Eşinin namazı için endişelenmek

25 Eylül 2017 Pazartesi, 13:28

Bir bayan izleyicimiz kocasının namaz kılmamasından şikayet ediyor:

“Dokuz yıldır evliyiz. Üç çocuğumuz var. Beni istemeye geldiklerinde ben de, ailem de, damat adayının namaz kılıp kılmadığını sormamıştık. Herhalde ailesi ve kendisi için öyle yanlış şeylere şahit olunmamış diye kimsenin aklına gelmemişti. Evlendikten sonra sadece Cuma namazlarına gittiğini gördüm. Ne zaman, ‘namazını niye kılmıyorsun?' dediysem bana, “sen kendi işine bak, bir gün kılarız herhalde” dedi durdu. Anne babası da namazında niyazında insanlar. “Namaz sana farz olduğu halde neden kılmıyorsun?” dediğimde sinirleniyor, “haydi ezan okunuyor kalk bir abdest al, şu namazını kıl” diyerek uyarıyorum bu sefer de iyice öfkeleniyor, “başıma hoca kesildin” diyor. Ağzı da bozuk. Mesela televizyonda bir şeye kızdığı zaman, çok kötü küfürler söylüyor. Bundan çocukların etkileneceğini düşünüyorum. Namaz kılmaması beni çok huzursuz ediyor, diğer kusurlarını da buna bağlıyorum. Ne yapmam gerekir?”

Evet namaz dinin direği. Yani aile binasının, toplum yapısının, dünya ahiret saadetinin temeli, duvarı, çatısı, tavanı, demiri, çimentosu..

Kız istemeye gelen erkeğe işinden, maaşından önce sorulması gereken ilk soru namaz olmalı (idi). İlerde kılar, söylersin kılar, hatırlar kılar gibi temenniler, bu kadar önemli bir konu için son derece zayıf ve çürük kalıyor.

İlk soru diyoruz, zira Hadis-i Şerifte buyrulduğu üzere, yarın mahşerde de ilk hesap namaz içindir: “Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa, işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa, kaybeder ve zararlı çıkar.” (Tirmizî, Mevâkît 188. Ebû Dâvûd, Salât 149; Nesâî, Salât 9; İbni Mâce, İkâmet 202)

Ve namaz kılmayanın ahiretteki akıbeti ise azaptır: “Birbirlerine sorarlar. “Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?” diye uzaktan sorarlar. Onlar şöyle cevap verirler: "Biz namaz kılanlardan değildik..” (Müddessir Suresi 41- 43)

Namaz, şükrün, sabrın, genişliğin, ferahlığın, ümidin, şevkin, hatırlamanın, affetmenin, tevazunun, iffetin, izzetin kısaca insan olmanın en açık ve kolay anahtarıdır, sebebidir, aracıdır.

Hakkın rızası, hoşnutluğu, muhabbeti, yakınlığı, yardımı, mağfireti, ihsanı, ikramı da kılınan namazın huşusuyla, ihlasıyla, düzgünlüğü ile, devamlılığı ile kısaca kalitesiyle kazanılır.

Namazsız bir karakter gelişimi noksandır ve namazsız bir aile iletişimi problemlidir.

Bir kişi namazını kılmıyorsa, şeytanın her türlü fısıltısına, vesvesesine, aldatmasına, yönlendirmesine, teşvikine, tehdidine yani her türlü günah riskine ve haram tehlikesine karşı açık demektir. Adeta, evin kapısını, penceresini kapatmayarak, hırsıza davetiye çıkarmak gibidir.

Namaz kılmayan biri mutlaka, içki, kumar, faiz, zina, yalan, zulüm, gıybet gibi nice günahlara bulaşır demiyoruz ancak bunlarla arasındaki en sağlam seddi örmemiştir diyoruz. "Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkoyar."(Ankebut Suresi 45)

‘Efendim, kılanlar da şöyle şöyle yapıyorlarmış' diyenler, bilerek ya da bilmeyerek gerçekte namazın hakkını vermeyenlere değil, namaza ve namazı emredene karşı isyana kalkışıyorlar..

Şu bir hakikat ki; insana ‘sürekli kötülüğü emreden nefis'(Yusuf 53) abdesti, namazı emretmez, namaza çağıran ezana da, uyarıcıya da icabet etmez. “Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, Allah'a saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.”(Bakara 45)

                Ve bencilliğin, dünyeviliğin, zevk ve heves düşkünlüğünün had safhaya çıktığı bir ahir zamanda namaza çağırmak herkesin en öncelikli işi olmalı.. “Onların ardından, namazı umursamayan ve yalnızca kendi şehvetlerinin, dünyevî tutkularının peşine düşen bir kuşak geldi; İşte bunlar da azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.” (Meryem 59)

Burada okuyucumuz, kocasının namaz kılmamasından rahatsız olmakla ve bunu düzeltmek için gösterdiği niyet ve çabasıyla üzerindeki vebali hafifletmektedir. Ancak hangi konuda ve kim için olursa olsun ıslah, irşad, öğüt, ikaz ve hatırlatma dediğimiz şeyler; hikmetle olmalı, usulüne uygun, zaman ve şartlar, muhatabın seviyesi, içinde bulunduğu ruh hali, huyu ve anladığı dil gibi bir çok husus gözetilerek yapılmalı.

Eşinize doğrudan ‘namazını kıl' demek de her ne kadar şu anda onda bir antipatiye neden olsa da, bunu terketmeniz de doğru değildir, lakin kendi namazınızı güzelce kılmanız onu namaza yaklaştıracaktır. Maddi durumunuza bakarak birlikte bir umreye gitmeniz onu namaza çekecektir.

Dolayısıyla namazı onun dünyasında gündem edecek adımlar atmanız önemlidir. Mesela çevrenizde namazında niyazında olan kimselere ziyaretleri artırmanız, onları davet etmeniz gibi.

Allah'ı, ahireti, itaati ve kulluğu hatırlatan bir eserden seçtiğiniz bölümü ona okuyarak, ‘burada ne demek istiyor, tam anlamadım' diyebilirsiniz. Böylece daha olumlu sonuçlar alabilirsiniz. Ve tabi ki, eşinize namazı nasip etmesi için Allah'a sürekli yalvarmayı da unutmamak gerek.

Dua bekleriz.  (Doğruhaber)