Adil Düzen’siz yeni bir medeniyet olabilir mi?

04 Kasım 2018 Pazar, 10:54

“İslâm Medeniyetinin Geleceği” konulu bir çalıştay, Mardin Artuklu Üniversitesi’nde, 4-6 Ekim 2018 tarihinde, İslâm âleminin muhtelif yerlerinden ilim erbabının katılımı ile yapıldı. “İslâm Medeniyetinin Geleceği” yani sadece isim bile bizim için önemli…

Neden?

Yirmi yıl yani 987 haftadan beri “ADİL DÜZEN” isimli haftalık bir dergi hazırlıyor ve hemen bu ismin altında “Adil Düzen üçüncü binyıl medeniyet projesidir” ifadesi varsa, elbette “İslâm Medeniyetinin Geleceği” ile ilgili her çalışma dikkatinizi çeker…

“İslâm Medeniyetinin Geleceği” çalıştayından, önce Hayrettin Karaman’ın 28 Ekim’de yayımlanan aynı isimdeki makalesinden haberdar oldum…

Sonra, daha önceki “Adil Düzen, Siyasal İslam ve Sinan Eskicioğlu…” başlıklı yazımda sözünü ettiğim Sinan Eskicioğlu, “Korumacı ve baskıcı zihniyetle (ve Adil Düzen’siz) medeniyet oluşur mu?” başlığı altında, Ocak Medya’da aynı çalıştaydan söz eden bir yazı yazdı. Parantez içindeki ifade bana aittir.

İlk yazar, çalıştayın sonuç bildirisinin birkaç maddesi üzerine düşüncelerini ifade etmiş. Biz sadece bir madde üzerinde duralım: “İslâm medeniyeti; uzun bir dönemden beri bilim ve teknoloji alanında belirli bir durağanlığa girmiş olmakla birlikte; onun kültürel, bilimsel, sanatsal ve diğer alanlarda insanlığa getirdiği değerler göz önüne alındığında, gelecek için umut verici bir imkâna sahip olduğu görülmektedir.” / İslâm medeniyeti yalnızca bilim ve teknolojide mi durağanlaştı? / Öyle düşünüyorum ki, asıl durağanlaşan bu medeniyetin insanının birliği, dayanışması, medeniyet anlayışı, bilinci, direnci, kendine güveni ve tahkik yerine taklit alışkanlığıdır. / Evet, geçmişte yapılanlara bakılınca “gelecek için umut verici bir imkâna sahip olduğu görülmektedir”, bu imkânın fiil haline gelebilmesi için bugün mevcut insanımızın o medeniyeti kuran insanların iman, şuur, çalışkanlık, ahlâk, ilim zihniyeti, hikmet gibi değerlerine sahip olmaları gerekiyor. Bildiride de ifade edildiği gibi “İlâhî kaynaklı Peygamber öğretilerinin temel alındığı ve beşer aklının yoğurup şekillendirdiği İslâm medeniyetini” İslâm insanı gerçekleştirmiştir. / “Medeniyet mi insanını insan mı medeniyetini yapar” sorusu sorulabilir, ama bizim bugün yapabileceğimiz şey çaresini bulup İslâm insanını yetiştirmektir. Üniversitelerimiz ile sivil toplumun kurduğu vakıflar ve yürüttüğü faaliyetler birlikte hareket ederek bu amaca yönelmelidirler. Unutmayalım ki, İslâm insanının başı yücelerde, ayakları ise yaşadığı dünyanın üzerinde olacaktır. Bu insan dinini, tarihini, medeniyetini tahkik yoluyla öğrenecek, yaşadığı zamanın ruhunu ve şartlarını da doğru bilecektir.”

İkinci yazarımız yani Sinan Eskicioğlu’nun dediklerine sadece bir kısmına geçelim...

“Çalıştayın konusu ‘İslam Medeniyetinin Geleceği’. / Büyük medeniyetler arasına girmeyi başaran İslam medeniyetinin geldiği nokta ve içinde bulunduğu durum ele alınmış. / Güzel bir çalışma olmuştur kanaatindeyim. / Ancak medeniyetin oluşması ve zenginleşmesi nasıl olur sorusu bana göre çok daha önemli. / İslam medeniyeti diye bir medeniyetten bahsedebiliyorsak eğer, bunun nasıl oluştuğu çok önemli. / O medeniyeti oluşturan zihin yapısı, hayata bakış, din anlayışı, söylem ve eylem birliği… / İslam medeniyeti oluşurken en temel konu bana göre ilim, bilimsel çalışmalar ve özgürlük ortamının kurulmasıdır... / Bugün korumacı ve baskıcı bir anlayış ve davranış tarzı bütün İslam dünyasında hâkim durumdadır. / Müslümanların din anlayışlarını koruma adına (güya iyi iş yapıyormuş ve sevap kazanıyormuşcasına) ilmi gelişmelere ve değişen dünyaya zıt bir düşünce tarzı ve ruh hali vardır. / Buradaki sorun kendine güvensizliktir. / İslam’ın prensiplerine, hayatın işleyişindeki uyumuna güven olmadığı için ilmi çalışmalardan bir kaçış hali bütün Müslüman toplumlarının ortak davranış tarzı haline gelmiştir. / Kapalı, ötekine düşman, bilime ters giden, dini (haşa Yaratıcı Rabb koruyamayacakmış gibi) koruma ve muhafaza etme halinde olan insanlar ve toplumlar nasıl medeniyet dediğimiz çok fonksiyonlu bir yapıya katkı sağlayabilirler ki?..”

Ve’l-hâsıl-ı kelam; Adil Düzen’siz yeni bir medeniyet olabilir mi?

Bizce olamaz. (Milli Gazete)