı, Kürdlerin değişime uğraması, dinlerinden kopması ve çıkarlarına hizmet eden unsurlar haline gelmesiydi.

90 yıl önce Osmanlıyı parçalayıp topraklarını paylaştırırken Batının dayatmalarına boyun eğmeyen Kürdler büyük sıkıntılara maruz bırakıldı. Bugün güzergâhlarını terk edip Batının istediği alana doğru evrilmelerine ve İslami kimliklerinden adım atım uzaklaşmalarına tanık olan Batılı güçler, Kürdleri yeni keşfetmiş gibi büyük bir iştahla yükleniyorlar.

Ortadoğu’daki gelişmelerden hoşlanmayan emperyalist Batı, çıkarını emniyete almak ve uzun süreli hale getirmek için güvenilir müttefikler arıyor. Ortadoğu’da çok sayıda müttefiki bulunmasına rağmen çoğu zaman gelişmelerin iradesi dışına çıkması ve bunun da büyük zararlara yol açması üzerine ABD, özellikle İslami damarını kaybetmiş ve dejenereye uğramış Kürdleri kullanarak Ortadoğu’daki çıkarlarını koruma adına mücadele vereceğe inanmışa benziyor. Son yıllarda ABD konsolosluklarının rutin hale getirdikleri Kürd illerini ziyaret programları, HDP’lilerin kimi zaman ABD’ye seyahat ederek bu ülkenin yetkilileriyle uzun uzun görüşmeleri Batının kirli hesaplarının ipuçlarını veriyor.

Kürdlerin bugünkü durumu ABD’yi cezb ediyor. İslam düşmanı Marksist bir hareketin Kürdler arasında taban bulması ve Kürd halkından destek alması emperyalist güçlerin sömürge planlarıyla birebir uyuşuyor. Bugüne kadar halkı ayakta tutan İslami damarın zayıflaması ve İslami yaşantının aşama aşama toplumun hayatından çıkarılması ABD’ye büyük ümitler bağışlarken yeni müttefikleriyle Ortadoğu’yu dizayn etme çabalarında işlerini kolaylaştırıyor.

Oysa Kürdler, İslam ümmetinin en güçlü kalelerinden birini oluşturuyordu. İslam’a mesafe almaları ve İslam düşmanlarına destek sunmaları, sorumluluk sahibi Müslümanları derin derin düşündürmelidir. Zira Kürdleri ayakta tutan ve İslam ümmetinin önemli parçası haline getiren İslam’a olan bağlılıklarıydı. İslam’la aralarına mesafe koyan Kürdler, ümmetin ağır darbeler almasına sebep olurken, bu gelişme İslam düşmanlarının defterine kazanç olarak işlenmekte ve istikbarı daha fazla güçlendirmektedir.

Kürdlerin İslam’la arasına mesafe koyması ve önemli oranda İslam düşmanlarını desteklemesi seçim hesabıyla geçiştirilecek kadar basit değildir. Bu gelişme, emperyalist Batının uzun süreli çalışmalarının ürünüdür. Uzun süre Kürdleri elde edemeyen Batı, İslam’la aralarını açarak kirli emellerine kurban etmeyi hedeflemektedir.

Kürdlerin İslami damarlarının zayıflaması İslam ümmetinin ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunu göstermektedir. İslam ümmetinin en önemli parçalarından biri olan Kürdlerin İslam’dan uzaklaşması Ortadoğu’nun dengesini değiştirecek ve olayları emperyalist güçlerin menfaati doğrultusunda geliştirecek vahim bir durumdur.

Kürdler, İslam ümmetinin asli unsurlarından birisidir. Kürd kanadının kırılması ve Kürd ayağının zayıflaması İslam ümmetinin darbe almasına neden olacaktır.

Müslüman Kürdlerin kâfirlere meyletmesi büyük ölçüde siyasi iktidardan kaynaklanırken, diğer taraftan Kürdleri İslam’dan uzaklaştırmak için çabalayan emperyalist güçlerin ve Marksistlerin bozguncu çabalarını engelleme ve etkisiz hale getirme çabalarının olmaması işi içinden çıkılmaz hale getirmektedir.

İşin tehlikeli yönlerinden biri de büyük şeytanın ve yerli şeytanların Kürdleri acımasızca kullanmak için çabalamaları ve hedeflerine ulaşmalarını sağlayacak fedakâr asker olarak görmeleridir. ABD, Ortadoğu’daki çıkarları için Kürdleri milis gücü görürken, Emperyalist güçlerin gönüllü askeri gücü haline gelen PKK ise, savaşmaya mecbur asker olarak görmekte ve cephelere sürmektedir.

Kürd halkı emperyalist güçlerin ve onların milisliğine soyunan Marksistlerin oyuncağı haline getirilirken, en önemli ve biricik hedefleri olan İslam’dan uzaklaştırma ve köklerine yabancılaştırma programı büyük bir hızla yürütülmektedir.

Batı cephesinde ümid kaynağı olacak bir kıpırdama görünmüyor. Batıdaki Müslümanlar, uzun süre iktidarın cezbediciliği altında varlıklarını sürdürürken, bugün için en büyük sorunları Ak Partinin tek başına iktidar olabilecek kadar oy alamaması. Kürdlerin İslami damarının zayıflaması fazla da ilgilendirmiyor. Konuştukları şey Kürdlerin neden Ak Partiye oy vermedikleridir.

Kendilerini Kürd–İslamcı olarak nitelendirenler ise, HDP’nin aldığı oyun sarhoşluğuyla hareket edip Kürd devriminin yaşandığına iyice inanmaya başladılar. İslam ve Müslümanlara hakaretler yağdıran ve tehditler savuran Marksistleri yere göre sığdırmıyorlar. Bunlardaki İslam kardeşliğinin yerinde yeller eserken, dinsiz de olsa, eşcinsel de olsa Kürd kardeşliği bütün değerleri aşmış görünüyor. Burada da bir ümit görünmüyor.

Bütün bu gelişmeler karşısında sorumluluk; cefa çekmiş, oyun ve entrikalara rağmen İslami duruşlarından ödün vermemiş, her ortamda Kürdlerin insani ve İslami haklarını savunan doğunun Müslümanlarının sırtındadır. Ne yapıp edip Kürdleri kazanmaları, zayıflamaya yüz tutmuş İslami damarlarını güçlendirmek için çalışmaları, Kürd gençleriyle bire bir ilgilenerek ve en verimli zamanlarını davetle geçirerek İslam’ın aydınlığına çekmek için çabalamaları gerekiyor.

İslam düşmanlığını biricik hareket tarzı haline getiren ve Müslümanları düşman görenlerin dışında bütün Kürdler ilgi alanıdır. Ne yapıp edip onlara İslam’ı anlatma, köklerine dönmelerini sağlama ve Müslümanca yaşamaya davet etmekle vazifeliyiz. Zaten her Müslüman tabii olarak davetçi olduğundan, davet sahamız akrabalarımız, komşularımız, mahallelimiz, köylümüz ve şehirlimizdir. Kürdleri zalimlerin elinden kurtarmanın ve yeniden İslami köklerine döndürmenin dışında hiçbir alternatifimiz yoktur. Bütün gayret ve çabalar bu doğrultuda olmalıdır.

“Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir. (Nisa 85)

(Hürseda Haber)