'Arakanlı Müslümanlar için ne gerekiyorsa yapılmalı'

'Arakanlı Müslümanlar için ne gerekiyorsa yapılmalı'

Arakanlı Müslümanların, Myanmar ordusu ve Budist çeteler tarafından katledilmelerine tepki gösteren Gaziantepliler, bu vahşete karşı Müslümanların birlik olmaları gerektiğini belirttiler.

Myanmar (Burma) askerleri ve Budist çetelerin barbarca saldırılarına maruz kalan Arakan (Rohingya) Müslümanlarının acıları dinmiyor. Gaziantep halkı, Arakan'da Müslümanlara uygulanan vahşet ile Yetim Öksüz ve Kimsesiz Çocuklarla Yardımlaşma Dayanışma ve Eğitim Vakfının (Yetimler Vakfı) bu husustaki çalışmalarıyla ilgili görüşlerini paylaştı.

Yaşanan vahşete tepki gösteren vatandaşlar, yüz binlerce Müslüman'ın katledilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylediler.

Dünyanın her yerinde Müslümanların zulüm ve katliamlara maruz kaldığını belirten Beşir Yıldırım, "Evet, maalesef Arakan'da yaşanan bu zulümden haberimiz var. Gerek sosyal medyanın aracılığıyla gerek bu konuda haber yapan İslami medya aracılığıyla Arakan'ın içinde olduğu durumdan haberimiz var. Biz Arakan'da büyük bir vahşetin olduğunu görüyoruz. İzlediğimiz videolar gerçekten insanın kanını donduruyor. Bundan dolayı çok muzdarip oluyoruz ve üzülüyoruz. Gerçekten dünya genelinde, İslam coğrafyalarında Müslümanların yaşamış olduğu zulme şahit olduğumuz zaman içimiz kan ağlıyor. Bununla ilgili Müslümanların harekete geçmemesi bizi üzüyor. Bu Müslümanlar ile ilgili yetkililerin çalışmalar yapmalarını istiyoruz." dedi.

"Arakan'daki katliamı her gördüğümüzde yüreğimiz yanıyor"

Myanmar ordusu ve Budist çetelere tepki gösteren Özkan Bozkurt, "Arakan'daki katliamı her gördüğümüzde bizim içimiz acıyor, yüreğimiz yanıyor. Oradaki kardeşlerimizin bu şekilde zulüm görmesi bizi çok derinden üzüyor ve yüreğimiz paramparça oluyor. Arakan'a yardım için bir şey yapılması gerekiyor. Bu yardım güç ise güç ile yapılmalıdır. Ne gerekiyorsa o Müslümanlar için bir şeyler yapılması gerekiyor. Oradaki insanların zulüm görmesi ve bedenlerinin paramparça edilmesi Müslüman'dan ziyade insanlığa bile yakışmıyor. İnsan insana bu zulmü yapmaz. Bunlar bütün Müslümanlara zulüm yapıyorlar. Elimizden ne geliyorsa sonuna kadar yapmamız lazım. Bu, gerek yardım olur gerek silah ve askeri güç olur. Yani Müslüman'ın, elinin yettiği her yere gitmesi gerekiyor. Biz Müslümanlar olarak çok duyarsızız. Bu iş sadece Türkiye ile olacak bir iş değildir. Bütün Müslümanların bu konuda duyarlı olması gerekiyor. Bugün dünyada bir milyarın üzerinde Müslüman var. Bu sadece birkaç ülkeyle olacak iş değil. Bütün Müslümanların bu konuda daha çok duyarlı olması gerekir." ifadelerini kullandı.

"Müslüman liderlerin Arakanlı Müslümanlar için neler yapılabileceğini istişare etmeleri gerekir"

Arakanlı Müslümanlar için yardım toplayan Yetimler Vakfı yetkililerini tebrik eden Mehmet Karakuş, şunları söyledi: "Biz Arakan'da yaşananları genelde medya üzerinden duyuyoruz, görüyoruz. Bu haberleri de genelde duyarlı İslami medyadan izliyoruz. Bazı medyalar maalesef Arakan'da yaşananları görmüyor. Gündem olmuyor. Bu konuda duyarlı olan medyalardan Allah razı olsun. Arakan'da büyük bir ırkçılık mevcut. Bu zulme ise Müslümanların korkaklığından yola çıkarak başvuruyorlar. Arakan'da Müslümanlar yalnızlar, silahsızlar ve bir şey yok, kuvvetleri yoktur. Müslüman liderlerin bir araya gelip, Arakanlı Müslümanlar için neler yapılabileceğini istişare etmeleri ve bu Müslümanlara yardımcı olmaları gerekir."

"Arakanlılar dağlardan kaçıp, bataklıklara düşüyorlar"

Arakan'da Müslümanların büyük bir zülüm altında olduğunu anlatan Hasan Pektaş, "Arakan'daki Müslümanlar çok zorluk çekiyorlar. O zalimler bir yarışa girmişler. Bu Müslümanlara zulmediyorlar ve insanlar oradan kaçmak için çok zorluk çekiyorlar. Dağlardan kaçıyorlar ve bataklıklara düşüyorlar. Her şeylerini terk edip sadece canlarını kurtarma derdine düşmüşler. Sığınacak, başlarını koyacak bir yer arıyorlar. Türkiye ve diğer İslam ülkeleri olsun bütün herkesin bu Müslümanlara yardım etmesi lazım." şeklinde konuştu.

"Müslümanların durumu bizi üzüyor"

"Arakan'da yaşananlar Müslümanların zafiyetindendir. Biz Müslümanların bilgisiz olması, Kur'an'dan ve dinden uzak olmasından dolayıdır." diyen Ali Kurt, "Arakan'da Budistlerin katliamlar yaptığını biliyoruz. Basından gördüğümüz kadarıyla orada Müslümanlara zulmediliyor. Biz bu zulmü de ancak İslami medyada görebiliyoruz. Allah, peygamberlerine, kendisine inananlara yardım eder. Bizler de eğer bir gün bu vasıfta olur, gerçekten inanıp dinimizi yaşarsak Allah bizlere yardım eder. Ama maalesef toplum olarak bu bilinçte değiliz. İslam âlemine baktığımız zaman Müslümanların içinde olduğu durum bizi üzüyor." dedi.

"Kimse 'Ben bir şey yapamam' demesin"

Yetimler Vakfının Arakan için başlatmış olduğu yardım kampanyasını duyduklarını belirten Ali Özcan, bu konuda herkesin duyarlı olup, bu kampanyaya destek vermesi gerektiğini vurguladı. Özcan, şu ifadeleri kullandı: "Arakan'da yaşananları sadece duyarlı İslami medya gündeme getirdiğinden dolayı haberimiz var. Orada Müslümanlar zülüm ve vahşet görüyor. Arakan'da Müslümanlara yönelik büyük bir saldırı ve zulüm var. Müslüman zulmetmez, zulmedene de rıza göstermez. Bizim bu kardeşlerimize karşı yapılan bu zulmü gündem yapmamız gerekir. Gerek medyasıyla gerek sivil toplum kuruluşlarıyla gündem yapıp, bu zulmü dile getirmeliyiz. Kimse, 'Ben bir şey yapamam.' demesin. Herkes o Müslüman kardeşlerimiz için bir şeyler yapabilir. Kimi maddi, kimi manevi, kimi dua ederek… Yani herkes bir şekilde bu yardımı yapabilir."

İslami camiaların ve âlimlerin bu konuda daha duyarlı olmaları gerektiğini dile getiren Abdülkerim Yıldırım, "Mutlaka bir araya gelmelerini, Suriye'de, Arakanda, Filistin'de ve dünyanın diğer coğrafyalarında yapılan zulme bir çare bulmalarını istiyoruz. Biz Müslümanların birlik olması lazım. Bunu da ancak İslam âlimleri ve İslami camialar yapar." şeklinde konuştu.

Söz konusu zulümlere karşı Müslümanların birlik ve beraberlik içinde hareket etmelerinin önemine değinen Yahya Özcan, İbrahim Yıldırım ve Mehmet Oğuz ise İslam ülkelerinin Arakanlılara yönelik zulme sessiz kalmalarının kendilerini çok üzdüğünü söylediler. (İbrahim Koçyiğit - İLKHA)