Namazda huşûyu götüren sebepler

15 Şubat 2018 Perşembe, 11:08

Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selam da O'nun pak Resulüne olsun.

Namaz, Efendimiz(sav)'in ifadesi ile ‘dinin direği.' Namazda huşu da, namazın apayrı bir hazzı… Namazda huşûya götüren meselelerle ilgili çok şey yazılmış, konuşulmuş, hatta kitaplar dahi yazılmıştır. Biz de acizane, namazda huşûya götüren değil, namazda huşûyu götüren ufak tefek meselelerden bahsedelim istedik.

İyi veya kötü her ufak şey, sonucunu kestiremediğimiz büyük şeylere sebep olabilir. Her biri sadece minicik damlalardır ama sel, yağmurlar sebebiyle oluşur. Pamuk gibi yumuşacık ve hafif taneciklerdir kar… Ama tipi ve çığ, kar yağması sonucu oluşur. Namazda huşu da böyle ufak tefek sebeplerin birleşmesi sebebiyle gider elimizden. Biz namazda huşuya götüren şeyleri uygularız ancak aynen havuz problemlerindeki gibi, altta huşuyu azaltan bir delik, bir gedik vardır da fark etmeyiz. Peki, nedir bu önemsemediğimiz ve belki farkına bile varmadığımız küçük şeyler?

Bedenimizi bütün kirlerden arındırıp, abdesti hakkını vere vere aldık. Üstümüze rahat ve namazda rahatsız olmayacağımız, eğildiğimizde avret yerlerimizin açılmadığı, secdeye gittiğimizde nefesimizin kesilmediği elbiseler giydik. Saygı ve edeple de geçtik seccadenin başına, tövbe istiğfarımızı ettik ama namazda bir türlü istediğimiz huşûyu yakalayamıyoruz. Çünkü abdestimizi alıp çıktık ama lavaboda çeşme damlıyor. Tamir edebileceğimiz hâlde önemsememişiz, birkaç damladan bir şey olmaz diye düşünmüşüz. Oturma odasında namaz kılıyoruz ama diğer odalarda boşu boşuna lamba yanıyor. Dahası bilgisayarda işimiz varmış; namazdan sonra zaten devam ederim diye bilgisayarı kapatmamışız; o da orda boşuna elektrik harcıyor. Yahut televizyon…

Efendimiz(asv), “Nehir kenarında dahi olsan suyu israf etme!” buyuruyor. Bu hadis-i şerifi Avustralya'da satılan su şişelerinin üstüne yazmışlar.

Rabbimiz de, A'raf sûresinin 31. âyetinde “Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Allah israf edenleri sevmez.” buyuruyor. Rabbin huzurundayız ama O'nun sevmediği kişilerin vasfını taşıyarak… Seviyorum diyoruz ama kendimizi sevdirmek için tüm şartlar yerine gelmemiş daha… Başka bir husus da var ki, biz suyu elektriği israf ettiğimiz kadar duyguları da israf ediyoruz. Buğz ve adavet, günahlara, şeytana ve Allah'ın düşmanlarına olması gerekirken onu cömertçe(!) Müslüman kardeşimiz için harcıyoruz. Namaza başlarken kameti duyup kaçan şeytan, namaz sırasında geliyor ve kulağımıza o kötü duygularımızı fısıldıyor. Ne ümitlerle geçtiğimiz seccadenin başından nasıl bir hüzünle ayrılıyoruz; yine huşuyu yakalayamamış biri olarak. Hâlbuki dişlerimizi misvaklamaya kadar bütün şartları yerine getirmiştik. Ama küçük şeyler birikti ve damlattı tutmamız gereken huşûyu.

Küçük şey yoktur, küçük görülen şey vardır. Kâinattaki her şeyin bir izzet-i nefsi vardır ve küçük görülen her şey, bizden intikam almaya çalışacaktır. Küçük sebeplerden büyük güzellikleri kaybetmememiz duasıyla. (Dogruhaber)