Yasin Börü Davası hükümetin gözündeki çıbandır

09 Ekim 2017 Pazartesi, 07:35

Yasin Börü ve arkadaşlarının vahşice katledilmelerinin üzerinden üç yıl geçti. Dün, şehadetlerinin yıl dönümüydü malum. Bu vesile ile tekrar şehadetlerini tebrik ediyorum. Henüz acıları taze olan ailelerine ve arkadaşlarına da sabırlar diliyorum.

Şüphesiz bu olay, unutulacak bir olay değildir. Uygulanan vahşet, katledilen o nurani simaların güzellikleri, güzel yaşantıları ve o güzel şehadetleri… ve yine hem kendilerinin hem de o şerefli, tertemiz ailelerinin mazlumiyet ve sabırları asla unutulmayacaktır.

Buradan belirtmek isterim ki; biz hem şehitlerimizle, hem de sabırlı, vakarlı, kararlı, dim dik ayakta duran aileleri ile iftihar ediyoruz.

Ancak bu olayın unutulmayan, unutulmayacak olan yönü sadece bu değildir. 6-8 Ekim'de hayata geçirilmek istenen proje, projenin mimarları, mimarlarının ortaya koydukları kollektif akıl, bunun uluslararası boyutu ve bölge için kurgulanan kıyamet projesi de asla unutulmamalıdır.

Yine unutulmaması gereken bir diğer yön de; bu kollektif aklı ortaya koyanlara dokunulmaması, korunup kollanmaları, projenin deşifre edilmemesi, üzerlerine gidilmemesi ve halen bu koruma kalkanının devam etmesidir. Hükümet ve siyaset mekanizması içindeki asıl aktörlerin bu gün halen keyif sürmeleri, saltanatlarını idame etmeleri belki meselenin bizim, şehitlerin aileleri ve arkadaşları açısından en acı tarafını oluşturmaktadır.

6-8 Ekim bir ihanet süreci idi. Bunu net olarak ortaya koymamız gerekir. Siyaset mekanizması kabul etsin veya etmesin, bu sonucu değiştirmeyecektir. Bu olayların başlangıcı 6 Ekim değildir maalesef. Olayların başlangıç noktası, çözüm süreci diye tabir edilen uluslararası projenin start aldığı tarihtir. İşin başında o zamanın hükümeti ve bu işi birinci elden yürütenler vardır. Bu siyasiler o dönemde FETÖ ve HDP/PKK ile beraber işin birer sacayağını oluşturuyorlardı. Bu ihanet sürecinin ucu, darbe süreci ile beraber FETÖ üzerinden ortaya çıkan ve ABD'nin CIA'sına kadar uzanmaktadır.

O günleri lütfen bir daha anımsayalım;

Çözüm süreci bahanesiyle doğu bir uçtan diğer uca PKK'ye teslim edilmiş, PKK de göstere göstere sistemini kurmuştu. Askeri kamplarını, sivil teşkilat yapılarını her tarafa örmüşlerdi. Sağlık ocakları, mahkemeleri, vergi daireleri, gözaltı merkezleri gibi tüm kurumlarını şehir merkezlerinde tamamlamışlardı. Onların mahkemelerinin emniyetlere uzaklığı yüz metre bile değildi. Dönemin emniyet teşkilatı, her türlü imkanlarını onlar için seferber etmiş, mülki amirlerin dahi onlarla ilişkileri kanıtlanmıştı. Siyaset mekanizması da onlara yasal kılıfı oluşturmuş, sistemi dokunulmaz ve de tartışılmaz kılmıştı.

Bu mükemmel sistem, 6-8- Ekim olaylarının asıl kadrosudur. Ancak ihale Yasin ve arkadaşlarını katleden 15-20 sokak serserisine mal edilerek kapatıldı maalesef. Bizim itirazımız bunadır. Bize göre ve de kamuoyuna göre siyaset mekanizması bu işin üzerini kapatmıştır. Yargılanmalarının önünü bilinçli ve de organizeli olarak kesmiştir.

Tepeden gelinecek olursa; çözüm sürecini yürüten o zamanın hükümet yetkilileri, bölgenin mülki ve idari amirleri ile kolluk güçlerinin başları, tüm bunların başındaki iç işleri bakanı, halkı sokağa döken HDP yetkilileri, sonrasında olayların bilgi ve belgelerini saklayan istihbarat birimleri ile yargı mensuplarının tamamı, bir hiyerarşik sistem içinde 6-8 Ekim olaylarının failleridir.

Tüm bu faillerin yargı önüne çıkarılmamış olması bir şeyi değiştirmez. Bizim, Hakkın ve halkın nazarında durum bu şekildedir. Tüm bunların yargılanacağı ve yaptıklarının cezasını çekecekleri günün geleceğinden şüphemiz yoktur.

Bu nedenle hep söylüyoruz, söylemeye de devam edeceğiz; 6-8 Ekim olayları hükümetin gözündeki çıbandır ve bu çıban orada durmaya devam etmektedir. (Doğruhaber)