Ortadoğuda Haritalar Değişirken Müslümanlar Nerede?

09 Temmuz 2015 Perşembe, 23:57

Ortadoğu’ya şekil vermek ve İslami yapılanmaları etkisiz hale getirmek için çabalayan emperyalist ve siyonist güçler ve bölgenin kudretli ülkeleri İslam coğrafyasını kan gölüne çevirdiler. Baskınlar, tehditler, varil bombaları, intihar saldırıları, katliamlar, göç… Gibi kavramlar tekrarlana tekrarlana iyice sıradanlaştılar. Neticede zarar gören, ocakları tahrip edilen, aileleri dağılan, öldürülen ve acı çeken yine Müslümanlardır.

Ortadoğu’da köşe başlarını tutmuş ülke ve örgütler bir şekilde etkin olmak için çabalarken, Türkiye’deki Müslümanların bütün bu gelişmelere sessiz ve tepkisiz kalmaları, hiçbir şey yokmuş gibi davranmaları, bir kısmının bir adım öteye atarak işi hükümete havale edip işin içinden sıyrılmaya çalışması gibi garipliklerle karşı karşıyayız.

İslami yapıların çoğu birkaç yıldır iyiden iyiye iktidar partisine angaje  oldukları için, Ak Partinin tek başına iktidar olamamasının morallerini iyice bozduğu ve huzurlarını kaçırdığı görülmektedir. Yeterli güce sahipken Tayyip Bey’in herkesin yerine gerekli kararları vermesi üzerine kendilerini sorumluluktan kurtarmış görebiliyorlardı. Ancak beklenen oyu alamadıkları için başkalarıyla koalisyon mecburiyeti ortaya çıkınca, Ak Parti’nin kanatları altına sığınmış, bir şekilde hükümetle samimi bağlar geliştirmiş olan Müslümanlar ciddi sıkıntılarla karşı karşıya geldiler.

Türkiye’de İslami bir inkılâp yaşanmadığına ve rejim İslami bir renk almadığına göre, rejim içinde varlık gösteren ve uzlaşabilen bir partiye bir şekilde teslim olmaları İslami hareketin son yıllarda yaşadığı en büyük handikaplardandır. Ak Partinin tek başına iktidar olması için gerekli oyu alamamasıyla işlerin bozulması, bu durumdaki Müslümanların hiç de iyi bir seçim yapmadıklarını ortaya koymaktadır. Yıllarca hükümete bağlı hareket ettiklerinden, iktidarın elden çıkmasıyla tek başlarına ayakları üzerinde duramayacak kadar zor durumdaki bu hareketlerin ne yapacakları, bu sıkıntılı durumdan nasıl çıkacakları merak konusu.

Bugünlerde emperyalist ve Siyonist güçlerle ittifak geliştirenler daha fazla baskın ve popüler olmaya çalışıyor. Ortadoğu’nun geleceğine İslam ve Müslümanların hükmetmesinin engellenmesi hedeflenince, çok kirli ittifaklara girişerek ve İslam düşmanı güçleri destekleyerek güç sahibi yapmak için çabalıyorlar.

HDP’nin Türkiye’deki seçim başarısı, PYD’nin ABD’nin yardımlarıyla Suriye’de güç kazanması, laik ve İslam düşmanı olan bu hareketlerin güçlü hale getirilerek İslam’ın engellenmesi hedeflenmektedir. Türkiye’de ve Suriye’de İslami güçleri engelleyerek gelecekte İslam’ın Ortadoğu’yu şekillendirmesini önlemeye, böylece çıkarlarını emniyete almaya çalışıyorlar.

Ortadoğu’da İslami hareketlerin güçlenmesi Siyonist rejimin güvenliğini tehlikeye soktuğu gibi, ABD kuklası rejimlerin geleceğini de sıkıntıya düşürür. Bu, emperyalist güçlerin çıkarlarının zarar görmesi anlamına geldiğinden, ne yapıp edip İslami yapıları zayıflatmak ya da etkisiz hale getirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

PKK’nin Kürdistan’da Müslümanlara yönelmesi, bazı Müslümanları şehid etmesi bölgenin İslam’dan arındırılma çabalarının ürünüdür. Batıdaki Müslümanlar görmek ve duymak istemese de PKK, Kürdistan’da İslam’ı yok etmek ve Müslümanları etkisiz hale getirmek için var gücüyle çabalamaktadır. Son bir yıl içinde çok sayıda Müslüman’ın şehid edilmesi bu projenin ürünüdür.

Ak Parti hükümetinin bölgeyi bağışladığı PKK, burada yaşayan Müslümanlara büyük sıkıntılar çektiriyor. Bölgeyi Müslümanlardan arındırmak ve İslam’dan eser bırakmamak için her yol ve yönteme başvuruyor. Buna karşınİslam’ın nurunun söndürülmemesi için çabalayan bölge Müslümanları, bedenlerinin düşmanın kurşunlarına hedef olacağını, mal ve mülklerinin ellerinden gidebileceğini de hesaba katarak hareket ediyor, İslam ve Müslümanların izzetini korumak için çabalıyorlar. Kendini devlet gibi gören İslam düşmanı bir güce karşı direnirken, büyük sıkıntılar çekiyorlar. Tehditler, baskılar, ambargolar, evlerin ve arabaların ateşe verilmesi ve katletmeler gibi eylemlerle, bıktırmak, çaresiz hale getirmek ve İslami mücadeleden vazgeçirmek için çabalıyorlar. Bütün bu sıkıntıları yaşayan, her adımda İslam düşmanlarının kurşunlarına hedef olma durumundaki Müslümanlar, maddi ve manevi sorunlarını dile getirmekten hayâ ediyorlar. Sorun ve sıkıntılarını gündeme getirerek diğer Müslüman kardeşlerine rahatsızlık vermek istemiyorlar.

Ancak ülke Müslümanları bilmeli ki bölgede İslam’ın izzetini korumak için canlarını siper eden Müslümanların zaafa uğraması, kudretlerinin dağılması ve (Allah korusun) etkisiz hale getirilmesi bütün Müslümanların kaybı olacaktır. Duyarlı Müslümanların bunları görerek hareket etmeleri, İslam ve Müslümanların izzetini korumak için canlarını siper eden ve hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan Müslümanların yaşadıkları sıkıntı ve zorluklardan haberdar olmaları, destek sunmaları, ellerinden bir şey gelmiyorsa en azından dua etmeleri gerekir.

Bazıları hiçbir şey yokmuş gibi davransa da, Müslümanların büyük bir çaba ve gayretle hareket edecekleri önemli bir zaman birimindeyiz. Zaafları, ihmalkârlıkları, duyarsızlıkları ve görevlerini başkalarına tevdi ederek işin içinden sıyrılma çabaları, gerek ülkede gerek Ortadoğu’da telafisi mümkün olmayan gelişmelere yol açacaktır.

Bugün, safları belli etme ve imkânları harekete geçirerek İslam ve Müslümanların izzet ve onurunu koruma günüdür. İmkanları olduğu halde harekete geçirmeyenler ve çabalamayanlar yarın çok geç kalabilirler. Güneşin Batıdan doğmasının pişmanlık ve tövbeleri ortadan kaldırdığı unutulmamalıdır.

(Hürseda Haber)