Anne! Sen Çok Azizsin!

24 Ağustos 2015 Pazartesi, 13:52

Annenin anlamını bugüne kadar hiçbir kamusun, hiçbir ansiklopedinin ya da hiçbir dil ustasının gereği gibi izah ettiğine tanık olmadım. Hiçbir kalemin anneyi bütün yönleriyle tarif ettiğine rastlamadım. Kimi tarifler güzel olsa da o büyük ruhu, o büyük muhabbeti ve o büyük keremi izah etmekten her zaman yoksun kaldılar.

Annenin ne olduğunuen güzel şekliyle Hz. Resulullah izah etmektedir. Annesiz büyüyen ve anne hasretiyle yaşayan Hz. Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ın anne hakkındaki izahatları hakkın sahibine teslim edilmesi açısından önem taşımaktadır:

“Ey Allah’ın Resûlü iyi davranıp hoş sohbette bulunmama en ziyade kim hak sahibidir?” diye saran sahabeye üç kez üst üste “Annen!” diye cevap veren Allah’ın Resulü, sorunun dördüncü kez sorulması üzerine “Baban!”şeklinde cevap vermektedir.

Ashaptan biri “Ey Allah’ın Resûlü, cihada katılmak istiyorum, bu konuda sizinle istişare etmeye geldim” deyince Resûlullah Aleyhissalatu Vesselam: “Annen var mı?” diye sorar, “Evet”diye cevaplayınca, “Öyleyse ondan ayrılma, zira cennet onun ayağının altındadır” buyurur.

Hayatlarını yoğun meşguliyetlere kaptırmış olanlar ya da başka belalara müptela olanların çoğu yakınlarında olduğu halde annelerin değerini bilmezler. Bugün bir kısım insanlar için anne, “eski kafalı, bugünün dünyasının dışında, güne ayak uyduramayan, bir ayağı çukurda” şeklinde nitelendirir. Bazıları daha da ileri giderek, biraz da insaftan ve merhametten yoksun eşlerinin etkisinde kalarak annelere kötü davranır, kendilerinden uzaklaştırmaya çalışır, fırsatını bulduklarında huzur evine atar, bir daha da arkalarından gitmezler.

Ancak İslami mücadele içerisinde bulunan bir Müslüman için annenin anlamı çok daha farklıdır. Tıpkı Hz. Resulullah’ın izah ettiği gibidir anne. Onlarca yıldır zindanda bulunan Müslüman bir mahkum için annenin çok özel bir yeri vardır. Hele hele onlarca yıldır İslami mücadele gereği muhacerete çıkmış, anneleriyle görüşememiş, seslerine, gülüşlerine ve “evladım” hitabına hasret kalmış Müslümanlar için annenin anlamı çok daha başkadır. Annelerini hep dualarında ararlar. Rüyalarında yapışırlar tertemiz ellerine ve doya doya öperler kutsal kitabı öptükleri gibi.

Zindanda ya da muhacerette ömürlerini geçiren Müslümanların annelerinin yüreklerinde kaynayan kazanı sadece anneler anlar. Çünkü her anlarını acılarla ve hasretin ipeğimsi dokularıyla dokur yavrularından uzakta yaşadıkları zamanlarını. Gözleri her zaman ıslaktır onların. İsteseler de kurutamazlar. Yüreklerinden fışkıran acı gözyaşlarından billur billur dökülür. Dua okyanusunda yaşatırlar hasretlerinden acı acı yutkundukları evlatlarını. Keskin kılıçlara direnecek kadar güçlü olan zırhlarını dualarla dokurlar.

On yıl hatta yirmi yıl anneyi görememek, ellerine sarılamamak, içlerinden geldiği gibi “anne” diyememek, bir hizmetkâr gibi hizmet edememek, ayaklarının önünde paspas olamamak bir muhacir için büyük bir kederdir. Kelimelerin izahtan yoksun olduğu, yaşayarak anlaşılan ve her gün tekrar tekrar canlanan iç yakıcı bir keder…O yıpranmış ellere sarılmak için her şeylerini fedaya hazırdırlar. Ancak, bütün hesapları altüst eden zalimin zulüm kılıcı annelerin umutlarını parçalarken en hassas yerinden vurarak yaralar kavuşma beklentilerini.

Zindanın Yusufları için anne bir telefonun ucunda ya da hasta yatağında ulaşılamayan uzaktaki bir muhabbet yumağıdır. Dualarla buluşur anne ile evladı. Gecenin karanlıklarınca seccade başlarında duyarlar birbirlerinin nefeslerini.

Muhacirin telefonu da yoktur, görüşmesi de. Uzun yıllar sonra solgun yüzü ve ıslak gözleriyle bir karelik fotoğrafa kavuşmuşsa annenin gözlerinden yayılan ışık parıltısının küçük bir yansımasına ulaşmış gibi hasret gidermeye çalışır. O hep uzaklardaki sevgi ve muhabbet yumağıdır. Hep bir melektir zihinlerde ve dualarda. Her bayram sabahı evin eşiğinde oturup uzaklardaki, çok uzaklardaki evladını bekleyen gözü yaşlı bir melektir.

İslami hizmetlerden dolayı yıllardır zindanda tutulan Melle Beşir ve Melle Xelil, uzun yıllar zindanda kalan ve yıllardır muhacerette bulunan Melle Said kardeşlerimizin hasretten ve acıdan yüreği nasır bağlayan annelerinin vefatı, yaramızı bir kez daha kanatırken, İslami dava için bizzat hizmet eden ve evlatlarının bu uğurdaki mücadelelerine her zaman destek olan hepimizin annesi olan o güzel annenin vefatından dolayı kardeşlerime sabrı cemil tavsiye ederken, yıllarca acı çeken merhume annenin mekânının cennet olmasını Allah Teala’dan niyaz ederim.

Şairin dediği gibi:

Seni bir gül gibi koynumda saklıyorum

Adını kutsallarımın yanına yazdım

Yüreğimin en üst köşesine oturttum yüreğini.

Öpüyorum ellerini kutsal kitaplar gibi,

Öpüyorum rahmet yüklü dualarını anne.

(Hürseda Haber)