Ümmetin umudu Türkiye-İran işbirliği

19 Ağustos 2017 Cumartesi, 18:46

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın davetlisi olarak Ankara'ya gelen İran Genelkurmay başkanı Tümgeneral Muhammed Hüseyin Bakıri bir dizi ziyaret gerçekleşirdi. 1979 İran İslam inkılâbı sonrası Ankara'ya yapılan ilk üst düzey askeri ziyaret olmuştur. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli ile görüşen Bakıri ziyaret dönüşünde; “Terörle mücadele, bölgesel gelişmeler, istihbarat paylaşımı ve operasyonel işbirliği” yapma konularında anlaşmaya vardıklarını söyledi.

İran İslam Devriminden bu yana Türkiye İran ilişkileri hep gelgitler yaşamıştır. Askeri alandaki ilişkiler ise yok denecek kadar zayıf düzeydeydi. Bunun birçok sebebi vardı; Türkiye'nin yönünü batı'ya dönmesi, bir NATO üyesi olarak Batı savunma sisteminin içinde olması, mezhebi farklılıklar ve tarihi olaylar…

Ziyaretin zamanlaması önemli ve anlamlıdır. Şöyle ki; Türkiye AB arasındaki Gümrük Birliği anlaşmasının yenilenmesi konusunda Almanya'nın olumsuz tavrı. Onlarca uyum paketlerine rağmen Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin sil başa dönmesi. Sözde stratejik müttefiklerimiz olan ABD ve Batı Ülkelerinin PKK, FETÖ vb. yapılarla mücadele noktasında Türkiye'yi yüzüstü bırakmaları, bu yapılara silah ve lojistik destek vermeleri. Ayrıca Türkiye'nin sınır komşuları olan Irak ve Suriye'deki iç savaş, bu savaşlarda direk veya dolaylı olarak İran ve Türk ordusunun aktif rol almaları… Hasılı, bu ziyaret çok anlamlı ve devamı geldiği takdirde Ortadoğu için hayırlı sonuçlar getireceğini düşünüyorum.

Batı emperyalizminin her türlü ambargo, komplo ve darbe girişimlerine rağmen ayakları üzerine durabilen İslam ülkeleri Türkiye ve İran'dır. Bu iki ülke; siyasi, askeri, ekonomik alanlarda ciddi işbirliğine gidildiği takdirde, (AB)D ve Rusya'ya rağmen Ortadoğu'da söz sahibi olabilir ve Ümmete ağabeylik yapabilirler. Bu beraberliğin olabilmesi için de yüzlerce sebep vardır.

Stratejik olarak değerlendirdiğimizde; 560 km sınırlarının olduğu, iç savaşların olduğu ülkelerin hep komşu ülkeler olduğu, Ortadoğu'da gelişen her gelişmenin içişlerini etkilediği… İnanç olarak değerlendirdiğimizde; dinimiz bir, peygamberimiz bir, kıblemiz bir, kitabımız bir… Ekonomik olarak değerlendirildiğinde; tarım, hayvancılık ve yeraltı zenginliklerimiz konusunda ortak adım attığımızda Dünya ekonomisinde söz sahibi olabiliriz. Askeri, siyasi, eğitim ve teknolojik alanlarda da aynı şekilde düşünebiliriz.

Zikrettiğimiz konularda Türkiye-İran arasında konsensüs sağlandığında;

Ümmet tekrar izzet kazanacak ve Dünya kamuoyunda söz sahibi olacak.

Şiilik- Sünnilik fitnesini alevlendirmek için ellerini ovuşturan batı umduğunu bulamayacak.

Emperyalizmin BOP hayali suya düşecek.

Suriye başta olmak üzere Ümmetin muhtelif coğrafyalarında yanan fitne ateşi tedrici olarak sönecek.

Nihai olarak zehirli hançer gibi Ümmetin kalbine saplanan Siyonist israil'in sonu, kanayan yaramız Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın azad olmasına sebep olacak.

Yeniden diriliş, yeniden uyanış ve yeniden uhuvvetin tesisi temennisiyle…

(Doğruhaber)