'Müslüman'ın çocuğu da terörist!'

21 Aralık 2016 Çarşamba, 02:22

Batı’da gittikçe artan İslamofobi ile beraber Camii saldırıları ve müslümanlara yönelik hakaretler, özellikle medyanın İslam karşıtlığı üzerinden geçtiği haberler(!) veya programların bir sonucu olarak meydana gelmektedir.

Sol, yeşil, liberal veya orta yol siyasetinin zemin kaybettiği ve yabancı/islam karşıtlığı popülaritesinin siyasette gittikçe prim yaptığı Avrupa’da, toplum bilinçli bir şekilde kutuplaştırılarak korku üzerinden siyasi hesaplar yapılmaktadır.

Medya, oluşturulmak istenen bu korku halini taze tutmak/güncellemek için her gün servis ettiği haberler(!) veya programlar(!) ekranlarda/köşelerde yer almaktadır.

Müslüman için oluşturulan ilk klasik korku fotoğrafı, sakallı ve bol giyinimli, bayanlar için ise burka/çarşaf idi. Ancak zamanla bu fooğraflar da güncellendi(!).

Zamanla Batı, kendi eliyle besleyip büyüttüğü modern giyinimli lejyoner müslümanlar(!) piyasaya sürüp İslam’ın asla kabul etmediği/etmeyeceği eylemleri, bunların eliyle İslam adına yaptırarak yeni bir düşman müslüman(!) fotoğrafı oluşturdu.

Yeni fotoğrafa göre, Batıda yaşayan her müslüman potansiyel bir tehlike arz ediyordu. Çünkü modern giyiniyor, bulunduğu ülkeye uyum sağlıyor, konuşulan dile hakim oluyor, eğitim seviyesi yüksek olabiliyor, vs...

Lakin, oluşturulan bu yeni algı ile müslüman komşusu ile yıllar yılı huzur içinde yan-yana yaşayan yerlinin ruh dünyasında oluşturulan “acabalar?” yetmemiş ki, çok daha iğrenç ve bir o kadar da tehlikeli yeni algılar oluşturulmaya çalışılıyor/çalışılmaktadır.      

Masum ve birşeyden haberleri olmayan çocukları kastediyorum. Zira, siyonizmin sultası altında bulunduğu tartışmasız olan medya ve yine onların hizmetinde olan kimi uşakların el ele verip hazırlamış oldukları tiyatro eylemler/eylem hazırlıkları, artık müslüman çocukları üzerinden de yürütülüyor.

Çünkü yeni algı operasyonu ile söylenmek istenen şudur: “Müslüman olduktan sonra yaşı, cinsiyeti, giyimi, uyumu ve konumu ne olursa olsun her müslüman potansiyel bir tehdittir ve bu tehdit bertaraf edilmelidir!”

Buna delil olarak güncel bir gelişmeyi ele alalım. Geçtiğimiz Pazar günü (18.12.2016) Almanya’nın ciddi gazetelerinden Welt am Sonntag; Almanya'nın Ludwigshafen kentinde 12 yaşındaki bir çocuğun Noel pazarına bombalı saldırı düzenlemeye çalıştığı iddialarına yer vererek, Irak kökenli Alman vatandaşı olan çocuğun IŞİD tarafından eyleme azmettirildiği iddiasına yer verdi.

Haber(!): “Bu saldırı planının arkasında terör örgütü IŞİD'in olduğu tahmin ediliyor. Çocuklar da örgüt tarafından eğitiliyor ve uzaktan yönetiliyor. IŞİD teröristleri tarafından yapılan bu soğukkanlı hesap, Avrupa'daki adli makamlarca tahayyül edilebilir bir durum değil. Gelecek haftalarda Ludwigshafen'daki olayın yeniden kamuoyunun gündemine gelecek olması, bir kez daha ne kadar şanslı olunduğunu gösteriyor. Terörün eğittiği insanlar, çocuk olsun ya da olmasın, aramızda yaşıyor." şeklinde devam ediyor.

Anahtar cümleler veya algı kelimeleri: Almanya, Noel Pazarı, IŞİD, Irak kökenli, Alman vatandaşı, 12 yaşında, çocuk, terörist, uzaktan yönetiliyor, aramızda yaşıyor...

Liste daha da uzatılabilir, ancak Welt am Sonntag’ı da bünyesinde bulunduran Axel-Springer Yayın Grubu’nun bu denli yayınları ilk değil ve son da olmayacak. (Türkiye’de Doğan Medyasında da bu grubun ortaklığı bulunmaktadır.)

Bütün bunları, 2014 yılında yayınlanan ve daha ilk haftada dünyada izlenme rekoru kıran “American Sniper (Keskin Nişancı)” filminde, sözde Iraklı bir çocuk canlı bombayı haklı(!) olarak keskin nişancılığı ile öldüren ve birçok insanı ölümden kurtaran Irak’taki kahraman(!) Amreikanlı keskin nişancının hikayesi ile beraber yan yana koyarsak, algı operasyonu ile hazırlanan kitleler ve bu kitlelerin yaşadığı ülkelerde hazırlanan yukardaki anlatılan senaryolar...

“Müslümanın çocuğu da teröristtir(!) ve toplumun selameti(!) için bertaraf(!) edilmelidir...”   

(Yunus KIZIL)