Erdoğan Neden Kaybetti

17 Haziran 2015 Çarşamba, 12:10

Allah Teâlâ kimi kullarına büyük fırsatlar verir. Birçok imkânla destekler. Bütün bunlarla kullarını imtihan eder. Hakkıyla istifade edenler, her aşamada Allah Teâlâ’nın kulluğunu gözetleyenler kazanırken, emirlerine verilen imkânları çarçur edip istek ve arzularının ardına takılanlar ise kaybederler.

Türkiye, Erdoğan’la uzunca bir zaman geçirdi. Allah Teâlâ değişik yeteneklerle donattı. Emrine birçok imkân verdi. Bütün bunlarla imtihana tabi tuttu. Kimi güzel işlere imza attı. Buna karşın hata ve yanlışları kan kaybetmesine ve yıpranmasına neden oldu. Güzel faaliyetlerini her gün kürsülerden dile getirip övündüğü için bunlardan bahsetmeye gerek görmüyorum. Ancak kan kaybetmeye sebep olan ve Müslümanlara pahalıya mal olan yanlışlarından bir kısmını zikrederek dostça uyarırken, yanlışlardan dönüp doğruya yönelmesini umuyorum.

Benimki sadece uyarıdır. Hata ve yanlıştan vazgeçildiği takdirde geri dönüşün ve yıkılışın önünün alınabileceğini, aksi takdirde gidişatın hiç de iyi olmadığını bildirmek istiyorum.

Bilinmelidir ki büyüklük Allah Teâlâ’ya mahsustur. Müslüman’a kibir yakışmaz. Allah Teâlâ hiçbir kulun kibrinden hoşlanmaz. Kibir işin içine girince salih amelleri yok edip götürür. Cumhurbaşkanında kendine güven en üst seviyede olurken bunun sınırı aştığı, kimi zaman kibir noktasına kadar geldiği görülmektedir. İşte bu, kaybın ilk adımıdır.

Müslüman idareciler her alanda Hz. Resulullah’ı örnek almak zorundadırlar. Müslüman idarecilerin hayatında lüksün yeri yoktur. Tarih içerisinde hiçbir Müslüman idarecinin bin odalı lüks saraylarda yaşadığı görülmemiştir. Cumhurbaşkanı sarayı, lüks bir mekân olup Müslüman idarecilerin oturamayacağı bir yerdir. İdarecilerin hayatına lüks girince dökülme başlar. Tayyip Bey’in bu sarayı derhal terk etmesi, mütevazı bir yerde Müslüman bir idareciye yakışır şekilde yaşaması gerekir. Bunun için Hz. Ali’nin ya da Hz. Yunus’un idarecilere yönelik nasihatlerine bakması ya da İbn–i Haldun’un Mukaddimesinde lüksün idarecilere getirdiği felaketleri okuması faydalı olacaktır.

Halkın içerisinde kimileri ekmeklerini çıkarmakta güçlük çekerken, Cumhurbaşkanın lüks içinde yaşaması, dini temsil eden Diyanet İşleri başkanına lüks bir araba tahsis etmesi, yine lüks içerisinde yaşayan bakanlarından birinin bunları;“çerez bile değil!”şeklinde savunması, Müslüman idarecilerin ahlakına ve davranışlarına aykırı bir tutumdur. O lüks arabaların ve lüks hayatın Allah nezdinde bir hesabının olduğu unutulmamalıdır. İnsanlar karınlarını doyurmakta güçlük çekerken, ülkeye sığınmış Suriyeliler aç, sefil, perişan ve çaresiz durumdayken idarecilerimizin lüks içerisinde yaşamları Allah Teâlâ’nın hoşuna gitmez.

Tayyip Beyin en büyük günahlarından biri ülkeyi yıllarca Fetullah grubuna teslim etmesiydi. Bugün “Paralel Yapı” diyerek bağıran Erdoğan’ın, yıllarca ülkeyi teslim ettiği Fetullah grubu birçok yere nüfuz edip halkın paralarını ve nesillerini heder ederken bütün bunlara imkân tanıyan Erdoğan, ülke insanına en büyük kötülüğü yaptı.

Tayyip Beyin en büyük günahlarından biri de Kürdistan’ı PKK’nin emrine vermesiydi. Tayyip Beyin iradesi doğrultusunda Kürdistan’da istediği gibi nüfuz eden PKK, Müslüman Kürd halkını tehdit ve baskıyla safına çekerken, en büyük başarısı ise Tayyip Beyi Kürd illerinden silmesiydi. Çözüm sürecinde PKK/HDP’yi tek muhatap kabul eden ve Müslüman Kürdlerin çağrılarına kulak tıkayan Erdoğan, şu anda Kürdistan’da sivil ve askeri yapılanması zirve yapmış bir PKK ile karşı karşıyadır. İnşallah sebep olduğu bu tehlikeli yapılanmadan dolayı yanlışını fark etmiş ve pişmanlık duymuştur.

Tayyip Bey, suçları kesinleştiği halde Ergenekoncuları, Balyozcuları ve KCK’lileri serbest bıraktırdı. Ancak, geçmiş yöneticilerin keyfi tutumlarından dolayı zulme uğrayıp yıllardır zindanda tutulan Müslümanların çağrılarına kulak tıkadı. Kemalist, solcu ve darbecileri bırakırken yüzlerce Müslüman’ı zindanda tutmaya devam etti. Zindandan çıkmalarına yönelik en küçük bir adım atmadı. Bu yöndeki isteklere her zaman göz yummayı tercih etti. Bütün bedeni felç olan Yahya’nın babası gibi yüzlerce Müslüman’ın haksız yere zindanı devam ederken, bir Müslüman liderin bu yöndeki duyarsızlığının her halde Allah Teâlâ nezdinde bir karşılığı olacaktır.

Tayyip Beyin diğer bir hatası, ülkedeki bütün Müslümanların kendisine biat etmesini, herkesin iradesini eline almayı tasarlamasıydı. Kendisine biat edenlere kanatlarını gererken, biat etmeyenleri her zaman dışlayıcı, ötekileştirici ve yok sayıcı davrandı. Örneğin Hüda Par camiasını her zaman görmezden gelirken yok sayıcı davranışını aralıksız sürdürdü. PKK tarafından bazı Müslümanlar şehit edilirken ülkenin Cumhurbaşkanı olduğu halde sözünü bile etme gereği duymadı. Müslümanların acısını paylaşma bir yana yok sayıcı tavrını sürdürmeyi tercih etti. Buna karşın sırtında taşıdığı ve Kürdistan’ı emrine terk ettiği PKK/HDP mitinginde bombanın patlaması üzerine Demirtaş’a telefon açtığı halde telefonuna cevap verilmediği gibi Tayyip Beye hakaretlerde bulunulması inşallah gerekli dersi almasına sebebiyet vermiştir.

Müslümanların mazlumiyetine kör ve sağır davranan bir idarecinin her davranışının Allah Teâlâ tarafından hoş görüleceği herhalde beklenmemeli.

Dış siyasette de büyük yanlışlıklar yapıldı. Emperyalist güçlerin askeri kolu NATO’ya destek verilerek bombardıman sonucunda Libya’nın harabeye çevrilmesine yardım edildi.

Suriye’de daha fazla uğraşılması durumunda kanlı savaşlara girişilmeden çözüm bulma imkânı henüz bütünüyle tükenmemişken, Arabistan ve Katar’ın gazına gelinip iki ayda iktidarı düşürme hayalleri suya düşerken koca bir ülke harabeye çevrildi. Yüz binlerce insan hayatını kaybederken milyonlarcası evlerini barklarını terk edip perişan bir şekilde sağda solda yaşam savaşı veriyor. Ve Suriye bilinmezlik girdabına doğru kanlı yolculuğunu sürdürüyor. Bunları söylerken Esed’i desteklediğim kesinlikle anlaşılmasın. Boş hayaller ve hamasi duygularla bir ülke halkının başına getirilen felaketlerde Türkiye yöneticilerinin sorumluluklarından bahsetmek istiyorum.

Yemen krizi söz konusu olduğunda Türkiye’nin arabulucu olup çarpışmaları durdurmaya çalışması gerekirken, Arabistan’ın başını çektiği koalisyona destek vermesi Yemen’i harabeye çeviren Arap diktatörlerinin zulmüne zemin hazırladı. Arabistan’ın maceraları neticesinde binlerce insan hayatını kaybederken on binlercesi yaralandı. Ve Yemen, aralıksız devam eden bombardımanlarla harabeye döndü.

Bu listeyi daha fazla uzatmak mümkün! Ancak, bu kadarla kifayet ediyorum. Buradan Tayyip Beye seslenmek istiyorum. Kazanmak istiyorsan Müslüman bir idareciye yakışır şekilde davranmak zorundasın. Allah Teâlâ’yı razı eden bir kul olmak istiyorsan idarede Hz. Resulullah’ı örnek almalısın. İslam ve Müslümanların maslahatını göz önüne almadığın zaman siyasi geleceğini yitirmeye başlayacağını bilmelisin. Düştüğün zaman sana üzülecek olanlar, bunca yanlışına rağmen etrafında dalkavukluk yapanlar değil, seni Allah için seven ve Allah için başarılı olmanı isteyenlerdir.

Etrafındakilerin tatlı ve pembe tablolarına gömüldüğün zaman kaybedersin. Kaybedince de seni yok etmek için çırpınanların akbabalar gibi saldırdıklarını göreceksin. Bugün bile aynı hınçla saldırıp yok etmeye çalıştıklarına hepimiz tanık oluyoruz. Henüz her şey bitmiş değil. Yanlıştan döndüğün ve sorumluluk sahibi Müslüman bir lider gibi davrandığın zaman İnşallah işleri toparlarsın. En azından bir kul olarak hatalardan döndüğün için Allah Teâlâ’nın rızasını kazanırsın.

“Kim Allah’a ve Resûl’e itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!”(Nisa 69)

“Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir”(Enfal 46)

Resûlullah Aleyhissalatu Vesselam buyurdular ki: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz idarenizin altında bulunanlardan sorumlusunuz. Devlet başkanı çobandır ve idaresi altında bulunanlardan sorumludur…“ (Buhari, Ahkâm 1, Müslim, İmaret 20)

(Hürseda Haber)