Global jeopolitik depremin merkez üssü Doğu Akdeniz

20 Mart 2018 Salı, 10:05

BAŞKANLIK koltuğuna oturduktan hemen sonra Suudi Arabistan’a giden Trump’ın Riyad’da saray salonunda yaptığı savaş dansının sembolik önemi ve mesajı çok önemliydi.

Trump, savaş dansıyla aslında tüm dünyaya Amerikan devletinin yeni kararlar aldığını ve bunun sonuçlarının yakında görüleceği mesajını veriyordu. Sadece Amerika’nın İkinci Dünya Savaşı’na girmesi veya daha sonra Sovyetler Birliği’nin çöküşü gibi büyük dönemeçlerde başvurulan bu devletin gizli kurallarının yeniden yazılması süreci, Trump başkan olmadan önce 2013 yılında sürdürülüyordu.

Global ulusal güvenlik mücadelesini ve diplomasisini enerji kaynaklarını düşünerek ayarlamak durumunda olan Amerika’nın artık enerjide kendisine yeter duruma geleceği netleşmişti.

Uzun vadeli stratejiler yeniden yazılıyordu Washington’da. Nitekim o çalışmalarda tahmin edilen her şey daha sonra tek tek olmaya başladı ama sadece zamanlamada bazı hatalar yapılmıştı. Enerji dalındaki teknik gelişmelerin hızını doğru tahmin edememekten kaynaklanan bu hata, konulan yeni stratejinin temelini değiştirmedi. Sadece ileriye yönelik bazı tahminlerin zamanlaması 10 yıl öne çekildi.

Kurallar yeniden yazıldı

Her başkanın uyması gereken derin kurallar yeniden oluşturuluyordu.

Ortadoğu’daki enerji kaynaklarına eski bağımlılığı kalmayan Amerika’nın hem kendine hem de dünyaya yeni kurallar koyması lazımdı.

Derin kuralları yazanların ellerinde Doğu Akdeniz’deki doğalgaz rezervlerinin özellikle İsrail açısından anlamı üzerine raporlar da vardı.

Enerjide kendine yeten Amerika’nın daha sonra bulunacak doğalgaz rezervleriyle yine kendilerine yetmeye başlayacak Mısır ve İsrail’le bölgede ortak yapacağı çok iş olacağı düşünülmeye başlandı.

Suudi Arabistan, Mısır ve İsrail üçgeninde yürütülmeye başlanan, Kudüs kararının alınmasını da içeren Ortadoğu’daki “nihai barış” adı verilen plan, temelde bu yeni bölgesel güce güvenilerek işleme konuldu.

Amerikan başkanlarının kendi bakış açılarına veya siyasetlerine göre değiştirmesi mümkün olmayan yeni kurallar konulurken işte bu parametreler öne çıkmıştı.

Global düzeyde kritik enerji rezervi olarak petrolün yerini likit gaz almaya başlıyordu.

Petrol ülkesi Suudi Arabistan, Trump’ın gezisinden hemen sonra temelde bu nedenle doğalgazda güçlü olan İran ve Katar’a karşı sertleşti.

Suriye’deki savaşları ve Doğu Akdeniz’de neredeyse her gün bir ülkenin deniz kuvvetlerinin tatbikat yapacağı haberinin “Navigational Telex” (NAVTEX) sistemine düşmesinin, yani Türkiye dahil bölge ülkelerinin bu hayati konuda gerekirse savaşa hazır oldukları mesajlarını vermesinin temelinde de bu gerçek yatmaktadır.

Amerika ve Doğu Akdeniz

Kaya gazını likit gaza dönüştürüp gemilerle dünyaya satma gücü olan Amerika, kendisi için olmasa dahi bölgeyi siyasi açıdan kontrol edebilmek ve İsrail’in güvenliğini sağlamak amacıyla Doğu Akdeniz’de güçlü bir şekilde olmak zorunda.

Sözcüleri asıl amaçlarının Amerikan doğalgaz şirketlerini korumak olmadığını söylese ve İsrail’le ortak tatbikat yapmak için bölgeye gidildiğini açıklasa da 6’nci Filo kumandanlığına bu ek misyonun da verildiği kesindir.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yakındoğu işlerinden sorumlu Bakan Yardımcısı David Satterfield işte bu hassas konu nedeniyle denizdeki 9 numaralı parsel hakkında Lübnan ve İsrail’le süregiden anlaşmazlığı çözdü ve bir uzlaşma sağladı. Avrasya işlerinden sorumlu bakan yardımcısı, önceki gün Güney Kıbrıs’a giderek Kıbrıs Rum liderleriyle enerji konularını görüştü.

Exxon Mobil, Total, Gazprom, PGNIG, Transgaz gibi büyük oyuncuların katılacağı Lefkoşa’da düzenlenen “9’uncu Akdeniz Petrol ve Gaz Forumu”na İsrail ve Amerika’nın güçlü katılımı var. (Haberturk)