Çile

14 Aralık 2017 Perşembe, 11:23

Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selam da O'nun pak Rasûlüne olsun.

Tehlikeler, insan için; imtihanlar, sorunlar, sıkıntılar, terk edilmeler, hastalıklar, huzursuzluklar, maddi manevi boşluklar, düşmeler, kalkmalar… Bizim için, evet bizim için ağlamalar, hüzünler, kederler, dertler… Çile, hemen herkesin dilinde gezen ama anlamı kavranamayan bir olgu… Bu yazıyı yazan da çileyi anlayabilmiş değil. Çile kimine göre derttir, kimine göre derman. Kimi ondan kurtulmaya çalışır, kimi ona sarılır.

İnsan mutluyken başına bir farklılık gelecek olsa, bu derttir, kederdir, hüzündür. Hani denir ya, Nasreddin Hoca fakir olduğunda sevinir, eline para geçince üzülürmüş. Bu davranışın sebebini soranlara da ‘Fakirlikten sonra zenginlik gelir. Zenginlikten sonra başıma bir şey gelecek olsa, bu olsa olsa fakirliktir.' dermiş. İnsan çilesi ile mutluysa, çilesine alışmışsa zaten sevabını alarak yaşayıp gidiyordur. Ancak çileden sonra başına bir hal gelecekse, o hâl sevinçtir, neşedir.

Mutluluk yalancıdır, hiç gitmeyecekmiş gibi gelir ve ummadığınız anda gider. Mutluluk, komşudan gelen yemek gibidir; çok da ihtiyacınız olmayan bir zamanda gelir ve ruhunuzu doyuracak büyüklükte değildir. Ruh, sonsuza âşıktır çünkü. Dünyadaki mutluluklarsa cennetin zerresinin zerresi bile değildir.

Âhirette, girmeyi umduğumuz yerde (cennette), görünürde çile yoktur. Orada meyveler bile kabuksuz ve çekirdeksiz. Ama çileden örülmüş köşkler vardır. Her çile, cennette bir ağaç, cennetteki köşkümüzde bir tuğla, cennet nehirlerinde birer damladır. Herkes dünyadaki çilesine göre makam kazanır cennette.

Mutluluk yüzsüzdür, çile ise asil. Mutluluk şıpsevdidir, çile ise sadık. Mutluluk bugün size gelir, bir bakarsınız ki yarın ellerin olmuştur. Çile ise bir sardı mı kolay kolay bırakmaz sizi. Çileyi sadece mutlulukla kıyaslamak yanlıştır. Çile sadece mutlulukta değil, her şeyden daha vefalıdır. Her şeyinizi kaybettiğinizi düşündüğünüz zaman, bir bakın etrafınıza... Çile hâlâ oralarda bir yerlerdedir.

Çile, maharetli ellere geçerse, ondan çeşit çeşit giysiler meydana gelir. Maharetli hanımlar çileyi alır atkı, bere, kazak örerler. Dertlerden, kederlerden ailelerini ısıtacak, soğuğa karşı onlara kalkan olacak giysiler, yani duygular örerler. Kimileri çocuklarına bilinçsiz bir şekilde ‘Çilem' adını koyar. Çilem ismini âlimlerimiz pek tasvip etmiyor. Ama bilen için çile, cennete götüren en kestirme yoldur. Nice hastalar vardır ki çektikleri çilelerle, geceleri namaz kılan, gündüzleri oruç tutanların mertebelerine ulaşmışlardır.

Dokunursanız yakar ama karanlıkları aydınlatan en güzel meşaledir çile... Çiledir en karanlık zindanları cennet bahçelerine çeviren. Çileye sabretmek, neşeye şükretmekten kolaydır. Allah insanı sabra daha meyilli yaratmıştır. Ayetlerde ‘Hâlâ şükretmeyecekler mi?' buyrulur ama ‘Neden sabretmiyorlar?' buyurulmaz. Sabredenler müjdelenir.

Son sözü Üstad Necip Fazıl'a bırakalım:

Yaşamak zor, ölmek zor, erişmekse zor mu zor!

Çilesiz suratlara tüküresim geliyor.

Vesselâm… (Doğruhaber)