'Suriye'den ibret alınmalı çatışmalar derhâl sonlandırılmalıdır'

'Suriye'den ibret alınmalı çatışmalar derhâl sonlandırılmalıdır'

Irak'ın Kerkük şehrinde yaşanan gelişmeleri değerlendiren HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, sorunların müzakere ile çözülmesi çağrısında bulundu ve Suriye'den ibret alınarak çatışmaların derhâl sonlandırılması gerektiğini belirtti.

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Irak'ın Kerkük şehrinde yaşanan gelişmeleri İLKHA'ya değerlendirdi. Bölgede sorunların olduğunu ve bunları çözmenin tek yolunun diyalog olduğunu belirten Yapıcıoğlu, Suriye'den ibret alınarak çatışmaların derhâl sonlandırılması gerektiğini vurguladı.

Çatışmanın emperyalistlerden başka kimseye fayda sağlamayacağına dikkat çeken Yapıcıoğlu, Türkiye'nin taraf olarak konumlanmayıp, taraflar arasında arabuluculuk yapma rolünü değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

Kerkük'ün nereye bağlanacağıyla ilgili 2007 yılında yapılması planlanan referandumun gerçekleştirilmemesinin, sorunun temelinde yatan en büyük neden olduğunu anlatan Yapıcıoğlu, "Kerkük'ün hem etnik ve mezhebi yapısı hem de Irak anayasasına göre durumu şüphesiz diğer bölgelerden farklılık arz ediyor. Zira Kerkük'te hem Türkmenler hem Araplar hem de Kürtler var. Nüfusun yarıdan fazlası Kürt. Belki bir dönem Türkmenlerin sayısının daha fazla olduğu yönünde Türkiye'nin tezlerini de hatırlamakta fayda var. Irak anayasasına göre Kerkük ve benzeri statüsü tartışmalı bazı yerler vardı. 2005 tarihli Irak anayasasında bunların statüsü tam olarak belirlenmemişti. 2007 sonunda bir referandum ile bu statüsü tartışmalı yerlerin merkezi Bağdat hükümetine veya Irak Kürdistan Bölgesi'ne mi bağlanacağı oralarda yapılacak referandum ile halka sorulacaktı. Fakat o referandum gerçekleşmedi. Belki de bugün yaşanan sorunların temelinde de o referandumun bugüne kadar yapılmamış olması önemli bir rol oynuyor diye düşünüyorum." dedi.

"Kerkük'ün kendisine has bir statüsü var"

Kerkük’ün özel bir statüsünün olduğuna değinen Yapıcıoğlu, "Kerkük ne merkezi yönetimde ne de Erbil yönetiminde değil. Kerkük'ün kendisine has bir statüsü var şu anda. Dediğim gibi, 2007 yılında burada yapılacak bir referandum ile Kerkük halkı nereye bağlanmak istediğine kendisi karar verecekti. Şu anda Kerkük'te bir il meclisi var, Kerkük'ün başında bir vali var. Gerçi merkezi hükümet onu azlettiğini açıkladı ama o da bu kararı tanımadığını, bunun anayasaya aykırı olduğunu ve görevinin başında olduğunu söyledi. Neticede 25 Eylül'de yapılan referandumda Erbil hükümeti, referandumun burayı da kapsayacağını, yani Kerkük'le beraber statüsü tartışmalı Diyala ve Musul'un bazı ilçeleri, referandum orada da yapılınca orada da sandıklar kurulup, 'Siz Kürdistan bağımsızlığı için ne düşünüyorsunuz?' diye orada oturan vatandaşlara sorulunca belki sorun biraz daha büyümüş oldu. Kerkük yönetiminin kime ait olacağı, oradaki egemenliğin kim tarafından kullanılacağı konusunda tartışmalar büyüdü. Sonuçta 3-4 gün önce Bağdat hükümeti Erbil hükümetine ve Kerkük'te bulunan peşmergeye 2 gün süre verdiğini açıkladı. Dün gece o açıklamadan sonra 3 gün doldu. Nihayetinde çatışmalar başladı." ifadelerini kullandı.

"Hiçbir sorunu silahla veya çatışmayla çözemezsiniz"

Sorunların silahla veya çatışmayla çözülemeyeceği uyarısında bulunan Yapıcıoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Biz referandum kararının alındığı haziran ayından bu yana mütemadiyen şunu söyledik: Bölgede sorunlar var ama bu sorunları çözmenin bir tek yolu var, o yol da diyalog yoludur. Müzakere ile bu sorunların aşılması gerekir. Evet, Irak anayasasına göre, özellikle 140'ıncı maddeye göre, Kerkük'teki referandumun yapılmamış olmasının herkesin kendine göre ileri sürdüğü bazı gerekçeleri var ama neticede ortada bir anlaşma var. Nedir bu anlaşma? Irak anayasası. Tarafların hepsi yani hem Türkmenler hem Kürtler hem Araplar oturup birlikte bu anayasayı yaptılar. Bu anayasa aslında hepsini bağlıyor. Uzun bir süredir bu anayasa çiğneniyor. Bu anayasanın çiğnenmesi sadece referandum ile olmadı, bu anayasasın çiğnenmesi Kerkük'teki referandumun ertelenmesi ile oldu, o referandumun yapılmamasıyla oldu. Bazı başka hususlarda da anayasa çiğnendi. Kanaatime göre, şu anda en azından yani Irak anayasasının kime ne hak tanıdığı, kimlerin hangi yetkileri kullanacağı hususunda ufak tefek bazı tartışmalar olsa da en azından o anayasanın yorumuyla ilgili olarak taraflar arasında ciddi bir tartışma yok. Bu nedenle yeni bir zemin bulununcaya kadar şu andaki mevcut anayasaya bütün tarafların uyması konusunda bir çağrı yapılabilir. Biz HÜDA PAR olarak bu çağrıyı yapıyoruz. 'Hiçbir sorunu silahla veya çatışmayla, barışçı olmayan yöntemlerle çözemezsiniz. Bu, sorunları belki daha fazla derinleştirir.' diyoruz. Orada yaşayan kavimlerden hiçbirinin faydasını istemeyen ve hiçbirine dost olmayan, sadece kendi menfaatlerini düşünen emperyalistlerden başka hiç kimsenin bundan faydası olmayacağı gün gibi aşikâr. Suriye'den ibret alınmalı ve çatışmalar derhâl sonlandırılmalıdır."

"Emperyalistlerin bu tuzaklarına karşı herkesin dikkatli olması lazım"

Suriye'de oynanan oyunların Kerkük'te de oynanmak istendiğini belirten Yapıcıoğlu, "Çok fazla detaya girmeden şunu hatırlatmak istiyorum: Suriye'de karışıklıklar başladıktan bir müddet sonra Türkiye'nin farklı şehirlerinde 'Suriye'nin dostları' adı altında Batılı güçler toplantılar yaptılar. Nerede şimdi o Suriye'nin dostları? Şu anda Batıdan emperyalistler oraya gelip, şu veya bu gruba, şu veya bu kesime 'Biz sizin arkanızdayız, biz size destek vereceğiz, siz kendi tezlerinizde sonuna kadar haklısınız.' derlerse hiç kimse onların ipiyle kuyuya inmesin. Çünkü işler sarpa sardığında onlar oradan kaybolup gideceklerdir. Çünkü onların istediği şey aslında kendi silah fabrikalarındaki o üretim bandının durmamasıdır. Durmadan silah üretmek ve orada yaşayan insanlara satmak istiyorlar. Karşılığında da onların yer altı ve yer üstü zenginliklerini alıp götürmek istiyorlar. Bu, işin sadece ticari yönü… Belki de orada on yıllar hatta yüzyıllar boyunca temizlenemeyecek nitelikte bir fitne tohumu ekmek istiyorlar. Bu emperyalistlerin bu tuzaklarına karşı herkesin dikkatli olması lazım." ifadelerini kullandı.

"Müslümanların kendi arasında çatışması, emperyalistlerin burada daha fazla çöreklenmesine sebebiyet verecektir"

"Burada yaşayan kavimler; Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Türkmen'iyle, diğer unsurlarıyla kahir ekseriyeti ile Müslümandır. Irak anayasasında İslam'a aykırı hiçbir kanunun çıkarılamayacağı, icraatların buna uygun olacağı yazılıdır. Türkiye İslam ülkesidir, diğer komşularının tamamı İslam ülkeleridir. O zaman yapılması gereken şey bellidir." diyen Yapıcıoğlu, şu uyarılarda bulundu:

"Eğer biz, Allah Teâlâ'nın koymuş olduğu ölçülere göre davranırsak ve eğer herkes kendi hakkına razı olur, o ölçülere göre kardeşinin hakkını tanırsa hiçbir problem kalmayacaktır. Ben Hücurat süresinin 9'uncu ayetini bütün Müslümanlara ve İslam ülkelerine hatırlatıyorum. 'Müminlerden iki topluluk karşı karşıya geldiğinde onların arasını düzeltin, onların arasını ıslah edin.' diye Allah Teâlâ emrediyor. Barış hayırlı olandır. Müslümanların kendi arasında çatışması Müslümanlara fayda getirmeyecektir, emperyalistlerin daha fazla gelip burada çöreklenmesine sebebiyet verecektir. Emperyalistler bu gerginliğin daha da tırmanmasını ve fiili bir çatışmaya dönüşmesini, Suriye'deki gibi bir iç karışıklığın, iç savaşın olmasını can-ı gönülden istiyorlar. Kim ki bu gerginliği tırmandıracak bir dil ve üslup kullanır, bu ateşe benzin dökerse farkında olsun veya olmasın emperyalistlerin bu amacına hizmet etmiştir."

"Emperyalistlerin arabuluculuğu orayı daha fazla kızıştıracaktır"

Türkiye Dışişleri Bakanlığının, Irak Merkezi Hükümetinin operasyonları için destek açıklamasını da değerlendiren Yapıcıoğlu, "Yani aslında Türkiye taraflar arasında arabulucu olabilecek bir role sahiptir. Bence bu şansını heba etmemelidir. Eğer taraf olarak konumlanırsa böyle bir şansı belki kalmayacaktır, arabuluculuğu başkalarına bırakacaklardır. Eğer arabuluculuğu emperyalistler yapacaksa onların arabuluculuğu arayı daha fazla kızıştırmak olur." şeklinde konuştu. (M. Hüseyin Temel - İLKHA)