Büyük Şeytan ya da ABD ile müttefik olmanın bedeli

17 Mayıs 2017 Çarşamba, 13:24

İnsi şeytan ifadesi, âlimler arasında çok tartışılmıştır. "Böylece her peygamber için ins ve cin şeytanlardan düşmanlar var ettik." (En'am Suresi 112) ayetinin tefsirinde İbn-i Abbas, Atâ, Mücâhid, Hasan ve Katâde gibi büyük muhakkikler, ayetteki ins ve cin şeytanları tabirinin, insan ve cinlerin azgın ve sapkınlarını anlattığını söylerler.

Bu âlimlere göre şeytanlar iki sınıftır. Cinnî yani cinler sınıfından olan şeytanlar, mü'min insanları kendilerine tabi kılamayınca insî yani insan türünden olan şeytanlara giderler ve bunları o mü'minler üzerine salarlar.

Bununla ilgili şu rivayeti de naklederler: Peygamber Efendimiz (sav), sahabeden Hz. Ebu Zer'e(ra), "İnsî ve cinnî şeytanların şerrinden Allah'a sığındın mı?" diye sorunca, Hz. Ebu Zer, "İnsanlardan da şeytan var mı?" ya Resulallah der. Bunun üzerine Efendimiz(sav); "Evet, hem de onlar cinnî şeytanlardan daha da şerlidirler” buyurur.( Nesâi, İsti'âze 48; İbn Hanbel, Müsned, 5/178,265)

Kaldı ki, insan türünden diye ifade edilen insi şeytan tabiri sadece yukardaki ayet ve hadis çerçevesi ile sınırlı da değildir. Mesela "Cinlerden olsun in­sanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytanın şerrinden insanların Rabbine, insanların mâlik ve hakimine sığınırım!" (Nâs Suresi, 1-6) mealindeki gibi birçok ayet-i kerimede buna örnek bulmak mümkündür.

Yine Hadis-i Şeriflerde de bunun misalleri çoktur. Ezcümle; "Sizden biriniz namaz kılarken, önünden herhangi bir kimsenin geçmesine müsaade etmesin, gücü yettiği nisbette ve en uygun şekilde ona mani olmaya çalışsın. Yine de inat edip önünüzden geçmek isterse onunla dövüşsün, çünkü o şeytan'dır." (Buhari, Bedu'l-Halk 11; Müslim, Salat 258,Ebu Davut, Salat 107; Nesei, Kıble 8; Kasame 48)

Yine bir keresinde, güvercin peşinde koşan bir adamı gören Efendimiz(sav), şöyle buyurmuştur: "Bir şeytan, diğer bir şeytanın peşine düşmüş!.." (İbni Mace, Edep 44; Ebu Davut, Edep 57)

Yine bir defasında da Hz. Huzeyfe'nin gelecekteki hadiselerden sorması üzerine, "Benden sonra bazı devlet adamları gelecek ki, benim yolumu ve benim sünnetimi takip etmeyecekler. Hatta onlardan öyleleri idareye geçecekler ki, bedenleri insan bedeni, ancak, kalpleri şeytan kalbi!.." diye cevaplamıştır. (Müslim, İmare, 52)

Bediüzzaman da Hutuvat-ı Sitte eserinde “Her bir zamanın insî bir şeytanı vardır.” dedikten sonra mealen şu ayet-i kerime ile devam eder:  "Şeytanın izini takip etmeyin." (Bakara Sûresi 168)

Dolayısıyla ister hakiki ister mecazi kullanılsın, Kabil'den Firavun ve Nemrutlara, Bizans'dan Birleşik Krallık ve ardından Birleşik Devletlere ve türevlerine kadar her zaman her yerde elindeki gücü ve makamı haklılığın dayanağı gören şahıs veya devletlerin şeytanın insi versiyonu olduğunda şüphe yoktur ki bugün ABD'ye ‘büyük şeytan' tabiri tam oturmaktadır.

Kur'an-ı Kerim'de şeytanın özellikleri açıklanırken mesela; yemin ederek yalan söylediği(A'raf 24), yaptırım gücü olmadığı(Hicr 42), gösteriş yaptığı(Nisa38), Hakkı batıl, batılı da hak gösterdiği(En'am 112), kötü bir arkadaş olduğu(A'raf 27), Kur'an'dan uzaklaşanlarla dostluk kurduğu(Zuhruf 38), insanı her yerden görüp aldatmaya çalıştığı(A'raf 27), fakirlikle korkutup, çirkinliği ve hayâsızlığı emrettiği(Bakara 268), kendisine uyanları ateşe sürüklediği(Hac 4) belirtilir.

Peki, bunların hangisi bu zamanın büyük şeytanında yoktur ki?

Vizyonu ve misyonu, kovulmuş şeytandan Allah'a sığınma üzerine kurulu bir medeniyetin, ABD ile ittifak diye bahsettiği şeyin, onun şerrinden korunma gibi dolaylı bir gayesi yoksa dünya ve ahirette felaketlerin ardı arkası kesilmeyecektir.

Türkiye ABD ilişkilerinin son yüz yıllık seyri ile ilgili maalesef okullarda yeterli ve sağlıklı bilgi verilmemektedir. Diğer can alıcı meselelerde olduğu gibi yazılı, görsel ve sosyal medyanın günü birlik yorumları üzerinden çok kısır ve yüzeysel bilgilerle, kitleler kanaat sahibi olmakta, bu ise yeni yetişen kuşakları her türlü algı kirliliğine maruz bırakmaktadır.

O zaman bi zahmet şu dosyaları raftan indirin ki, yakın tarihte ABD hatırına ne zilletlere atılmışız, ne bedeller ödemişiz. Nasıl rezil rüsvay edilmişiz herkes bilsin ve şeytanla müttefik olmak ne menem bir garabetmiş herkes öğrensin…

(Doğruhaber)