'ABD İsrail'i koruyacak devletler kurdurttu'

'ABD İsrail'i koruyacak devletler kurdurttu'

Prof. Dr. Mustafa Müslim, ABD'nin, siyonist rejime karşı yapılabilecek saldırıların karşısında duracak devletler kurduttuğunu söyledi.

Kobani'den gelerek Türkiye'ye yerleşen Prof. Dr. Mustafa Müslim, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Kudüs'ü siyonist terör şebekesinin başkenti olarak ilan etmesini ve emperyalist ülkelerin Ortadoğu üzerindeki emelleriyle ilgili İLKHA'ya değerlendirme yaptı.

Uluslararası Afrika Üniversitesi ile ön protokol imzalayarak Gaziantep'te açtıkları Zehra Üniversitesinde dersler veren Müslim, ABD'nin, siyonist rejime karşı yapılabilecek saldırıların karşısında duracak devletler kurduttuğuna dikkat çekti.

1980'de İslam ülkeleri üzerindeki emellerini açıklayan ABD'nin, Ortadoğu'da yeni sınırlar çizip, yeni bir harita oluşturacağını bildirdiğini söyleyen Müslim, Sykes-Picot anlaşmasının buna yönelik adım olduğunu belirtti.

Müslim, "Bu anlaşmayla bölgeyi ve Osmanlı devletini paramparça ederek, yeni devletler kurdurttular. Suriye'den tutun da Ürdün, Irak, Lübnan'a kadar tümünü değiştirdi. Bu ittifakın süresi 100 yıldı. 2017'de bu anlaşmanın üzerinden 100 yıl geçti. Sykes-Picot anlaşmasının en büyük hedefi, Osmanlı devletini yıkıp, yerine devletçikler kurdurmak ve bütün Yahudileri Filistin topraklarında toplamaktı. Yahudilerin Filistin'de devlet kurmalarını engelleyen tek etken Osmanlı devetidir. Onlar, Osmanlı devletini ortadan kaldırdılar ve bütün Yahudileri Filistin'e yığdılar. Bu, onların en önemli amaçlarıydı." dedi.

İngiltere ve Fransa gibi devletlerin, Ortadoğu'daki petrole sahip olmak istediklerini dile getiren Müslim, Sykes-Picot ile bütün Müslümanları bir araya getirebilecek Osmanlı gibi bir devletin bulunmamasını sağlamak olduğunu vurguladı.

"ABD, israile karşı yapılabilecek saldırıların karşısında duracak devletler kurdurttu"

İkinci Dünya Savaşı'dan sonra Avrupa'da ve bölgede etkisini artıran ABD'nin, petrol şirketleri kurduğunu anlatan Müslim, şunları söyledi:

"İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika bölgeyi nasıl yöneteceğini düşünüyor. Amerika, Sykes-Picot anlaşmasından sonra bölgeye hakim olmak, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin yerine geçmek için plan ve proje öğrendi. Bu hedefleri uygulamak için 3 yeni hedef koydu. 1948 yılında 'israil devletini' ilan ettiler. Amerika'nın en büyük hedefi, 'büyük israili' kurup, onun karşısında duracak hiçbir gücü ortada bırakmamaktır. Yani israile sorun teşkil eden hiçbir devletin olmaması lazımdı. İsraile karşı yapılabilecek bütün saldırıların karşısında duracak devletler kurdurttu. Kısacası, israil, Amerika'nın himayesinde olan etrafındaki devletler tarafından korunmaya alındı. Amerika'nın en büyük hedefi buydu."

Müslim, ABD'nin, Mısır, Suriye ve Lübnan gibi ülkeleri işgal rejimini korumakla görevlendirdiğine dikkat çekerek, "Amerika israile silah veriyor ama bu tek başına yeterli değil. Komşuları olan Mısır, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerin, buraya yönelik saldırıları engellemeleri gerekiyordu. Suriye devletinin 50 yıl boyunca israile tek bir kurşun sıkmadığını görüyoruz. Mısır'da Sisi, 'Bizim en önemli görevimiz, israilin güvenliğini sağlamaktır.' diyor. Amerika bunları o ülkelerden istediği için onlar da yapıyorlar." ifadelerini kullandı.

"Amerika, hiçbir İslami hareketin bölgede güçlenmesini istemiyor"

İslam ümmetinin başarılı olmasının Mısır ve Türkiye'ye bağlı olduğunu belirten Müslim, "Amerika'nın ikinci hedefi, İngiltere ve Fıransa gibi ülkelerin ellerindeki petrolleri kendi şirketlerinin aracılığıyla himayesine almaktı. Şu anda bütün Arap devletleri Amerika'nın istediği istikamette yürüyorlar ve hiçbir ülke onun sözünden çıkamıyor. Müslüman ülkeler gittikçe geriliyor ama Amerika onların sırtından gücüne güç katarak büyüyor. Amerika'nın üçüncü hedefi ise hiçbir İslami hareketin bölgede güçlenmemesini sağlamaktır. Mesela Mısır'da Muhammed Mursi iktidara geldi. Bu demokrasi, ABD ve Avrupa'nın istediği bir şeydi ama bunu kabul etmediler Avrupa ülkeleri dahi herkes buna karşı çıktı. Mursi'ye darbe yaparak, onu devirdiler. İsraili korumak için görevi laik kesime verdiler. Bütün bunlardan dolayı ben eskiden beri diyorum ki Müslümanların kurtuluşu için iki yol vardır. Biri Mısır'dır, diğeri Türkiye'dir. Çünkü Mısır'da ne değişiklikler olursa bütün Arap dünyasında aynı değişiklikler olmaktadır. Türkiye'de ne olursa Arapların dışında bütün İslam aleminde değişiklikler olmaktadır." şeklinde konuştu.

"Türkiye'yi emirleri altına almak için çabalıyorlar"

ABD'nin tekelinde olmadığı için Türkiye üzerine oyunlar oynandığına dikkat çeken Müslim, sözlerine şöyle devam etti:

"Şu an sırada Türkiye vardır. Türkiye'deki kardeşlerimizin bunun farkında olmaları gerekmektedir. Türkiye şu an Amerika'nın tekelinde olmadığı için devirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Sisi ve diğerlerini kendi emirlerine aldıkları gibi Türkiye'yi de emirleri altına almak için çabalıyorlar. Bundan dolayı dikkatli olun. Hatırlayın, bunlar Türkiye'ye geldiler ve 'Bizler Suriye halkının yanındayız, zalim Esed'e karşıyız.' dediler ama alttan alttan Rusya'yla anlaşıp, ta ki onları yok edene kadar Suriye'deki Müslümanlara saldırdılar. Bunun anlamı, 50 yıldır israile tek bir kurşun sıkmayan Esed'i korumaktı. Şunun farkında olmamız lazım: Amerika'nın bütün çalışmaları Müslümanları ortadan kaldırmak içindir."

"Amerika Kürtlerin dostu değil"

Bütün Kürtlere seslenerek, ABD'ye güvenmemelerini isteyen Müslim, "Amerika sizin dostunuz değildir. 1992 yılında Irak Kürdistanı'ndayken Irak Parlementosu Başkanına 'Siz, iki derede bir aradasınız. Bir taraftan Saddam, diğer taraftan Amerika petrolden hiçbir fayda görmemenizi istiyor.' dedim. Irak Kurdistanı'nda halk, sokaklarda tenekelerle petrol satıyorlardı. 'Amerika, Saddam'ın uçakları sizi vursun diye sizi koruyor, bırakmıyor.' dediğimde, 'Bizler 10 yıla kadar Kürt meselesini, Kürdistan konusunu açmayacağız. 10 yıl sonra bu konuya bakacağız.' dediler. Yıl 2003'e geldiğinde Saddam'ı ortadan kaldırdılar ve Kürdistan meselesini açtılar. O dönemde başta Mesut Barzani, Talabani ve laik partiler, Amerika'nın çizdiği çizgide yürüdüler. ABD müsteşarlarıyla görüşüp, onlardan fikir alıyorlardı. Onlara geçici bir yetki verip, 25 yıl boyunca oyaladılar. Mesut Barzani, Amerika'nın izniyle Kürdistan referandumunu yapmaya karar verdi. Çevredeki devletler buna karşı çıkınca Amerika Mesut Barzani'yi yalnız bıraktı." dedi.

"İslam âlemi bir arayış içindedir, mutlak surette bir şey olacaktır"

PKK'nin Suriye uzantısı YPG/PYD'nin kendini emperyalist güçlere teslim ettiğini sözlerine ekleyen Müslim, "Kendilerini Amerika'ya, israile ve onların istihbaratlarına teslim etmişler. Onlar gelip size yardım ediyorlar. Bir gün pişman olacaksınız. Amerika size olan desteğini çekecek ve sizi yalnız bırakacak. Dikkat edin, israil de sizi yalnız bırakacak. Çünkü şu an sizden nemalanıyorlar ve faydaları var. Yarın öbür gün Beşşar ya da başka biri gücü eline alırsa Amerika, Rusya'yla anlaşıp, sizleri harcayacak. Kendi aralarında anlaşıp 'Kusura bakmayın. Şu an maslahat bunu gerktiriyor.' diye sizlerden yüz çevirecekler. O zaman bölgede hiçbir dost bulamazsınız. Bütün İslam âlemi bir arayış içindedir. Mutlak surette bir şey olacaktır çünkü bu böyle devam edemez. Şuraya buraya saldırıp kendinize düşmanlar oluşturmayın. İslam âlemi ve Müslümanlara düşmanlık etmeyin. Türkiye, Suriye ve Irakta'ki Müslümanlarla aranızı açmayın, onlarla iyi geçinin. Dikkat edin, sizleri bütün İslam âlemine düşman ediyorlar. Siz de israil ve Amerika ile dostluk yapıyorsunuz. Onlar kendi çıkarlarına bakıyorlar. Er ya da geç onların bu çıkarları bitecek, sizi yarı yolda bırakacaklardır. Yazıktır, Kürt gençlerini harcamayın. Kürt gençlerinin kanları Kürtlerin çıkarına olmayan bir yolda akıyor." şeklinde konuştu. (İbrahim Koçyiğit - İLKHA)