
İşgal Bitmedi!
ABD, Irak'taki 9 yıllık işgali sonlandırdığını açıkladı ancak 20 bin askerini bu ülkede bıraktı. İşgalin sonlanması ve ülkenin geleceğini sorduğumuz Iraklı Ayetullah Şeyh Cevad El Halisi, "İşgalciler defolursa her şey daha güzel olacak" dedi..
İSTANBUL - Amerika, 9 yıldır işgal altında tuttuğu Irak'ta operasyonun sona erdiğini açıklayarak bayrağını indirdi. Ancak bu açıklama Irak'ın kendi haline bırakıldığı şeklinde yorumlanmamalı. Çünkü ülkede resmi olarak 20 bin civarında işgal askerinin hem de sivil giyimli olarak güvenlik güçlerine yardımcı olacağı gerekçesiyle Irak'tan ayrılmayacağı belirtiliyor. Bu da işgalin aslında sonlanmadığını gösteriyor. Nitekim çekilme öncesi yapılan girişimlerle Irak, Türkiye, Küveyt, Bahreyn gibi ülkelerde kurulu olan üslerin yanında yeni kurulacak üslerle Irak ile bölge kontrol altına tutulmaya devam edilecek. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, ardından ABD Savunma Bakanı Leon Panettave'nın Türkiye ziyareti bu minvalde değerlendirilebilir.
ÜLKENİN GELECEĞİ HÂLÂ ÇOK KARANLIK
Irak'ın içinde bulunduğu kaos ortamı ise hâlâ bitmiş değil. Aksine ülkenin daha kötü durumlara doğru sürüklenebilir endişesi hep üst seviyede tutuluyor. Nitekim Cumhurbaşkanı yardımcısı Tarık Haşimi hakkında çıkarılan tutuklama kararı ve ardından Irakiye bloğuna bağlı milletvekili ve bakanların istifa ederek hükümetten ayrılmaları, işgal bitti açıklaması sonrası patlak veren ilk siyasi kriz örneğini teşkil ediyor. Tutuşturulan mezhep kavgası yer yer kardeşi kardeşe kırdırtacak seviyelerde seyrediyor. Her an bir çatışma veya bombalı saldırı, beklenmeyen bir durum değil. Gerçekleştirilen her bombalı saldırı, bir sonraki bombalı saldırıyı tetikleyerek durumu daha vahim hale getirebiliyor.
İŞGALİN ÜLKEYE FATURASI ÇOK AĞIR OLDU
İşgalin ülkeye faturası ise çok ağır oldu; ülke adeta yerle bir edilmiş durumda. Amerikan işgalcilerinin bıraktığı maddi ve manevi yıkımın sınırı yok. 2003'te başlayan işgalden bu yana 2 milyon insan hayatını kaybetti. Bir milyon kadın dul kaldı ve 5 milyon çocuk yetim bırakıldı. Ve yine 5 milyondan fazla insan sakat kaldı. Ülke dışına kaçmak zorunda kalanların sayısı milyonları buluyor. Tutuklamalar, işkenceler, kaybedilen canlar
Yapılan bombalı ve kimyasal saldırılar nedeniyle son dönemlerde bazı bölgelerde doğan çocukların büyük bir bölümü özürlü olarak doğuyor. Tarihi eserler çalındı, yağmalandı. Ülkenin zenginlikleri dokuz yıldır sömürülüyor ve petrol, yapılan kanlı anlaşmalarla işgalci ülkelere akıyor. Ülkede sık sık kesilen elektrikler, içme suyu sıkıntısı ve iş yokluğu ile güvenlik sorunu, ülkenin geleceğinin hala çok karanlık olduğunu gösteriyor.
Amerika'nın Irak'tan çekilmesinin içinde bulunduğu ekonomik darboğaz, iç politika ve kaybettiği binlerce askerinin neden olduğu gibi birçok sebebe dayansa da, işgalin Amerika için maddi külfeti devasa boyutta. Amerika'nın Irak için yapılan harcamalarının 3 trilyon dolar civarı olduğundan söz ediliyor. Irak tarafının bilançosu ise daha korkunç; parçalanan ülkenin ekonomisi tamamen çökmüş durumda.
Amerika'nın Irak'taki işgalini sonlandırma kararı ve sonrasında ülkenin geleceği ile ilgili görüştüğümüz Iraklı Ayetullah Şeyh Cevad El Halisi sorularımızı yanıtladı. Ayrıca çekilme arifesinde ABD'li yetkililerin Türkiye ziyaretinin ne anlama geldiği konusunda Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Oya Akgönenç, gazetemize açıklamalarda bulundu. İlk olarak Iraklı Ayetullah Şeyh Cevad El Halisi'ye soruyoruz;
Iraklı Ayetullah Şeyh Cevad El Halisi; İşgalciler defolursa her şey daha güzel olacak Amerika'nın Irak'taki dokuz yıllık işgali sona erdi. Siz çekilmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Amerika'nın Irak'tan çekilmesi işgal altındaki tüm insanlara ama özellikle Müslümanlara büyük bir moral olmuştur. Irak halkı, büyük bir iş başarmıştır. Ancak işgalci güçlerin bizi böyle rahat bırakıp çekildiğini düşünmek saflık olur. Çünkü işgalciler; arkalarında fitneyi, fesadı, çeteleri bırakarak Irak'tan çekilmiştir. Bu sorunlarla baş edebilmek ve bunun olumsuzluklarını izale edebilmek için tüm Irak'lıların kardeşçe, elbirliğiyle çalışması; Anayasada, siyasette ve diğer alanlarda yer alan bu tahribatları gidermek için gayret sarf etmesi gerekir.
İşgalden sonra Irak'ın durumunu nasıl görüyorsunuz ve geleceğine dair ne öngörüyorsunuz?
Evet, Allah'ın izniyle umutluyuz. Halkımıza güveniyoruz. Çünkü herkes, iç çekişmenin nelere mal olacağını, yıkıcı zararlarını biliyor. Herkes bu ayrılık fitnesinin ümmetin düşmanlarından başka kimseye yaramayacağına yakînen inanıyor. Ama bu inancın, bu düşüncenin pratiğe dönüşerek insanları birleştirmesi gerekir. Ülkenin yeniden imarı ve kalkındırılması için bütün tarafların somut adımlar atması şarttır. Millî Birliğin, Dinî vahdetin sağlanması bir vecibedir. Bu, onların her şeyden önce Allah'a karşı olan sorumluluklarının bir gereğidir. Ama aynı zamanda bu, ülke insanının üzerlerindeki hakkıdır. Bir kere, ahiret sorumluluğunun kalkması için bunun olması lâzım. Fakat bunun yanında dünyadaki maslahat da bunu zorunlu kılıyor. Evet! Ben umutluyum, "ne olursa olsun işgalden sonra yapılacak herşey, atılacak her adım, işgal altında yapılan her şeyden daha hayırlıdır." Şu an başımıza gelen tüm musibetler işgalcilerin ektiği fitne ve fesad tohumlarının sonucudur. Bu nedenle onlar defolduktan sonra her şeyin daha iyi olacağını düşünmemek için hiçbir neden yoktur.
Amerika'nın ülkede bıraktığı tahribatı kısaca özetleyecek olursanız?
"Siz de biliyorsunuz ki Amerika, demokrasi ve özgürlük sloganıyla Irak'a girdi. Ancak Iraklılar, Amerika'nın getirdiği demokraside, sadece ölümler, işkenceler, kesmeler, cezaevleri, insanlara ve ırzlarına saldırı dışında başka bir şey bulamadılar. Amerikalılar Irak'ı işgal etmeden önce Saddam onların planlarını halkı üzerine uyguluyordu. İnsanları öldürüyor, kesiyor, asıyor ve kötü ahlakı yayıyordu. Amerika geldiğinde Saddam'ın yaptığının daha fazlasını yaptı. Halkı öldürdü, astı, kesti. Bir de demokrasi ve özgürlük adı altında kötü ahlakı yaygınlaştırdı."
Uluslar arası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Oya Akgönenç;
Amerika ne Suriye ne de İran'la kapışmaya hazır değil
Amerika'nın Irak'taki dokuz yıllık işgali sona erdi. Siz çekilmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz, Irak'ın geleceğine dair öngörüleriniz nelerdir?
Evet dediğiniz doğru, Amerika Irak'tan çekiliyor. Fakat büyük bir miktarda da asker bırakıyor. Bir kere bunun altını çizelim ki resmi olarak yaklaşık 20 bin kişi kalıyor. Ama yirmi binden fazla olduğu kesindir. Yirmi bin kişi de büyük güçlü bir ordu demektir. Hem de bu yirmi binden 16 bini sivil giyimli olarak Iraklı güçleri eğiteceği ve yardım edeceği söyleniyor. Ne yardımı yapacaksa? Dolayısıyla bu çekilme değil. Düşünün tam teçhizatlı 20 bin asker. Nerden bakarsan bak elinde hiçbir şey olmayan bir Irak'ı değil; onun gibi kaç tane Irak'ı kontrol eder. Öyle bir intiba uyandırıldı ki sanki şu an Irak'ta bulunan elli bin askerin hepsi çekilecek. Ama öyle değil. Tabii insanın dikkatle incelemesi gerekir kime yardım edecekler diye. Demek ki Amerika Irak'tan varlığını çekmiyor. Orada her zaman için bulunacak.
AMERİKA NE SURİYE NE DE İRAN'LA KAPIŞMAYA HAZIR DEĞİL
ABD'nin Irak'tan çekilmesinin akabinde Suriye'ye müdahale ve İran'a saldırı söylemleri gündemdeyken, ABD Başkan Yardımcısı ve sonrasında Savunma Bakanının Türkiye ziyaretini nasıl yorumluyorsunuz? Tüm bu endişeler ortadayken Yüksek Askeri Şura toplantısında harbe hazırlığın görüşülmesi ne anlama geliyor?
ABD Başkan Yardımcısı Biden ve Savunma Bakanının Panetta'nın gelmesi meselesinde tabi ki haklı olarak herkesi meraklandırdı; ne konuşuluyor diye. Çünkü bir taraftan Suriye tehdit ediliyor, bir taraftan İran tehdit ediliyor. Buna rağmen bu görüşmeyi birçok kişinin aksine bir savaşa hazırlık gözüyle bakmıyorum. Diyorum ki, Amerika temaslarını yapar. Niyeti de ortada. Ne yapmak istediğini de söyler. Ama bu demek değildir ki herkes yüzde yüz ona katılacaktır. Çünkü Amerika bile şu anda ne Suriye ile ne de İran'la kapışmaya hazır değil. Bu çok önemli nokta
KENDİ İÇ KAMUOYUNU İKNA EDEMİYOR
Herkes zannediyor ki Amerika geldi konuştu, bağırdı, çağırdı, bir takım deklarasyonlar yaptı. Artık ondan sonra ki adım bunlar birbirine saldıracaklar, değil. Amerika henüz böyle bir şeyi yapmaya hazır değil. Neden? Çünkü kendi içindeki kamuoyu fena halde bu olaya karşı. Yakın gazeteler pek bundan bahsetmiyorlar ama Amerikan halkı buna karşı. Amerika henüz halkını ikna edemedi. Mesela Libya'ya saldırdığı zaman Amerika'da yığınla protesto mitingi yapıldı. Libya'da ne arıyorsunuz? Afganistan, Irak yetmedi mi, diye. Wall Street'te protesto halen bitmemiş durumda. Mali durumu çok sıkıntıda. Şimdi bu şartlar altında bağırmak çağırmak bir şeydir ama bilfiil savaşa girmek başka bir olaydır. Onun için Amerika böyle bir şeye hazır değil.
BİZİM MEDYA FARKLI YANSITIYOR
Demek ki bunlar bizim medyaya pek yansıtılmadı. Benim anlamadığım taraf da bu. Bizim medyamız bu bilgiyi nereden alıyor veya gerçekleri niçin yansıtmıyor? Demek ki medyada muazzam bir kontrol var hangi haber yayınlanacak, hangi haber yayınlanmayacak diye.
AMERİKALILARIN TÜRKİYE ZİYARETİNE İSTİŞARE DİYEBİLİRİZ
Dolayısıyla Amerikalı bu yetkililer Türkiye'ye geldi konuşmalar oldu ama bunu istişare toplantısı olarak anlayabiliriz.. Fakat bunlar dikkatle izlenmelidir. Aynen satranç oynar gibi. Rakibin yaptığı hareketler izlenmelidir. Karşıt hareketler alınmalıdır. Fakat bu demek değildir ki yapılan hamleler hemen bir savaşın hazırlığıdır.
Bu bölgede bütün bunlar olurken bu bağlamda Yüksek Askeri Şura Toplantısında harbe hazırlık konusu görüşülmezse o garip kaçar. Bölgemizde kıyametler koparken böyle bir hazırlık çalışmasının gözden geçirilmesi gayet normaldir.
İSRAİL SADECE GÜRÜLTÜ ÇIKARIYOR
Bir diğer konu israil faktörü. israil sürekli baskı yapıyor bölgede bir çatışma olsun diye. Amerika sürekli bir gözüyle de onu takip etmek ve kontrol etmek durumunda. Hatta birkaç defa Obama hatırlatma yaptı; 'bizim bilgimiz olmadan hiçbir hareketi kabul etmeyeceğiz' diye. Son derece önemli bir açıklamaydı. Çünkü Irak savaşında israil böyle bir atak yaptı gitti Irak'ı vurdu. Amerika o zaman fazla bir şey yapamadı. Oldubittiye getiriverdi. Fakat şimdi Amerika diyor ki 'ben bu oldubittiyi kabul etmeyeceğim ha dikkat et' diyor. Öyle deyince israil kıpırdayamıyor tabir yerindeyse sadece gürültü çıkarıyor. (Mehmet Özcan - İLKHA)


Avrupa'nın önde gelen Müslüman entelektüellerinden Tarık Ramazan, "Arap Baharı" süreci öncesinde Batı'nın yönlendirici etkisi olduğunu söyledi.
T24 sitesinden Hazal Özvarış, sosyalist gelenekten gelen Kürt aydın Ümit Fırat ile "Dindar Kürtleri kim kazanır: AKP mi, cemaat mi, Mustazaflar mı, BDP mi?" başlığı altında bir söyleşi gerçekleştirdi.
Diyarbakır Barosu Başkanı M. Emin Aktar, Mustazaf Der'in kapatılma kararının ne hukuki ne de adil olduğunu ifade ederek, demokratik bir toplumda bunu izah etmenin mümkün olmadığını söyledi.
Siyonist işgal rejimi zindanlarında 17 Nisan`dan bu yana açlık grevinde bulunan 1600 Filistinli esirin durumu kötüye giderken, duyarlı Müslümanlar dışında dünya kamuoyu sessizliğini koruyor.
İnzar Umre Kampanyasına katılan 99 kişiye rehberlik eden Siyer araştırmacısı M.Bahattin Temel, kutsal topraklarda teneffüs ettikleri manevi havayı Doğruhaber'e anlattı.
Avrupa'daki okuyucularını önemsediklerini belirten yazar ve yayıncı M. Ali Gönül, Avrupa'da yaşayan Müslümanlara yönelik yayıncılık faaliyetlerini arttıracaklarını söyledi.
Çeçenlere yönelik yaşanan suikastlardan sonra son dönemlerde başlayan iade ve sınır dışı furyası akıllara "Çeçen mülteciler neyin bedelini ödüyor" sorusunu getirdi.
Avrupa'da yaşayan gençler, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Paskalya (Ostern) Bayramı dolayısıyla okulların tatil olmasından yararlanarak Umre'ye gidecekler. Bu organizasyonu gerçekleştiren Meş'ar Hac ve Umre Organizasyonu yetkilisi, konuyla ilgili ilginç açıklamalarda bulundu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Yüksek öğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve üniversite hazırlık kurslarının kaldırılacağını söyledi.
Hamas’ın Siyasi Büro Şefi Halit Meşal, “Arap Baharı bizi de yakından ilgilendirmektedir. Arap Müslüman topluluklarla olaylara yaklaşımlarında aynı görüşü paylaşmaktadır. Arap Baharı'nın Müslümanlar tarihinde bir dönüm noktası olduğunu düşünüyoruz” dedi.
HSH- İslami Tevhid Hareketi Genel Sekreteri Şeyh Bilal Şaban, Cumhuriyye Gazetesiyle yaptığı söyledşide, 'Ben Sünni olsun Şii olsun, Müslüman olsun Hıristiyan olsun, Kürt-Türk-Arap-Berberi kim olursa olsun mazlumun yanında, zalimin karşısındayım.' dedi.
HSH- Tesettürün simge isimlerinden Şule Yüksel Şenler hanımefendi, kendisiyle yapılan son söyleşide İslami Tesettürle birlikte birçok konuda tarihi beyanatlarda bulundu.
Sabancı Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Tosun Terzioğlu, ilkokulda başörtüsü takılabileceğini söyledi. Vatan Gazetesi`nden Mine Şenocaklı`nın sorularını cevaplayan Terzioğlu, "neden başörtülü olmasın! Sorun ne bilmiyorum ki!" dedi.
HSH- Doğruhaber Gazetesi'nin sorularını yanıtlayan Nisanur Dergisi sahibi Saim Yüksek, Derginin nasıl bir kadın profili hedeflediği sorusuna çarpıcı bir yanıt verdi.
Batman'da minibüs durağına konulan beş bombadan birinin patlaması sonucu 11 kişi hayatını kaybettiği, 16 kişi de yaralandığı olayın Devletin istihbarat birimlerince gerçekleştirildiği ortaya çıktı.
Vakit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hasan Karakaya, meslek hayatının 40. yılına girdi. Karakaya, geçen zamana bakınca, "Keşke her şey güzel olsaydı, ben de romantik yazılar yazsaydım. Şair der ya 'Beni bu havalar mahvetti'. Beni de bu cuntalar mahvetti! Türkiye gibi ben de normal olamadım." diyor.
Suriyeli muhalif gruplardan Ulusal Koordinasyon Kurulu’nun Başkanı Heysem Menna, İstanbul’da kurulan Ulusal Konsey adlı örgütün başkanı Burhan Galyon’un direnişle ilgili sözlerini utanç verici olarak niteledi.
HSH- Suriye'deki olayların başlangıç noktası ile gelinen içler acısı durumu değerlendiren uzmanlar, sorunun Türkiye, Rusya ve İran'ın birlikte hareket etmesiyle sorunun çözülebileceğini, aksi halde Katar ve Suudi Arabistan'ın silah desteği ile çatışmaların arttırılarak coğrafyanın Irak'tan çok daha kötü olacağını belirttiler.
Mustazaf Der Genel Başkanı Av Hüseyin Yılmaz, "Dindar Gençlik" tartışmalarından KCK'nın Hizbullah manifestosu hakkında açıklamalarına kadar birçok konuyu İlke Haber Ajansı'na değerlendirerek dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Arap Baharı'nın Filistin'e yansımalarından, Heniyye'nin dış ziyaretlerine; 'Türkiye Hamas'a 300 milyon dolar verdi' haberlerinden, Filistin iç barış müzakerelerine kadar daha birçok konuda soruları yanıtlayan Hamas liderlerinden Mahmud Zahar, Doğruhaber Gazetesine önemli açıklamalarda bulundu.
HSH- İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Uludere'de sınırı geçerken savaş uçaklarıyla vurularak katledilen ve kamuoyunda Uludere Katliamı olarak adlandırılan olayla ilgili tarihin kara sayfalarına yazılacak açıklamalarda bulundu.
Açlık grevi anlaşması sonucu tek kişilik hücreden koğuşa çıkarılan Muhammed Arman, ilk defa cuma namazı kıldı.
HSH- Lübnan İslami Direniş Hareketi Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, türbe ziyareti için gittikleri Suriye'nin Halep kentinde kaçırılan 12 Lübnanlı haberinin ülkede gerginliğe sebep olması üzerine, halka itidal çağrısında bulundu.
Yaklaşık 30 polis tarafından darp edilen Mustazaf Der Osmaniye Şube Başkanı Abdulkadir Alakuş, yaşadığı olayı İLKHA'ya anlattı. Polisin terörist muamelesi yaparak kendilerine silah doğrulttuğunu, biber gazı sıkarak darp ettiğini ifade eden Alakuş, hem darp ettiklerini, hem de kendilerini temize çıkarmak için davacı olduklarını söyledi.
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nadide Kazancı ise, Astronomi ve Uzay Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rennan Pekünlü'nün öğretim üyeliğinden uzaklaştırılma noktasına gittiğini söyledi.

HSH- Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah'ın, şehid İmad Muğniye'nin şahadetinden birkaç ay sonra sivil kıyafetlerle şehidin mezarını ziyaret ettiği ortaya çıktı.

Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı Şeyh Nuaym Kasım, Lübnan Müftüsü Muhammed Reşid Kabbani'yi arayarak, Nasrullah'ın Kuzey Lübnan'da şehid edilen iki alimle ilgili taziyelerini ilettiği öğrenildi.

HSH- Lübnan İslami Direniş Hareketi Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, türbe ziyareti için gittikleri Suriye'nin Halep kentinde kaçırılan 12 Lübnanlı haberinin ülkede gerginliğe sebep olması üzerine, halka itidal çağrısında bulundu.

Türkiye'nin, Alman Federal savcılığınca "terör örgütü" üyesi olmakla suçlanan Alman Müslüman Thomas U’yu önümüzdeki günlerde Almanya’ya iade edeceği bildirildi.
Açlık grevi anlaşması sonucu tek kişilik hücreden koğuşa çıkarılan Muhammed Arman, ilk defa cuma namazı kıldı.






























.jpg)

























Ulusal Kanal'da Mustazaf-Der'in Kapatılması Sevinci
Muhteşem Mevlid Etkinliğinin Tüm Ayrıntıları...
Diyarbakır'daki Tarihi Etkinlik Görüntüleri (17) 
Irakin bölünmesi lazimki baris gelsin, Kürtler sünniler ve siiler kendi Topraklarinda barsica yasasinlar.