Erdoğan: Avrupa PKK'ye kucak açıyor

Erdoğan: Avrupa PKK'ye kucak açıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ ve PKK'lilere Avrupa'da kol kanat gerildiğine dikkat çekerek, sığınma hakkının Suriyeli, Arakanlı, Afganistanlı, Afrikalı mazlumlardan esirgendiğini söyledi.

9. Büyükelçiler Konferansı’na katılan Büyükelçilerle öğle yemeğinde bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Darbeciler, FETÖ üyeleri, eli kanlı katiller, maalesef, kimi Avrupa ülkelerinde mağdur gibi karşılanmakta, kol kanat gerilmektedir. Sığınma hakkı, Suriyeli masumlardan, Arakanlı mazlumlardan, Afganistanlı-Afrikalı gariplerden esirgenirken, FETÖ’cü ve PKK’lı teröristlere altın tepside bunlar sunulmaktadır." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9. Büyükelçiler Konferansı’na katılan Büyükelçiler onuruna Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde yemek verdi.

Tiananmen Meydanında tankların önüne dikilenleri taltif yağmuruna boğanların, Kızılay meydanında, Şehitler Köprüsünde, Kazan’da ve daha birçok yerde yaşanan kahramanlık hikâyelerini görmezden geldiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Çıplak elleriyle tankları durduranlar, uçaklara, helikopterlere meydan okuyanlar, bu çevrelerce ademe mahkûm edilmişlerdir. Ben burada sadece empati eksikliğinden bahsetmiyorum. Çok daha vahim bir durumdan, yani kayıtsızlıktan, umursamazlıktan, hatta darbenin başarılı olmasını ummaktan bahsediyorum. Bunları da biliyoruz, kimler olduğunu da gayet biliyoruz. Maalesef aynı ikircikli tavır, darbeciler karşısında aldığımız yasal tedbirler konusunda da devam ediyor. Terör örgütleri ve onların mensupları için gösterilen hassasiyet, darbenin en büyük mağduru olan milletimizden, şehit ve gazilerimizden esirgeniyor. Gözü yaşlı çocuklar, yüreği dağlanmış analar, bir ömür gönlü buruk kalacak eşler hiçbir şekilde gündeme gelmiyor, getirilmiyor. Bizim yaşadığımız hadislerin onda birine bile maruz kalmayanların aldığı önlemler ortadayken; Anayasamıza ve uluslararası hukuka uygun olarak hayata geçirdiğimiz Olağanüstü Hâl ve diğer tedbirler, ilk günlerden itibaren bu çevreler tarafından insafsızca, acımasızca eleştiriliyor. Daha da kötüsü darbeciler, FETÖ üyeleri, eli kanlı katiller, maalesef, kimi Avrupa ülkelerinde mağdur gibi karşılanmakta, kol kanat gerilmektedir. Sığınma hakkı, Suriyeli masumlardan, Arakanlı mazlumlardan, Afganistanlı-Afrikalı gariplerden esirgenirken, FETÖ’cü ve PKK’lı teröristlere altın tepside bunlar sunulmaktadır. Bunları sizler bizzat görev yaptığı o ülkelerde çok açık ve net görüyorsunuz. Canını kurtarmak için, bir tas çorba için kapılarına gelenleri kovanlar, darbecilere ve azılı teröristlere sahip çıkmaktadır.”

“Dost demeye dilim varmıyor ama en azından müttefik bildiğimiz ülkelere yakıştıramadığımız bu tablo karşısında, elbette üzülüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda ülkemizde kara listede olup kaçan FETÖ terör örgütünün mensubu ABD’de bir üniversite rektör olarak atanabiliyor. Bu ne menem iştir. Bu nasıl bir şeydir. Avrupa değerlerinin bu şekilde hırpalanmasını, bu derece ayaklar altına alınmasını açıkçası kabullenemiyoruz. Ama bu sorunlu tabloya rağmen karamsarlığa da düşmedik, düşmüyoruz. Zira yılgınlık, bezginlik ve atalet bize kesinlikle bize yakışmaz. Mermeri delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir. Bugüne kadar haklı olduğumuz konularda doğruları söylemekten çekinmedik,  hiçbir zaman da çekinmeyeceğiz. İnatla ve ısrarla muhataplarımıza bu meseleleri anlatmayı, varsa kafa karışıklıklarını gidermeyi sürdüreceğiz.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17-25 Aralık’tan itibaren, son 3 yılda hayata geçirilen tedbirler sayesinde, FETÖ ile mücadelede belli mesafe kaydettiklerini söyledi.

15 Temmuz’dan itibaren mücadeleyi daha da yoğunlaştırdıklarına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamuda FETÖ ile irtibatlı olanların büyük bir bölümünü temizlediklerini belirterek, FETÖ'ye mali destek sağlayan kuruluşların da denetim altına alındığını belirtti.

"FETÖ’nün manipülasyonlarına karşı daima müteyakkız olacağız"

Erdoğan, "40 yıldır sinsi bir kanser hücresi gibi içimizde büyüyen, son 25 yıldır dünyayı bir ahtapot gibi saran böyle bir örgütle mücadele, muhakkak kolay değildir. Bu mücadele uzun zaman ve mesai alacaktır. Ama biz asla pes etmeyecek, rehavete kapılmayacağız. FETÖ’nün manipülasyonlarına ve süreci sulandırma çabalarına karşı daima müteyakkız olacağız. Adalet terazisine halel getirmeden, sapla samanı karıştırmadan, masumla suçluyu iyi ayırt ederek mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

"PKK sempatizanları, ASALA yandaşları ve FETÖ’cüler el ele, kol kola eylem yapıyorlardı"

FETÖ'nün, hâlen fırsat bulduğu her ülkede Türkiye aleyhine algı operasyonu yürüttüğüne dikkat çeken Erdoğan, "Ülkemize düşmanlık eden kim varsa, bu milletin hasmı hangi yapı varsa, onun eteğine yapışmaktan çekinmiyorlar. Geçen yıl yaptığımız ABD ziyaretimizde bunu çok açık ve net bir şekilde gördük. Sadece Charter Schoollardan yılda 500 milyon dolar bunlar devşiriyor. Basit bir rakam değil. Ondan sonra bu belli merkezlere, belli yerlere dağıtımı yapılıyor. PKK sempatizanları, ASALA yandaşları ve FETÖ’cüler el ele, kol kola eylem yapıyorlardı. Bu ‘terör yoldaşlığı’ 15 Temmuz sonrasında ivme kazanmıştır. Her birinizin darbe girişiminden sonra ortaya koyduğu mesainin farkındayım. Her kurumumuza sızan bu yapının Dışişlerine de sirayet ettiğini, örgütle iltisaklı şahısların temizlenmesi sonrasında Dışişleri teşkilatımızın bazı sıkıntılar yaşadığını da biliyorum. Personel sayınız azalsa dahi, mücadeleyi özveriyle yürüttüğünüz için sizlere teşekkür ediyorum.” diye belirtti.

Bugün, bir yandan FETÖ’yle cebelleşirken, diğer yandan da PKK'yle, DEAŞ’la ve DHKP-C’yle mücadele ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu örgütlerinin amacının, ülkenin inanç ve etnik köken üzerinden bir çatışmanın içine çekmek olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplumun farklı kesimlerini hedef aldıkları saldırılarla bu örgütlerin, Suriye ve Irak’taki ateşi Türkiye’ye taşımaya çalıştıklarının altını çizdi.

Birilerinin ısrarla, DEAŞ üzerinden İslam düşmanlığı yaptığını vurgulayan Erdoğan, "Ekonomik ve siyasi sorunları çözmekte başarısız olan kimi batılı siyasetçiler, adeta can simidi gibi, bu istismara sarılmış durumdadır. Bunun da etkisiyle Avrupa’da insanlarımızın ibadethanelerine, iş yerlerine, kurumlarına yönelik saldırıların arttığına şahit oluyoruz. Açık ve net söylüyorum: Bunun adı ateşle oynamaktır. Batıda yükselen ‘kültürel ırkçılık’, bu ülkelerdeki Müslüman azınlığın güvenliği hususunda endişelerimizi ciddi olarak arttırmaktadır.” dedi.

“Suriye’de, barışın sağlanması noktasında umut belirdi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016 yılının dış politika açısından da çok yoğun bir yıl olduğunu belirtti. Sağlanan dış yardımlarla, dünyada millî gelirine oranla, en çok insani yardımda bulunan ülkenin Türkiye olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın en büyük mülteci nüfusuna, 3 milyon mazluma kapılarımızı açtık, ekmeğimizi, aşımızı, işimizi onlarla paylaştık. Suriye’de akan kanın durdurulması için biz seferber olduk. Dünya yaşanan acıyı sadece seyrederken, biz diplomasimizi, barışın, istikrarın ve insani değerlerin hizmetine sunduk. Biz Akdeniz’in kıyıların da Aylan bebeğin sadece orada kıyıya vurmuş cesedini kucaklamış gelen jandarmanın resmiyle ağlama fotoğrafları çektirmedik. Ümran bebekle buna benzer şeyler yapmadık. Tam aksine biz onlara nasıl elimizi uzatırız, onlarla bu acıyı nasıl paylaşabiliriz, bunun derdiyle dertlendik. Son olarak, 45 bin Suriyeli kardeşimizin Halep’ten çıkarılması için geceli-gündüzlü bir diplomasi yürüttük. 2017 yılında siyasi çözüm sürecinin önünün açılabilmesi umuduyla, tarihi adımlar attık. Rusya ve İran’la Moskova’da düzenlediğimiz toplantı ve diğer görüşmelerle Astana sürecinin zeminini hazırladık. Şu an devam eden ateşkes kırılgan olmasına ve pek çok ihlalle karşılaşılmasına rağmen, çok önemli bir fırsat penceresidir. Uzun bir dönemden sonra, Suriye’de siyasi süreç aracılığıyla barışın sağlanması noktasında bir umut belirmiştir. Bunun heba edilmemesi için çalışmaya devam edeceğiz. 15 Temmuz hain darbe girişiminden yaklaşık 40 gün sonra Fırat Kalkanı harekâtını başlatarak DEAŞ terör örgütünü sınırlarımızdan attık. Şüphesiz şehit haberleri hepimizin yüreğini dağlıyor, ama operasyonlarımız DEAŞ’a tarihinin en büyük zayiatını verdiriyor.” ifadelerini kullandı.

“DEAŞ VE PKK’nın, Irak’tan atılması için ortak çabalarımız devam edecek”

“DEAŞ’a karşı kurulan uluslararası koalisyonunun bu süreçteki ataleti ise gerçekten ibretliktir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Son dönemde DEAŞ ile mücadele konusunda maalesef müttefiklerimizin ve koalisyon ortaklarının sınıfta kaldıklarını ifade etmek istiyorum. Güney sınırımız boyunca bir terör koridorunun veya terör örgütlerinin yuvalandığı kurtarılmış bölgelerin oluşmasına asla izin vermeyeceğiz. Millî güvenliğimizi ilgilendiren konularda masada ve sahada olmaya kesinlikle devam edeceğiz. Öte yandan Irak’taki gelişmelere de kayıtsız kalmadık, kalmıyoruz ve kalmayacağız. Irak’ın, DEAŞ terör örgütüne karşı yürüttüğü askerî mücadeleyi desteklerken, Musul, Telafer ve Sincar konusundaki kaygılarımızı gidermek için her türlü askerî ve diplomatik tedbiri aldık. Irak Hükûmeti ile bu süreçte, zor, ancak samimi bir diyaloğu da başlattık. Geçtiğimiz günlerde Sayın İbadi ile yaptığım telefon görüşmesi, akabinde Sayın Başbakanımızın Bağdat ve Erbil ziyaretleri, yol haritasının belirlenmesi açısından güzel bir başlangıç oldu. Irak’tan DEAŞ ve PKK gibi terör örgütlerinin sökülüp atılması için ortak çabalarımız devam edecektir."

ABD ile ilişkilerin ziyadesiyle hassas bir dönemden geçtiğini belirten Erdoğan, "Terörle mücadele karşılaştığımız sıkıntılar, Obama yönetiminin son yıllarda ortaya koyduğu bazı tercihlerle birleşmiş ve hem kamuoyumuzda, hem siyasette tartışma konusu hâline gelmiştir.  DEAŞ, FETÖ ve bölücü örgütlerden gelen tehditlere karşı müttefikimiz ABD’yi, kararlı, güçlü ve tereddütsüz bir biçimde yanımızda görmek istiyoruz. Yeni Başkan Trump’ın 20 Ocak’ta görevi almasıyla, birlikte karşılıklı diyalogu hızlandıracağımıza inanıyorum. Bilhassa bölgesel konularda Sayın Trump ile anlayış birliğine vararak, kısa zamanda mesafe kaydedeceğimize inanıyorum." diye konuştu. (İLKHA)