'Çocuklarımızın psikolojilerini bozarak karartmayalım'

'Çocuklarımızın psikolojilerini bozarak karartmayalım'

Eğitim politikalarının uzun vadeli olmasının önemine değinen eğitimciler, çocukların psikolojilerini bozarak geleceklerinin karartılmaması gerektiğini belirtiyor.

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Diyarbakır 2 No'lu Üniversite Şube Başkanı Yüksel Gümüş, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sisteminin (TEOG) yerine getirilen sistemle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Eğitim politikalarıyla geleceğin inşa edildiğini belirten Gümüş, bu politikaların uzun vadeli olmasının son derece önemli olduğunu söyledi.

Gümüş, "Öncelikle eğitim politikalarının uzun vadeli politikaları olması ve hükümetlere veya bakanlıklara göre herhangi bir planlama dâhilinde olmaması lazım. Uzun vadeli eğitim politikaları ülkenin geleceğini belirleyen politikalardır. Siz bu eğitim politikalarıyla bir nesil yetiştiriyorsunuz, bir kültür oluşturmaya çalışıyorsunuz ve bir anlamda bununla geleceğinizi inşa ediyorsunuz. Dolayısıyla kısa vadeli değişiklikler hem uzun vadeli planların bozulmasına hem de istenen anlamda bir neslin ortaya çıkmasına engel olur. Dolayısıyla her bakan, her hükümet döneminde eğitim politikalarının değiştirilmesi doğru bir anlayış değil." dedi.

"Sistem güzel ancak bazı aksaklıkları var"

Adrese dayalı sistem olmasından dolayı yeni sistemin eskisine göre daha iyi olduğunu dile getiren Gümüş, şunları söyledi:

"Bu yeni sitem, eksiklikleriyle birlikte eskisine göre daha iyi görünüyor. Sebebi şu: Adrese dayalı sistem olarak tanımlanıyor. Daha doğrusu evine yakın okul, öğrencinin okulu olmuş olacak. Bu bir servis olayını ortadan kaldırmış olacak. Öğrenci kendi muhiti dışında herhangi bir muhite gidemediği, mahallesini, okulunu bildiği için 'En iyi okul aslında eve yakın olan okuldur' mantığıyla bu mantık bunda işlenmiş ve bu yönüyle de güzeldir. Ancak bazı aksaklıkları var. Bu yeni sitemde sadece öğrencilerin yüzde 8'i veya 10'u sınav sistemiyle alınıyor. Bu öğrencilerin nasıl alınacağı ile ilgili çok belirgin bir şey yok. Yüzde 8, yüzde 10 deniliyor. Ortaöğretim başarı puanından bahsediliyor ama nihai olarak haziranın ilk haftasında bir sınavın yapılmasından bahsediliyor ve mevcut 8'inci sınıftaki öğrenciler 6, 7 ve 8'inci sınıf müfredatından sorumlu tutuluyorlar. Bu durum, bu sene sınava girecek olan öğrenciler aleyhinedir. Çünkü bu öğrencilerimiz 6 ve 7'nci sınıf derslerine yeniden dönmek zorunda kalacaklar. 8'inci sınıf müfredatı daha bitmiş değil. 8, 7 ve 6'ncı sınıf konularının sorulmuş olması bu sitemin dezavantajlarıdır."

"Adrese dayalı sistemle yerleşen öğrencilerimiz veya okullarımız niteliksizmiş gibi algı oluşuyor"

Yeni sınav sisteminin isminin doğru olmadığını düşündüğünü ifade eden Gümüş, "Nitelikli sınav ismini koydular. Bu nitelikli ifadesinin doğru olmadığını düşünüyorum. Bunun adı seçici sınav olabilir. Çünkü nitelikli dediğinizde adrese dayalı sistemle yerleşen öğrencilerimiz veya okullarımız sanki niteliksizmiş gibi bir algı oluşuyor." şeklinde konuştu.

"Okul türlerinin çoğaltılmasını talep ediyoruz"

Okul türlerinin artırılması gerektiğine değinen Gümüş, "Şu an fen liseleri, sosyal bilimler liselerinden bahsediliyor. Bu sistemin gördüğümüz kadarıyla aksayan yönlerinden biri de bu. Yani seçici sitemle öğrenci aldığınızda sadece fen liselerine veya sosyal bilimler liselerine değil, imam hatip liselerine, bazı anadolu liselerine, meslek liselerine öğrenciyi sınavla almanız gerekiyor. Çünkü her türden seçici okul seçmeniz gerekiyor. Sadece fen lisesi veya sosyal bilimler lisesi değil, imam hatip lisesi, meslek lisesi ve diğer türleri de bu işin içine dâhil etmek lazım. O zaman ancak öğrenci sınavla da girmek istese istediği türden bir okula yerleşmiş olabilir. Bizim talebimiz, okul türlerinin çoğaltılması, sadece fen liseleri ve sosyal bilimler liseleri değil, diğer okul türlerinin de artırılması yönündedir." ifadelerini kullandı.

"Eğitim bölgesi oluşturuluyor. O eğitim bölgesi için de imam hatip lisesi, meslek lisesi ve anadolu lisesi gibi 5 tane tür olabilecek tercih sunulabiliyor." diyen Gümüş, "Öğrencilerimiz bu 5 tane okuldan birini tercih edecek. Tercih edeceği okul evine yakın veya uzak olabilir. Ama nihai olarak kendi eğitim bölgesinde olan bir okul tercihi yapacak. Tercih yapıldığında o bölgede bulunan okulun bir kısmı dolarsa bu defa ortaokuldaki başarı puanı öğrencinin o okula yerleşmesinde kriter olacaktır." dedi.

"Sınava girecek olan öğrencilere sınırlama getirmeyelim"

Gümüş, okul türleri belirlenirken veya öğrenciler okullara yerleştirilirken merkezi olarak yerleştirilme yapılmasına taraf olmadıklarını belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

"Çünkü hangi muhitte hangi okulun olduğunu, nüfus yoğunluğunun ne kadar olduğunu, okulun adrese ne kadar uzak olduğunu bakanlık bilemeyebilir. İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri bunun pratiklerini bildikleri gibi bu yerleştirme inisiyatifinin illere bırakılmasını talep ediyoruz. Sınav mecburiyeti dediğimiz şey aslında tercihe bırakılmalı. Bizim istediğimiz her okul türünden okul seçilsin, öğrenci hangi okul türüne yerleşmek istiyorsa ondan sınava girsin. Fen lisesini de bazı anadolu liselerini, imam hatiplerini ve sosyal bilimler liselerini de sınava tabi tutun. Hangi öğrencimiz hangi okul türüne yerleşmek istiyorsa onlara girsin ve alsın, kazansın. Sınava girecek olan öğrencilere sınırlama getirmeyelim."

"Çocuklarımızın psikolojilerini bozarak geleceklerini karartmalıyım"

Çocukların psikolojilerini bozarak, geleceklerinin karartılmaması gerektiğini sözlerine ekleyen Gümüş, "Evet, sınav önemli, öğrencilerimizin geleceğini belirleme adına önemli ama her şey değil. Çocuklarımızı sınavlarımıza hazırlayalım ama çocuklarımızın psikolojisini bozacak düzeyde üzerlerine gitmeyelim. Nihai olarak çocuklarımız bir okula yerleşecek. Bunun adı seçici okul olabilir, bunun adı bir meslek lisesi, bir anadolu veya imam hatip lisesi olabilir. Bir okula yerleşecek bu çocuklarımızın geleceği için çabamızı sarf edelim. Ama baskılarımızla onların psikolojilerini bozarak, geleceklerini karartmayalım." ifadelerini kullandı. (Emrah Deniz, Abdurrahman Tetik - İLKHA)